Paralar ‘kara’, cinayetler olağan! |
Türkiye’nin özellikle son 10 yıldır yaşadığı-maruz kaldığı kötülükler, daha önceki felaketli dönemleriyle bile kıyas kabul etmez niteliktedir.46 yıl önceki 12 Eylül darbesi sonrasındaki dönemde gözaltına alınan 940 kişiden bir daha haber çıkmamıştır. Bu elim hadiselerin neredeyse tamamı, siyasi gerekçelerle ve devlet eliyle işlenen cinayetlerdir. 2010’ların ortasından itibaren ise, bu alanda karakter değişir. Şüphesiz devlet yine işin içindedir ama, bu pis işler için artık yeni tip organizasyonlar oluşmuştur. Bunların temel özelliği, devlet-iktidar bağlantısıyla kayıtdışı servet sağlamak; bu miktarların bir kısmını siyasi iktidar sahiplerine vermek; önlerine çıkan kimi engelleri de “bir şekilde hâlletmek”tir. Nüfusun artması, sanayi ve tarım üretiminin çakılması, civar coğrafyalardaki savaşlar; paranın iyice kararmasına yol açmıştır. İş bilmeyen ve liyakatsiz devlet-hükümet görevlileriyle, kılıç kuşanmış kişilerin işbirliği-ortaklığı gelişir.
Zaten dış düşmana ihtiyaç duymayan biz Türkler, bu yeni dönemde artık tamamen birbirini “düdüklemek”, gerekirse yoketmek üzerine taktik kabiliyetlerimizi arttırmışızdır. Sahtekarlık ve ahlaksızlık, özellikle son 5-6 yıldır siyasetin en tepesinden sokağa kadar hakim olmuştur. Ülkemizde muhalefetin, gazeteciliğin, haberciliğin de bitişi-bitirilişi ile sosyal medya üzerindeki birkaç cılız ses dışında herhangi bir şey kalmamış; “insan mısın da bir hakkın olsun?” durumu yaygınlaşmıştır.
Hâl böyleyken aynı iktidar sahipleri, “her sahada her geçen gün çok daha iyiye-ileriye giden ülkemiz” motto’suyla bu rezil durumları rasyonalize etmeyi sürdürmüş; “eski Türkiye”ye rahmet okutan uygulamalar, saygısızlıktan........