menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump’ın İran melodram tiyatrosu

48 0
27.03.2026

Sahnedeki birincil rol sahipleri ve anlık değişen senaryo

İran Savaşı dördüncü haftasında oyuncu kadrosu zengin, cinayeti, felaketi, acısı ve entrikası bol bir taşra melodramına dönüştü. Oyunun başrolünde Trump ve Netanyahu var. Zaten bu oyunu da onlar tezgahladılar. Ortada saldırının amaç ve hedeflerine dair dört başı mamur bir senaryo yok. Trump baştan kolay zafer sevdasındaydı. Venezuela gibi kısa sürede sonuç alacağını sanıyordu. İş uzadıkça, dahili ve harici şikayetler arttıkça, tuluat tiyatrosu gibi senaryoda anlık değişiklikler yaparak zafer ilan edip perdeyi kapatmaya çalışıyor. Ama bu oyundan öyle kolay çıkış gözükmüyor.

Netanyahu görünürde Trump’ın suyuna gitmeye çalışıyor. Lakin kafasındaki senaryodan ayrılmaya hiç niyeti yok. Netanyahu’un kafasındaki senaryoda nükleer silah üretme olanakları elinden alınmış, füze yetenekleri olmayan, vekil güçleri terk etmiş, dişleri sökülmüş, İsrail’e dost bir İran yaratılana kadar saldırıların kesintisiz devam etmesi yer alıyor.

Netanyahu’nun senaryosu iç kamuoyunda desteği azalmaya başlayan Trump’ın siyasi kariyerini riske sokar. Yakında ABD’de ara seçimler yapılacak ve işler Trump için iyi gitmiyor. Daha bu hafta, malikanesi Mar-a-Lago’nun da içinde yer aldığı Florida Eyaleti’ndeki bölge özel seçimini Demokrat aday kazandı. Kasım’da gerçekleşecek olan Kongre (Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve Senato’nun üçte biri) ara seçimlerini Demokratların kazanması halinde, işler hem Trump için hem Netanyahu için zora girecek.

Trump’ın tiyatrosunda ABD ekibinin yardımcı rollerinde “Savaş” Bakanı Hegseth ve Dışişleri Bakanı Rubio yer alıyorlar. Savaşın başında adı pek anılmayan Başkan Yardımcısı JD Vance ile Başdanışman Witkoff ve damat Kushner ise, senaryoda Trump’ın yapmak istediği değişiklikler tutarsa, sahneye çıkabilecekler.

İsrail cenahında Netanyahu’dan sonra sahnede en çok Savunma Bakanı Katz görünüyor. Katz’ın ABD-İsrail ikilisinin ortadan kaldırdıkları İranlı liderlerin isimlerini açıkladığı replikler unutulacak gibi değil. Katz Lübnan’a karşı başlatılan bombalama ve işgal harekatında da başrollerde. İsrail Litani Irmağı’na kadar olan güney Lübnan topraklarını boşaltıp tampon bölge olarak işgal etme planını artık gizlemiyor.  

İran tarafında kadro habire değiştiği için kahramanların kim olduğu güç  takip ediliyor. Şu sıralar Meclis Başkanı Muhammed Bekir Galibaf’ın adı öne çıktı. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Arakçi sahnede bir görünüp bir kayboluyorlar. Başrolde olması gereken yeni “yüce” lider Müçteba Hamaney piyasada gözükmüyor. O ortaya çıkmadıkça Galibaf’ın yıldızı daha da parlayacak. ABD basınındaki spekülasyonlara bakarsanız, Galibaf’ın, Pezeşkiyan’ın ve Arakçi’nin isimleri vurulacaklar listesinden çıkarılmış. Ne de olsa ABD’ye muhtemel müzakerelerde muhatap gerekiyor.

Maalesef bu oyunda başrolleri hep kötü adamlar paylaşıyor. İyi adamların şansı yok.

Tali roller

İran’ın misilleme saldırılarına uğrayan Körfez Arap liderleri bu tiyatroda tali rollerdeler. Aralarından bazen cılız olarak, Suudi Veliahtı (ülkeyi o yönetiyor) Muhammed Bin Selman’ın (MSB) sesi işitiliyor. Onun ve  BAE şeyhi Muhammed Bin Zayed Al Nahyan’in molla rejiminin işi bitirilmeden ABD’nin savaşı durdurmasını istemedikleri, hatta Suudilerin gerekirse savaşa katılabilecekleri iddia ediliyor. Diğerlerinin sesleri pek çıkmıyor. Bunlar  mollaları karşılarına almak istemiyorlar. Özellikle her fırsatta Türkiye’de arzı endam eden Katar şeyhi Tamim Bin Haddad El Sani (Thani) ülkesi füze yağmuruna tutulmasına rağmen, ortalıkta gözükmemeye çalışıyor. Ancak, sesleri çıksın veya çıkmasın, tüm Körfez ülkeleri savaştan sonra yaralı ve öfkeli bir İran’la başbaşa kalmak istemiyorlar. Savaş bitip Amerika çekilince, güvenliklerini nasıl sağlayacaklarını bilmiyorlar. Aslında şimdi dahi güven altında değiller. ABD Patriotlarına rağmen İran her yere kolayca füze ve dron atabiliyor. 

Trump bu tiyatroda NATO ve Asya-Pasifik’teki müttefiklerinin de yanında durarak rol üstlenmelerini istedi. Ama son yazımda belirttiğim üzere kimse Trump’ın kendisine biçtiği rolü kabul etmiyor. Kimsenin Trump’ın Hürmüz boğazı tuzağına düşmeye niyeti yok. Buna karşılık Fransa ve........

© T24