menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Macaristan’dan ötekine

17 0
17.04.2026

Magyar’ın seçilmesi Macaristan’da radikal bir değişikliğe tekabül etmiyor, etmeyecek, onu hemen belirteyim. Sistemi alt üst edecek bir değişim değil bu. Mevcut yapının revizyonunu öngören ve yine sağdan gelen bir farklılaşma.

Yine de başta Amerika olmak üzere Orban’ın etrafına dizilmiş hegemonya bir nebze de olsa yenilgiye uğradı. Sonucu, Magyar’ın Amerika ve hegemonya karşıtlığı değil, Orban’ın tüm Avrupa Birliğini şiddetle rahatsız eden Rus yanlısı tutumu sağladı. Magyar, ona karşı çıkınca istediğini elde etmek yolunda önemli bir aşama kaydetti.

Bu işaretlerin de dışa vurduğu gibi, Magyar’ın kazanarak Macaristan’da yeni bir iktidarı başlatması hızla geçiştirilecek ve sadece yüzeyindeki ifadeyle benimsenecek bir ‘olay’ değil. 16 yıldır neredeyse ‘tek adam’ olarak ülkeyi yöneten ve bir demokratik sistemde mevcut olması gereken tüm kurumları teker teker ortadan kaldıran kişinin ağır bir yenilgiye uğratılarak uzaklaştırılması elbette önemli. Burada Macar halkını Magyar’dan daha fazla kutlamak gerekir, ama o da halkı hareketlendirmek bakımından yabana atılmayacak bir politika izledi. O politika, bu sonuç, bizi siyaset biliminin en temel sorunuyla karşı karşıya getiren bir çelişki: bir öncü siyasetçi olmasaydı, hatta hiç siyasetçiler olmasaydı halk kendi kendisini yönetebilir miydi, nasıl yönetecekti?

Bana Shakespeare’in en şaşırtıcı ve üstünde en çok düşünülmesi gereken oyunlarından birini, Coriolanus’u, tersinden hatırlatan bu soruyu şimdilik bir yana bırakıp ele alırsak asıl mesele şu ki, Magyar, bekleneceği gibi, soldan bir hareket değil. Tam tersine. Ciddi ciddi sağda bir siyasetçi Magyar ve bu niteliğiyle Orban’ın öteden beri geliştirdiği popülist siyasete karşı literatürde merkezci popülizm denen bir damarı işlek tuttu.

Partisinin merkezde kalmasına, ortalama seçmene hitap etmesine ve onların duygularını okşayacak bir politika geliştirmesine özel bir önem verdi. Sonunda herhangi bir sağ partinin herhangi bir ülkede savunması gereken siyaseti ve kurumsal yapıyı ortalama deyimlerle savundu. Böylece mevcut ideolojik çizgiden kopmadı ama o çizginin büsbütün tahrip ettiği dokuyu onaracağını söyleyerek iktidar oldu. İşin ‘yanisi’ şu: ülke o kadar akıl almaz ölçüde sağa kaymıştı ki, hani........

© T24