menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul Bienali’nin teması ‘Üç Ayaklı Kedi’ metaforu ne anlatıyor, bienalde bizi neler bekliyor?

15 1
09.09.2025

Diğer

09 Eylül 2025

Uluslararası İstanbul Bienali’nin 18’inci edisyonu 20 Eylül’de açılıyor.

Küreselleşen dünyada görünür olma kaygısıyla 1987 yılında başlayan Bienal, belirsizliklerle dolu bugünün çok merkezli dünyasında kırılgan ama dirençli varlığını sürdürüyor.

Neoliberal kültür politikalarının bir aracı olmakla da eleştirilen bienaller, artan sansür ve sınırlamalardan her geçen yıl biraz daha fazla etkileniyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen uluslararası etkinlik, küratör krizi yaşanmasaydı aslında geçtiğimiz yıl yapılacaktı. Daha önce de toplumsal, siyasi, ekonomik nedenlerle üç kez ertelenen Bienal, otoriterleşen iktidarın kültürel katmanlara yayılmasından dolayı dördüncü ve son ertelemeden yara alarak çıktı.

Bu yılki Bienal de “zaman” ve “onarılma”yı odağına alıyor.

Beyrutlu küratör Christine Tohmé tarafından düzenlenen 18. Edisyon, “Üç Ayaklı Kedi” teması etrafında şekilleniyor. Üç ayrı bölümden oluşacak etkinlik, diğer bienallerden farklı olarak üç yıla yayılacak.

Tohmé, yıkımların, zorunlu göç ve savaşların yarattığı travmalardan korunmaya çalışırken yeni yollar arayan insanı, oyun oynarken bir uzvunu kaybetmiş kediye benzetiyor. Üç ayaklı kedi metaforu Bienal’in 3 yıla yayılmasına da gönderme yapıyor.

Bienal’in “ilk ayağı”nda 30’u aşkın ülkeden 47 sanatçının eserleri “Kendini Koruma” ve “Gelecek Olasılıkları” başlıklarıyla sergilenecek. Sekiz farklı mekâna yayılan ve ücretsiz gezilebilecek sergilere performanslar, gösterimler ve konuşmalar eşlik edecek. İlk ayak iki ay sürecek.

Kavramsal çerçeveye bakınca anlıyoruz ki 18. edisyon giderek otoriterleşen iktidarların yarattığı kutuplaşmaya karşı tekil doğruların olmadığı, sınırların kaybolduğu, hiyerarşiden uzak çoklu bakış açılarıyla farklılıkları kucaklayan bir buluşma vadediyor. Ötekiliğin kutlandığı bir direnç alanı, bir sanat buluşması…

Sanatçıların güncel sanat pratiklerine bakınca “melezlik” son edisyonu tanımlamak için en uygun kavramlardan biri sanırım. Farklı........

© T24