menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Kılıç artığı’ tabiri ve sonrasındaki vuruşlar

22 0
30.04.2026

Yaklaşık 300 bin sene önce aşağı yukarı bugünkü fiziksel hâlini aldığı düşünülen insan türü, yaşarken ölümlü olduğunu idrak eden tek tür sıfatıyla da farklılaştı. Ondan sonrası malum. Bu durumun omurilikte meydana getirdiği sinirle harekete geçen Homo sapiens vaziyete hakim oldu ve dünya bugün bildiğimiz durumlara evrildi. Önce diğer türleri, sonra başta kadınlar olmak üzere kendi türünü öldüren-yiyen-köleleştiren atalarımız, kötülük tarihine altın harflerle geçti. Tepede ışık ve ısı veren kör edici bir yuvarlak, o gidince çıkan ve sürekli şekil değiştiren bir kamer ve aralarda parıldayan küçük şeyler… Rüzgar, bulut, yağmur, kar… Başımıza yağan göktaşlarına karşı, ellerimizi gökyüzüne kaldırarak çeşitli tuhaf sesler çıkardık 10 binlerce yıl. Çok sonradan keşfedeceğimiz atmosferin hayatın kaynağı olduğunu, Tanrı’nın yukarda bulunduğunu anladık; yer altından gelen sarsıntılar ve dağların içinden fışkıran ateşler ise düşman iblislerin işiydi.

Bu kısa tarih ukalalığından sonra, günümüze gelelim. Geçen zaman içerisinde beynimiz ve “aklımız” büyüdü tabii ama, türümüze dair kimi yapısal özelliklerimiz devam etti; hatta kötülükle ilgili kısımlarımız iyice gelişti. Arada gelen peygamberler de “yapmayın-etmeyin” diye bizi uyardılar ama dinlemedik. Bu dinlememeyi de zaman içerisinde “din”i kullanarak, bu öğretileri kendimize yontarak neredeyse bir isyan noktasına taşıdık. Kimliklerimizi “düşünce”ye bulayarak çeşitli ideolojiler geliştirdik.

Geçen haftanın ülkemizdeki popüler sosyal medya konusu da, yine “kimlik” üzerineydi. Mine Kırıkkanat’ın twitter üzerinde Kemal Kılıçdaroğlu için sarf ettiği “kripto kılıç artığı” lafı ciddi bir hadise oldu. Yazar özür diledi, düzenli yazdığı........

© T24