Beethoven’ın huzurunda sanata veda: Artık şarkı söylemeyeceğim

Diğer

27 Ocak 2026

Semiha Berksoy

Kırmızı boyalı yanakları ve tüylü şapkası ile Semiha Berksoy’u ilk ve son kez 1996 yılında Genç Etkinlik’te gördüm. O zamanlar Pera’da, İstanbul’un göbeğinde olan Tüyap Fuar Merkezi’nde sergi açılışına gelmişti. Onu fotoğraflarından değil resimlerinden tanıdım. Kendisine refakat eden birkaç kişiyle birlikte içeri mi giriyordu yoksa dışarı mı çıkıyordu hatırlamıyorum ama sergi girişindeki fotografik kare belleğime takılı kaldı. Yüzünde tebessümle karışık ciddi bir ifade vardı.

İstanbul Modern’deki sergi afişini gördüğümde hafızamda takılı kalan o kare yeniden gözümde canlandı. Sanatçının şimdiye kadarki en kapsamlı sergisi Tüm Renklerin Aryası 200’ü aşkın eserle birlikte fotoğraflardan Nazım Hikmet’e mektuplara, filmlerden, röportajlara uzanan geniş bir arşiv sunuyor.

Onu 1996 yılında gördüğümde 86 yaşındaydı. Sergideki eserlerin bir kısmı bu tarihten sonra imzalanmıştı. Sanatçının üretme azmi, kuşkusuz onun en ilham verici özelliklerinden biriydi.

1969'da Haus am Lützowplatz'da ilk kişisel sergisi açıldığında ise 59 yaşındaydı.

Berksoy, Fikret Mualla’ya resimlerini göstermeye cesaret edemediği o ilk yıllardan, yüzünü “bir kanvas gibi” boyadığı son yıllarına kadar bütüncül bir sanat eseri inşa etti. Resimleri, teknik bir mükemmellik arayışının değil, yaratıcı benliğinin dolaysız dışavurumuydu.

Türkiye’nin ilk opera sanatçısı olan Berksoy, görsel ve işitsel iki tutkusunu kendi bedeninde buluşturdu. Sahnede canlandırdığı tragedya kahramanları onun için sadece hayal ürünü değil gerçek dünyanın acısını ve çatışmalarını taşıyan canlı varlıklardı. Hayal ve gerçek dünya arasındaki geçirgen sınırlarda kendi mitlerini yarattı. Sahnede ses verdiği personalar, tuvallerinde oto-portrelerine dönüşerek sanatının omurgasını oluşturdu.

Bunun en somut örneklerinden biri Beethoven’ın Fidelio operası üzerinden kurguladığı dünyadır. Operada erkek kılığına girip Fidelio adını alan Leonore, politik bir mahkûm olan kocasını kurtarmaya çalışır.

Berksoy’un sahnede canlandırdığı Leonore, resimde kendi portresi olarak tasvir edilir. Üstte büyük harflerle FIDELIO ve Beethoven yazısı, resmin referansını operanın anlatısına doğrudan sabitler. Bu karakter, sanatçının kendi hayatındaki en derin bağlardan birine, Nazım Hikmet’e eklemlenir.

Opera karakterleri Leonore ve Florestan resimde Nazım Hikmet’in tutukluluk yıllarına göndermede bulunur.

Berksoy’un Beethoven’in operasında hayat verdiği Leonore,........

© T24