Türkiye’yi Avrupa’dan dışlama gayretleri başarılı olabilir mi? |
Ursula von der Leyen’in skandal sözleri
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in (UvdL) geçenlerde Almanya’nın en saygın yayın organlarından Die Zeit’e verdiği mülakatta Türkiye hakkında sarf ettiği skandal sözler ülkemizde oldukça ses getirdi. UvdL Avrupa’nın Rusya, Çin ve Türkiye’nin nüfuzuna girmemesi için bir an önce başarıyla “tamamlanması” gerektiğini söyleyerek hem kafasında Türkiye’yi nereye oturttuğunu hem de nasıl bir Avrupa tahayyül ettiğini açık etti.
Külliye’de yaşadığı alçak koltuk muamelesinden dolayı bir ara bizim kamuoyunun sempati ve dayanışma duygularına mazhar olan UvdL, Türkiye’yi Rusya ve Çin’le aynı kategoride telaffuz etmekle kendi koltuğunun gerektirdiği sorumluluk ve ciddiyeti taşımaktan uzak olduğunu gösterdi. Rusya Avrupa için uzun zamandır bir ciddi hasım. Ukrayna saldırısından sonra da kıtada korku saçan bir tehdit haline dönüştü. Çin ise sadece Avrupa için değil, Batı aleminin tamamı için ciddi bir ekonomik, siyasi ve teknolojik rakip ve meydan okuma. Bazı çevreler Çin’i de tehdit olarak görüyorlar. Avrupalılar Çin’i dışarıda tutmak için ümitsiz bir çabanın içindeler.
Buna karşılık Türkiye, şu andaki siyasi sorunlar ne olursa olsun, AB tarafından hukuken kendi içine almayı taahhüt ettiği bir katılım adayı. Türkiye baştan beri AK ve NATO gibi Avrupa’nın temel yapıları içinde kurucu veya katkı sağlayan üye statüsü taşıyor. UvdL’nin bunları bilmemesi mümkün değil. Ülkesi Almanya’nın birleşmesine giden yolda NATO üyesi olarak yaptığı katılarından dolayı Türkiye’ye şükran duyması gerekir.
Avrupa’nın “tamamlanması” ne anlama geliyor?
UvdL’nin Die Zeit mülakatında ağzından çıkardığı “Avrupa’nın tamama erdirilmesi” baklası ne anlama geliyor? Belli ki UvdL’nin kafasında Türkiye hariç mevcut adayların içeriye alındığı, muhtemelen Ukrayna’nın da dahil edildiği bir Hristiyan Avrupa kalesi (Fortress Europe ) kurmak var. Bu kalenin duvarları esasen Türk-Yunan kara ve deniz sınırlarında çok önceden yükseldi. Benzer bir duvar da Bulgar sınırında var. Avrupa kalesinin görünmeyen duvarlar da mevcut. Bunlar Türk vatandaşlarının maruz kaldıkları ayrımcı ve küçük düşürücü vize uygulamaları ve sınır kontrolleri şeklinde tezahür ediyorlar.
Peki böyle bir Avrupa UvdL’nin sözleriyle “tamama ermiş” olur mu? Tarafsızlığı ile uluslararası saygınlık sahibi İsviçre’yi hariç tutarsak, İngiltere’nin, Norveç’in ve Türkiye’nin içinde yer almadığı, ama küçük Balkan devletlerinin olacağı bir “Avrupa” tamam sayılabilir mi? Bunun boş bir hayal olduğu Ukrayna kriziyle kendiliğinden ortaya çıktı. Rusya Ukrayna’ya saldırınca tarafsız AB üyeleri İsveç ve Finlandiya çareyi AB’den medet aramakta değil, NATO’ya girmekte buldular. Zira AB ne kadar yaldızlı ve müreffeh bir hayat vaat etse de iş güvenliğe gelince eksik kalıyor.
Ama Avrupalılar için Trump’tan sonra NATO üyeliği de işe yaramadı. Çünkü Trump yönetime döndükten sonra bu kez NATO içinde ABD’nin arkasına saklanma lüksünü kaybettiler.
Trump’ın gelişi ve Ukrayna krizi gösterdi ki Avrupa sadece ekonomik ve siyasi bir birlik olarak tamamlanmış sayılmıyor. Askeri bir yapı oluşturamadıkça, Avrupa ne kendine yetecek bir güç olabilecek, ne de global bir oyuncu. Bu ancak NATO’nun AB dışı üyeleri İngiltere, Norveç, Kanada ve Türkiye gibi savunma çabalarına kapsamlı katkı sunan ülkelerin resmin içine dahil edilmesi ile gerçekleşebilecek. Ama gelin görün ki İngiltere’nin ve Norveç’in AB’ye katılmaya niyetleri yok. Kanada zaten kıtanın dışında. ABD’nin dışarıda kaldığı bir denklemde, bu ülkeler NATO’ya halel gelmedikçe, bir “Gönüllüler Koalisyonu” kurulmasını tercih ediyorlar.
Türkiye ise kendisi ile iş birliği yapıldıkça (mesela SAFE projelerine ve savunma ihalelerine........