Sanatı kim ölçüyor: Batı’nın onayı mı, piyasanın iştahı mı?
Diğer
10 Şubat 2026
Son haftalarda açılan sergiler, izlediğim filmler ve sosyal medyada önüme düşen kısa videolar, sanata verilen değeri ve bu değerin nasıl ölçüldüğünü bir kez daha hatırlattı.
Sosyal medya sağ olsun, ülkenin aydın olarak önemsediği bazı figürlerin zihinsel kodlarını tüm çıplaklığıyla açığa çıkarıyor. Tarihçi Murat Bardakçı’nın Osman Hamdi’nin resimleri üzerine yeniden dolaşıma giren sözleri estetik bir yargıyı ifade etmiyordu:
"Edirne’den çıkınca beş para etmeyen eserleri koleksiyonuma eklemem."
Bardakçı, bu ifadeyle, bir sanat eserinin ancak Batı tarafından onaylandığı takdirde değerli olabileceğini ima ediyor.
Kaplumbağa Terbiyecisi tablosuyla bilinen Osman Hamdi’nin Türkiye’de sanatın gelişmesi için yaptıklarını burada tek tek sıralamayacağım. Merak edenler okuyabilir.
Bardakçı gibi kendisini neredeyse her konuda otorite ilan edenler için bir sanat eserinin değeri Batı’nın mührüne bağlı. Estetik bir yargı yerine, sanatı değerlendirme sorumluluğunu başkasına devreden bu yaklaşım değeri üretmek yerine de ithal etmeyi tercih ediyor.
Sanat tarihini ve değerini Batılı koleksiyonerlerin parasıyla ölçenlerin entelektüel değeri “Edirne’den çıkınca” hangi kulaklarda yankı buluyor? Türkiye’de bilirkişi tayin edilen bu isimlerin küresel düşünce dünyasında herhangi bir karşılığı var mı?
Galerilerin fiyat yükseltmesine ilişkin söylediği birkaç doğru sözden sonra lafı Osman Hamdi’nin resimlerine getirip “beş para etmez” demesi sanat konusundaki cehaletini gösteriyor.
Sanatın değeri ona bakma biçimiyle ilgilidir. Sanatçılar ve üretimleri hakkında eleştiri yazılmıyor, sanat tarihçileri ve filozoflar bu üretimleri ciddiyetle ele almıyorsa; sorun sanatçıda değil, değer üretmeyen düşünce ortamındadır.
Mubi’de şu sıralar yayında olan Jean-Michel Basquiat’nın Gençliğinin Son Yılları: İşte Bu! adlı belgesel Basquiat’nın 70’li yılların sonu ve 80’li yılların başındaki bir dönemine odaklanıyor. Yönetmenliğini Sara Driver’ın üstlendiği filmde çocuk yaşta evden kaçan Basquiat’nın Washington Square Park'ta bankların üzerinde uyuduğu dönemden ilk resminin satılana kadarki yaşamı yakın çevresinin tanıklığıyla anlatılıyor.
Resimlerini sokak duvarlarından buzdolabına, giydiği........
