Depremden sonra hastalar boğularak öldü, mahkeme “yeni delil” saymadı! |
Diğer
05 Şubat 2026
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçti.
Sürekli yapılan, yapılmayan konutlar tartışılıyor ve iktidarın karnesi bunun üzerinden ölçülüyor ancak yakınlarını kaybedenler açısından ikinci bir yıkım yargıda yaşanıyor.
Adalet Bakanı’nın verdiği rakamlar bir yana, asıl mesele, depremden sonra söylenen, “1999 depremindeki gibi olmayacak” sözlerinin tutulamamış olması.
1999 depreminden sonra, yıllar boyunca, önce zamanaşımı tartışması yürütülmüş, zamanaşımı süresinin binanın yapımıyla mı, yoksa depremle mi başladığı konuşulmuştu. Yargı, bu tartışmayı geride bıraktığında, deprem tarihi esas alınsa bile dosyaların neredeyse üçte birinin zamanaşımına girdiği anlaşılmıştı.
Birkaç sembolik davada verilen cezalar dışında, sorumlu kimseye esaslı ceza verilmemişti.
* * *
“Bu kez öyle olmayacak” denildi.
Ancak buna rağmen müteahhitler ve yapı denetçileri dışında neredeyse yargılanan yok. 2 bin 500’ü aşkın ceza davası açıldı ancak bunların çok azında ağır cezayı gerektiren “olası kast” uygulaması talep edildi. Bunun yerine düşük ceza verilmesini sağlayan, “bilinçli taksirden” işlem yapıldı.
Kamu görevlisi sanık neredeyse yok. Birkaç davada, birkaç belediye görevlisi yargılanıyor, o kadar.
Olmayacak yerlere imar izni verenler, yapılara onay verenler, olmayacak yerleri imara açanlar sanık bile olamadı.
Bir de üzerine deprem davaları af kapsamına alınmak istendi ancak depremzedelerin direnişiyle bu engellendi.
İnsanlar üç yıldır mahkeme mahkeme geziyor ve adalet arıyorlar.
* * *
Vahim örneklerden biri Kırıkhan Devlet Hastanesi…
Burada yaşananları gündeme getiren isim bu hastanede babası İsmet Şafak’ı kaybeden Murat Şafak ile avukatı Bülent Akbay.
Şafak’ın babası deprem nedeniyle hastanenin yıkılmasından dolayı ölmedi. Daha vahim bir biçimde, depremden sonra 15 saat boyunca hayatta kalmış olmasına rağmen hayatını kaybetti.
Şafak, depremden 20 gün kadar önce babası İsmet Şafak’ı Kırıkhan Devlet Hastanesi’ne yatırmıştı. Babasının ciğerleri su topluyordu ve bu nedenle yoğun bakımda tutulmasına karar verilmişti. Solunum cihazına bağlanmıştı. Gelen ziyaretçileriyle görüşebiliyor, çocuklarıyla sohbet edebiliyordu. Bilinci açıktı.
Depremden sonra hastanenin acil bölümü açıktı. Yüzlerce hasta getiriliyordu. Bina ayaktaydı ancak diğer girişler kapalıydı.
Hastası yoğun bakımda olanlara, “O hastalar gemiyle Mersin’e götürüldü” açıklaması yapıldı.
Mersin’den haber bekleniyor, yola çıkma hazırlıkları yapılıyordu ki depremden üç gün sonra bir hemşire aileyi arayarak, “Gelin ölünüzü alın” dedi.
Murat Şafak, yoğun bakım katına çıktığında babasını yatağında ölü vaziyette buldu. Sonra diğer yataklara baktı. Bütün hastalar ölmüştü. Jeneratörler devreye girmemiş, solunum cihazları devrilmiş, yoğun bakım katı terk edilmişti.
Yoğun bakıma üç gün boyunca kimsenin girmediği anlaşıldı. 20’ye yakın hasta burada ölmüştü.
Şafak, babasının cenazesini 9 Şubat’ta almasına rağmen, ölüm belgesine ölüm tarihi olarak 6 Şubat yazıldı. Deprem günü.
Ancak bir farkla. Ölüm saatine, deprem saati yazılmadı. Depremden sonra kaderine terk edildiği için ölmemiş, doğal yollardan yoğun bakımda hayatını kaybetmiş........