Zaten 2 mesele var: Futbol ve siyaset

Şahane bir haftayı daha geride bıraktık. Dünyanın herhangi bir ülkesinde akla gelmesi bile imkansız hadiseler birbirini izledi. Biz Türklerin bu benzersiz, beklenmedik ve “yok artık” denileni bile vareden hâlleri, mevcudiyetimizin yegane temeli artık.

Motosikletinin arkasına oturttuğu çocuğuyla ana caddede seyreden babanın kafasında kaskı var. Buna mukabil, arkadaki çocuğun saçları uçuşuyor; babası “hava alsın biraz” diye düşünüyor! Gayet misafirperveriz ayrıca. Gezi Parkı’ndan geçerken nefeslenmek için bir banka otursanız, 3-5 dakika sonra polis gelip kimlik sorar; ama İngiliz falansanız durum başka. Bu takdirde değil oturmak, parktaki özel bölümlere yerleşebilir; biranızı-miranızı göstere göstere içebilir; bağırıp çağırabilir; hattâ açıkhavada işeyebilirsiniz. Bundan daha elim ve vahim olmak üzere, tüm bu kepazelikleri “Türkiye’nin acayip tanıtımı yapıldı”, “ülkeye müthiş bi döviz girişi oldu”, “turizm sektörü daha da büyüdü”, “içki-bira satışlarımız katlandı”, “ya sen diyosun ya, İngiltere prensi bile tribündeydi” diye savunduk!

“Sömürge”ye gelmiş futbolsever turistleri bağrımıza basarken, “çüş artık” diyen birkaç kendini bilmez yazarı da tersledik. “Astonbul” diyerek-yazarak şehrimize sahip çıkan bu “kardeşlerimizi”, şehrin göbeğindeki büyük stadyumda ağırladık. O gün öğlen 12.00’den itibaren Dolmabahçe bağlantılı tüm yolları, büyük bir alanı trafiğe kapatarak, sevgili İngiliz-Alman dostlarımızın........

© T24