Fedakarlık, saldırı ve karşı saldırı…

Bu dünyadaki en “fedakar” dostlarımız, her yıl olduğu gibi geçen hafta da ciddi bir kısmını kesip yediğimiz koyun-kuzu ve danalardır. İngilizcede “feast of sacrifice” denen bu bayram, insan türü kendi evladını öldürmesin diye yaklaşık 15-20 bin yıldır her gün yüz binlercesi boğazlanan hayvanların “mübarek” tarihini hatırlatır. Üstüne üstlük bir de “Allah kabul etsin” diyerek bu durumu rasyonalize etmek ve dînî referansları kendi afiyetimiz için kullanmak; tam da bizim türümüzün karakterini yansıtan bir gelenektir. Böylelikle diğer günlerde mezbahalarda giyotinlenen hayvanları, bu özel bayram vesileyle şereflendirmiş oluruz!

Geçen haftaki Kurban Bayramı, bu yıl İstanbul’un fethiyle aynı zamana denk gelince; havai fişek saldırılarını da ekleyerek zaten sayıları azalmış “fedakar” kuşları da programımıza dahil ettik. Katmerli ve sevaplı bir uygulamaydı! Yine de bizim Türk insanının, çok çok eski zamanlardan nasılsa bugüne kadar gelmeyi başarmış bir saf-doğal-naif hâli, “insancıl” dediğimiz bir yapısı bulunduğuna inanırım. Örneğin bu kurban kesimleri sırasında, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun açıklamalarına göre ülkemizde sadece birinci gün 13.513 kasabımız-vatandaşımız yaralanmış. Bu veri sadece ilk günü ve hastaneye başvurmayı gerektirecek vakaları kapsıyor tabii; daha hafif yaralanmaları ve toplam zayiatı bilmiyoruz. Yani insanımız da bir anlamda gayet “fedakar”.

Bayram........

© T24