menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gülistan Doku nerede?

13 0
thursday

Tuncay Sonel, 26 Haziran 2020’de Tunceli’den geldi. Seddar Yavuz’un (05.07.2017–18.06.2020) yerine Ordu’ya atanmıştı. Seddar Yavuz, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu yargıya taşıyan ilk isim. Gülistan Doku dosyasını, Doku ailesinin Tuncay Sonel hakkında yaptığı suç duyurusunu ve bu karanlık olayın hala çözülememiş olduğunu biliyorduk. Ancak Ordu, “büyükşehir” statüsüne rağmen, işleyişin hala bir taşra pratiğiyle yürütüldüğü bir il; bugün de bu devam ediyor. Bu nedenle ne idiğü belirsiz yerel basından ne bir mesafelenme, ne sivil inisiyatiften onurlu bir duruş ne de var olmayan entelijansiyadan bir aydın tavrı doğdu. Nitekim herkes sıraya girdi; çiçeğini, “fındıklı” çikolatasını da alarak “hayırlı olsun” ziyaretlerine koştu. Boy boy fotoğraflar verildi. “Anadolu irfanı” söylemleri eşliğinde, kaybolan daha doğrusu kaybedilen bir genç kızın hikayesi göz ardı edildi.

Tüm kamu yetkilerini elinde bulunduran bir vali, oğlu ve vicdanını yitirmiş bir annenin hiçbir şey olmamış gibi Ordu’da hayatlarını devam ettirmelerinin seyircisi olduk. Ben Gülistan Doku’yu, hep, basına servis edilen o kamera görüntüsündeki yalnızlığı içinde; sonunu bilmediği bir felakete doğru tek başına yürüdüğü o yolda hatırlayacağım. Bulunamayan bedeni ve huzura eremeyen ruhu için sormaya devam edeceğim: Gülistan Doku nerede?

Gülistan Doku

Tuncay Sonel, 21 Ağustos 2023 tarihinde Ordu’dan adeta bir kahraman gibi; gözyaşları eşliğinde ve billboardlara kamu bütçesinden verilen reklamlarla uğurlandı. Bu utanç verici sahneler yaşanırken, “gelen ağam, giden paşam” misali herkes mutlu mesut yeni atanacak vali için hazırlığa başladı. Ta ki bugüne kadar… Görünen o ki, altı yıl sonra gözden çıkarıldılar ve yaşananlar “kahraman savcı” vurgusuyla bir film senaryosu gibi basına servis edilmeye başlandı. Dün susanlar, yarın küçük küçük konuşmaya başlayacak. Her zaman olduğu gibi: geç, ürkek ve hesap vermeden.

Tüm bunlar yaşanırken, geçen haftalarda yine eski Ordu valilerinden Kemal Yazıcıoğlu’nu İstanbul’daki evinde ziyaret eden CHP’nin Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe ve Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Karlıbel’in fotoğraf servis etmesi geçmişle yüzleşmeden, bugünü anlamanın mümkün olmadığını hepimize işaret ediyor.

Kemal Yazıcıoğlu; 12 Eylül Darbesi sonrası “DAL” olarak bilinen “Derinlemesine Araştırma Laboratuvarı”nın kurucusu, işkenceci eski Ordu Valisi’dir (1997–2006). Alparslan Türkeş için açılan taziye defterine “Başbuğum, ne öğrendiysem sizden öğrendim” yazan bu eski emniyetçi (Komiser Kemal), yüzlerce ailenin üzerinde ahı olan derin bir yapılanmanın karanlık bir gölgesidir. Susurluk süreci (1996) döneminde emniyet müdürü olması, dönemin “derin devlet” iddialarıyla anılan figürleriyle ilişkileri ve görevden alınma süreci dahi hala aydınlatılamamıştır.

12 Eylül Darbesi öncesi ve sonrası yaptıkları ayrı bir makale konusu; derin, çok derin bir çukurdur. Ordu valiliği kendisine adeta bir emeklilik hediyesi olarak verilir ve bu süreçte yaşananlar buraya sığmaz ama birkaç örnek verelim:

Doğu Anadolu’dan Ordu’ya gelen mevsimlik fındık işçilerine (Kürtlere) iş verilmesini ve kente girişlerini yasaklayan kişidir.

Türkiye’de ilk olarak Ordu ili sınırları içinde Ahmet Kaya’ya ait albümlerin dağıtılmasını, satılmasını, halka sunulmasını ve iş yerlerinde ticari amaçla bulundurulmasını da yasaklayan kişidir.

Define avcısıdır! Kurul Kayalarını, Yason Burnu’nu ve Çambaşı’nı özel izinle karış karış arayan da kendisidir. Bu aramalarda neler bulunduğu kamuoyuna hiçbir zaman yansımadı.

Ordu Valiliği’nin internet sayfasında erişime açık olarak verilen “Ordu’da Görev Yapmış Valiler” listesinden fotoğrafları kaldırılan kişiler de FETÖ soruşturmasına giren valiler. Gelenler, gidenler ve “yaramaz adam” diyerek işaret edilmediği sürece gittikleri her ilde at koşturan kamu görevlileri ile üç maymunu oynayan “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” bir toplumda gerçeğe, doğruya ve toplumsal ahlaka ulaşmak imkânsız.


© T24