menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güney Kafkasya’da ABD güçleniyor, Rusya zayıflıyor, İran kaygılı

40 101
15.02.2026

DiğerEkonomiTüm HaberlerBasında BugünHava DurumuDövizGaleriKonularMizah DergileriBir Bakışta BugünKitap24

Güney Kafkasya’da ABD güçleniyor, Rusya zayıflıyor, İran kaygılı

Son yıllarda Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rusya'nın Kafkasya'da konum kaybetmesi, ABD'nin bölgedeki hızlı atağının şartlarını hazırladı

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ABD Başkanı Donald Trump ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (soldan sağa)

Bazen büyük devletlerin dünyanın bir bölgesine ağırlığını koyması, kendi sistematik çabalarından ziyade diğer büyük devletlerin zayıflaması sonucu gerçekleşiyor. ABD’nin Güney Kafkasya’daki hızlı atağının gerisindeki en önemli faktörlerden biri, Rusya’nın bölgede güç kaybetmesi süreci oldu.

Son 4 yıl boyunca dikkatinin ve askerî potansiyelinin önemli bölümünü Ukrayna’da yoğunlaştıran Rusya, birçok diğer bölgede olduğu gibi Kafkasya’da da zayıfladı. On yıllar süren Karabağ Savaşı’nı kazanan Azerbaycan’ın yanında duran Türkiye ve İsrail’in Kafkasya’daki etkisinin artması da ABD’ye yaradı. Ayrıca son dönemde Ermenistan’ın Rusya’dan uzaklaşma çabaları ile 2024 yılı sonunda düşürülen Azerbaycan uçağı için Kremlin’in özür dilemekten kaçınması sonucunda Moskova ile Bakü arasında çıkan kriz de Washington’un ekmeğine yağ sürdü.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve fiilen “bölge valisi” olan Barrack öncülüğündeki girişimler, Türkiye’de yapılan 19 Haziran 2025 Erdoğan-Aliyev, 20 Haziran 2025 Erdoğan-Paşinyan görüşmeleri, Zengezur Koridoru’nu “Trump Rotası”na (TRIPP) dönüştürme planının temellerini oluşturdu. 10 Temmuz 2025’da Abu-Dabi’de Aliyev ve Paşinyan 5 saat boyunca son ayrıntıları görüştüler. Sonunda 8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da Güney Kafkasya neredeyse “altın bir tepsi içinde” Trump’a sunulmuş oldu.

Orada yapılan anlaşmanın devamı da geçtiğimiz günlerde geldi. Ve ABD Başkan Yardımcısı Vance önce Ermenistan’ı hemen ardından da Azerbaycan’ı ziyaret etti.

Paşinyan’a seçimlerde destek ve ticari yatırım

Vance’in Erivan ziyareti, Ermenistan açısından ilk kez bu düzeyde bir ABD yöneticisinin ülkeye gelmesi açısından bile önemliydi (Üst düzey ziyaretlerin sonuncusunu, 2012’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı H. Clinton Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ı ziyaret ederek gerçekleştirmişti).

ABD Başkan Yardımcısı Vance ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan

Karabağ Savaşı’nı kaybeden, küçük ve yoksul bir ülke açısından Amerikan sermayesini çekmek kritik bir hedefti. Bu, on yıllardır savaşan bir ülke halkına, iktidarın kaybettiğini itiraf ettiği bir savaştan sonra “ancak barış ile refahın gelebileceği” mesajını vermesi açısından anlamlıydı.

Bu mesajla birlikte, ABD’nin, zor bir siyasi denklem içinde, Rusya yanlısı muhaliflere ve Kilise’ye karşı ilerlemeye çalışan Başbakan Paşinyan’a, önümüzdeki Haziran ayında yapılacak parlamento seçimlerinde destek vereceğini açıklaması da çok önemliydi.

Ayrıca Amerikan tarafı Erivan yönetimine iki aşamada toplam 9 milyar dolarlık nükleer ürün ve hizmet vermeyi vaat etti. Ermenistan'ın ABD'den 11 milyon dolarlık keşif İHA teknolojisini de kapsayan alım yapacağı duyuruldu. Bu anlaşmaların, nükleer ve askerî alanlarda Moskova'nın söz konusu ülkedeki etkisini azaltmayı amaçladığı kuşku götürmüyor.

ABD ile Azerbaycan arasında stratejik ortaklık

2008’de dönemin ABD Başkan Yardımcısı Cheney Azerbaycan’a gittiğinde iki ülke arasındaki ilişkiler oldukça mesafeliydi ve lider Aliyev’in tavrı soğuktu. Ancak köprülerin altından çok su aktı ve Bakü yönetimi güçlendi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve ABD Başkan Yardımcısı Vance

Bu kez oldukça sıcak bir ortamda Vance’den pek çok olumlu mesaj geldi. ABD’nin artık Azerbaycan’ı Kafkasya, Hazar ve oradan da Orta Asya’ya uzanan ulaşım hatlarında temel partner olarak görme isteği hissediliyordu. Taraflar arasında stratejik ortaklık anlaşması yapılması önemliydi.

Ayrıca ABD ile Azerbaycan arasında ticaretin çok yönlü olarak geliştirilmesi ve bu arada enerji alanında da iş birliğine gidilmesi konusu görüşüldü. Bu durum, Azerbaycan petrolünün Batı'ya satılmasının eskisinden daha kolay hale geleceği anlamında da yorumlanabilir.

