25 yılda bitirilemeyen katliam davasındaki skandallar ve hesap vermeyenler
Diğer
17 Ocak 2026
Durmaksızın önümüzden akıp geçen olaylar, durmaksızın yaşanan ölümler, durmaksızın işlenen suçlar.
İki gündü unutulan, unutturulmak istenen her bir olayın arkasında hayatlar var. Adalet mücadelesine adanmış hayatlar.
* * *
Şimdi reformlardan bahsediliyor yine.
Yargı çok hızlanacakmış, bitmeyen davalardaki sorunlar neredeymiş, bulunacak ve çözülecekmiş.
Geriye doğru tarayın, benzer 100 haber daha bulacaksınız.
Radikal biçimde sorunu çözeceği söylenen adımlar, düzenlemeler, verilen müjdeler!
* * *
Kadastro, arazi anlaşmazlığı vb. davalarda sorunlar bin bir türlü çözülebilir elbette.
Ancak bazı davalarda sorun yargının gecikmesi değil, davayı bitirmek istememesi.
Bu nedenle 90’lı yıllarda, 2000’li yılların başında işlenen ağır suçlarla ilgili davalar birer birer zamanaşımına giriyor.
Bir sorunu çözmek isteyenler için yol açık.
Kimse bu davalara bakanlar, soruşturma aşamasında dosyayı yıllarca açık tutanlar, mahkeme kararlarına rağmen dava açmayanlar, buyursunlar hesabını sorsunlar.
Sormuyorlar.
Zira bu davaların zamanaşımına girmesinden rahatsız da olmuyorlar.
* * *
19 Aralık 2000’de, Türkiye genelindeki 20 cezaevine eşzamanlı olarak düzenlenen ve adına o dönem, “Hayata Dönüş” denilen operasyonda 32 kişi öldü.
Önce F tipi cezaevlerine karşı ölüm orucu eylemi yapan mahpusların kendi arkadaşlarını yaktıkları açıklamaları yapıldı.
Sonra, özellikle de Bayrampaşa Cezaevi’ne ilişkin Adli Tıp raporu çıktığında koğuşlara yanıcı özelliği olan ve belirtilen miktardan fazla kullanılması durumunda boğulmaya ve yangına yol açacağı açıkça belirtilen gaz bombalarından yüzlercesinin atıldığı anlaşıldı.
Yıllar süren uğraşlardan sonra emri verenler hakkında değil, operasyona katılanlar hakkında bir zahmet komik bir dava açıldı.
Ve Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Hayata Dönüş Katliamı davasında kısa süre önce zamanaşımı kararı verdi.
* * *
Bu kararın gerekçesi geçtiğimiz günlerde tamamlandı.
T24’ten Can Öztürk, bu gerekçeli kararı haberleştirdi.
Karar her yönüyle tarihi önemde.
Hem geçmişten bu yana ne olup bittiğini anlamak açısından hem de bu kadar tarihi bir davada, uzun yıllar sonra verilen zamanaşımının nedenlerini anlatamaması yönünden…
Anlatamıyor zira mahkemenin yasaya göre davanın zamanaşımına girdiğini söylemesi dışında kararda herhangi bir neden bildirilmiyor.
Adı üzerinde gerekçeli karar ama gerekçe yok. Zaten neden zamanaşımı kararı verildiğini kısa hükümden de görebiliyorsunuz.
Bekliyorsunuz ki gerekçeli kararda davanın bunca zaman neden bitirilemediği bir zahmet açıklansın.
Ama hayır, kimse hesap sormayacağı için bu zahmete de girilmemiş…
* * *
Kararın dramatik yanlarından biri, Hayata Dönüş Katliamı’nın Ümraniye Cezaevi ayağıyla ilgili davanın zamanaşımına sokulmasını emsal almış olması.
O kararda da elbette zahmete girilmedi ve neden davanın zamanaşımına girdiğinin gerekçeleri açıklanmadı.
* * *
Ama kararda katliam sonucunda neler olduğu da yazıyor:
* * *
Bu raporlar bize açıkça hükümlü ve tutukluların uzaktan yapılan atışla öldürüldüklerini söylüyor. Ölümlerinden önce veya sonra kurşun yaralarının genişletildiğini…
Adli Tıp raporları, açıkça ölümden önce işkence ile kurşun yaralarının genişletilmiş olma ihtimalinin bulunduğunu vurguluyor.
Ve yine rapor hükümlü ve tutukluların yanma ve karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu yaşamlarını yitirdiklerini de açıklıyor.
Daha ne olabilir ki?
Birilerinin işkencenin, cinayetin, insanların koğuşta yanarak, zehirlenerek ölmelerinin hesabını vermeleri........
