Kendi düşen ağlamaz, Kemal Bey!
Duyduk ki Deniz Göktaş’ın yanına gitmişsiniz, Kemal Bey.
“Ölü Deniz” ile kısa sürede milyonların izlediği ve sevdiği o cesur gençle görüşmüşsünüz.
Böyle popüler biriyle görüşme hamlesi doğrusu iyi bir fikir.
Bir de onun serbest bırakılmasını sağlasaydınız, nasıl bir bomba etkisi yaratırdı!
Bunu yapabilir miydiniz, Kemal Bey?
İktidar bu konuda size yardımcı olur muydu?
CHP genel başkanlık koltuğunun yanında bu da bir şey mi!
Deniz’le görüşme fikri sizden mi çıktı, sizin danışmanlarınızdan mı? Yoksa “yukarıdan” gelen bir öneri miydi bu?
Öğrendiğimiz kadarıyla Deniz, sizinle görüşmek istememiş. Kendisi “emrivaki oldu” diyor.
“Geçmiş olsun” demişsiniz, o da teşekkür etmiş. “Bir ihtiyacınız var mı?” diye sormuşsunuz, “yok” demiş.
Aslında sizinle görüşmek istemediğini söylemiş.
“Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın!” demiş.
Siz başınızı sallamışsınız, sonra da gitmişsiniz.
Deniz Göktaş’la görüşme hamlesi boşa düşmüş.
Bu arada adliyede yine size “hain” ve “dışarı” diye bağırmışlar.
Yüzünüzden kimse sizin canınızın sıkıldığını, üzüldüğünüzü anlayamaz. Bu konuda özel bir yeteneğiniz var. Ama moralinizin bozulduğunu tahmin edebiliriz.
Sizi Kadir İnanır’ın........