Gürcistan devre dışı, İran kaygılı, Rusya beklemede

Yakın geçmişte ABD’nin Kafkasya’ya yapmaya çalıştığı “çıkarma”nın ana halkası Gürcistan’dı. Hatta iki devlet arasında 2009’da stratejik ortaklık anlaşması imzalanmıştı. Ancak Tiflis’in ABD ve aday üye durumuna geldiği AB ile ilişkileri geliştirmekten kaçınarak tekrar Moskova’ya yaklaşma çizgisine yönelmesi sonucu, bu anlaşma 2024’te Amerikan tarafınca iptal etmişti.

Bu soğukluğun hâlâ devam ettiği söylenebilir. Vance’in bölgede ele aldığı ticaret ve ulaşım hatları konusu şu aşamada Gürcistan’ı dışlıyor. Ancak Rusya güç kaybetmeye devam ederse Tiflis de Washington’la temasları arttırabilir.

Diğer taraftan Tahran bölgede Washington'un etkisinin hızla güçlenmesinden oldukça rahatsız. Bazı analistlere göre, ABD Başkan yardımcısı Vance'in Ermenistan ve Azerbaycan'daki temas ve anlaşmalarının ana amaçlarından biri de, bu ülkeleri İran'a karşı yapılacak operasyonlarda kullanmak.

Bakü-Tahran hattı zaten uzun süredir gergin. Geleneksel olarak iş birliği içindeki Erivan ve Tahran arasındaki ilişkilerin bundan sonra nasıl bir gelişme göstereceği merak konusu. Ancak son anlaşmaların ve TRIPP Projesi'nin daha şimdiden İran'da ciddi kaygılar yarattığı ortada. 

Vance’in Güney Kafkasya temasları hakkında Moskova'dan farklı sesler yükseliyor. Kimilerine göre, Ukrayna'daki savaşla ilgili olarak Rus ve Amerikan liderler Putin ve Trump arasındaki yakınlaşmaya güvenilmeyeceği, ABD yönetiminin Rusya'yı zayıflatmayı amaçlayan bu ziyaretleriyle iyice netleşti. Daha radikal söylemler kullanan bazı milliyetçi çevreler ise Moskova'nın Ermenistan'daki ekonomik ve askerî kozlarını kullanarak ve Gürcistan'la iş birliğini geliştirerek bölgeye ağırlığını koyması ve ABD'nin oyununu bozması gerektiğinden söz ediyor. 

Kremlin on yıllar boyunca süren Karabağ Savaşı sırasında hem Ermenistan'ı hem de Azerbaycan'ı en fazla etkileyen uluslararası aktördü. Eğer bu dönemde iki devlet arasındaki çatışmalardan yararlanma politikası yerine barışı sağlama doğrultusunda öncülük yapabilseydi, bundan hem bölge halkları hem de kendisi kazançlı çıkabilirdi. Ancak malum, tarih şart kipiyle yorumlanamıyor.

Gerçek olan, şu anda ABD'nin Kafkasya'da belki de daha önce hiç olmadığı kadar güçlü bir konuma geldiğidir. Ve bu süreç, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginliği azaltarak barışın pekiştirilmesine yol açma potansiyeli taşıyor. Ancak ABD'nin geçmişine ve bugününe baktığımızda, onun bütün cüssesiyle girdiği ülke ve bölgelerde zamanla ciddi sorunların yaşandığını da gözardı edemeyiz.

Hakan Aksay, 1981'de 20 yaşında bir TKP üyesi olarak Sovyetler Birliği'ne gitti. Leningrad Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi'ni bitirdi. Brejnev, Andropov, Çernenko ve Gorbaçov iktidarları döneminde 6 yıllık kıymetli bir SSCB deneyimi kazandı.

Doğu Almanya'da 1,5 yılı aşkın gazetecilik yaptıktan sonra TKP'den ayrılarak Türkiye'ye döndü. Bir yıl kadar sonra bağımsız bir gazeteci olarak Moskova'ya gitti ve 20 yıl boyunca (Yeltsin ve Putin dönemlerinde) çeşitli gazete ve TV'lerde muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptı.

Bu dönemde Türk-Rus ilişkileriyle ilgili çok sayıda proje gerçekleştirdi. Moskova'da '3 Haziran Nâzım Hikmet'i Anma' etkinliklerini başlattı ve 10 yıl boyunca organize etti. Dergi ve internet yayınları yaptı. Rus-Türk Araştırmaları Merkezi'nin kurucu başkanı oldu.

2009'da döndüğü Türkiye'de 11 yılı T24'te olmak üzere çeşitli medya kurumlarında çalıştı; Tele1 ve Artı TV kanallarında programlar hazırlayıp sundu; Gazete Duvar'ın Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Türkiye'nin önde gelen Rusya ve eski Sovyet coğrafyası uzmanlarından olan ve "Puşkin madalyası" bulunan Hakan Aksay'ın Türkçe ve Rusça dört kitabı yayımlandı.

Yazarın Diğer Yazıları

İnsan hiç değişmiyor mu yoksa giderek kötüye mi evriliyor?

Şiddet, kötülük ve kabalık eğilimi, çok kaygan bir sıvı gibi sokaklarımızda ve damarlarımızda hızla yaygınlaşıyor

Ünlülerin farklı yanlarını ve zaaflarını didiklemek

Kahramanlarını yerle bir etmekten hoşlanan sıradan ölümlülerin acımasızlığı her dönem kendini gösterir

Trump şaşkınlığı bitiyor, direnişin işaretleri ortaya çıkıyor

Dünyada ağır aksak da olsa on yıllardır süren düzenin yerine tek devletin zorbalığına dayalı yeni bir dönem başlatmaya çalışan Trump'a karşı farklı sesler yükseliyor

© Tüm hakları saklıdır.

Kullanım ve Gizlilik Şartları

Dünya Basınında Bugün


© T24