Bugün erken kalkın dostlar, çok büyük bir tarihçiyi uğurlayacağız |
Türkiye, bugün milyonların sevgilisi İlber Hoca’sına veda ediyor. Prof. Dr. İlber Ortaylı, sadece Türk tarihini iyi bilen bir bilim insanı değildi. Osmanlıyı bildiği kadar Roma’nın, Hafsburgların, Çarlık Rusyası’nın ve İran’ın tarihlerine de hakim olarak karşılaştırmalı analizler yapabilen nadir entelektüellerden biriydi.
Bizim kuşaklardan hariciyeci olup da İlber Ortaylı’yla anısı olmayan çok az diplomat vardır. Bir kısmı rahmetliyle Mülkiye’de aynı sınıfta okumuş, birçoğu talebesi olmuş, bazıları da görev yaptığı ülkelerde ona dokunmuştur. Kendisi de gerek yazılarında, gerek sohbetlerinde “monşer” diye aşağılandığı dönemlerde bile “devletlüm” diye hitap ettiği Türk diplomatlarından daima övgüyle söz eder, saygı gösterirdi.
Soldan sağa Hasan Göğüş ve İlber Ortaylı
Mülkiye’de öğrenci-hoca ilişkisi haricinde fazla tanışıklığım olmayan İlber Ortaylı’yı büyükelçi olarak görev yaptığım dört ülkede de ağırlamak zevk ve onuruna sahip oldum. Bu sayede kendisiyle yakın bir dostluk tesis ettik. Türkiye’de bulunduğum yıllarda da ya yüz yüze görüşmelerle ya da telefonla teması devam ettirdik. O kadar yoğun mesaisinin arasında, lütfedip 43 yıllık meslek anılarımı derlediğim “Zor Başkentlerde Diplomasi” kitabımın ön sözünü kaleme aldı.
İlber Hoca’nın çok renkli ve değişik bir kişiliği vardı. Aşağıda nakletmeye çalışacağım üç anım sanırım kendisinin farklı yönlerini yansıtması açısından güzel birer örnek olacaktır.
Agra’dan beş misli fiyata aldığı sehpa
2003 yılında Hint Hükümeti’nin davetlisi olarak Yeni Delhi’ye geldi. Yanlış hatırlamıyorsam ilk kez Hindistan’ı ziyaret ettiğinden ikametgahtaki sohbetlerimizde alış veriş yaparken dikkatli olmasını, bu ülkede pazarlıkta sınır bulunmadığını eşimle birlikte dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. İki gün sonra da “Taj Mahal”i görmek üzere, Agra’ya yolcu ederken “Taj........