Sanat geleneğin kopyası mıdır; laissez faire, laissez passer!*

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

01 Ocak 2026

Fotoğraflar: Werner Kmetitsch, Stephan Brückler, Wiener Staatsoper / Michael Pöhn

VİYANA GÜNLÜĞÜ III

Dört gündür bu şehrin damarlarında dolaşıyorum. Marina Abramović gibi devlerin sergileri, iki tiyatro oyunu, bir konser ve bir bale derken sanat maratonunun finalini Staatsoper’de (Viyana Devlet Operası) yaptım. Sahnede, 38 yaşındaki rejisör Nikolaus Habjan’ın Fidelio yorumu vardı. Beethoven’ın on yılda tamamlayabildiği tek operası olan bu eser; kocası Florestan’ı haksız yere tutulduğu siyasi hapishaneden kurtarmak için erkek kılığına giren Leonore’nin hikâyesini, daha doğrusu tiranlığa karşı verilen o ebedi özgürlük savaşını anlatıyor.

Aynı zamanda bir kukla sanatçısı olan Habjan; bu yenilikçi rejisinde opera sanatçılarının ellerine kuklalar vererek, karakterlerin korkuyla nasıl ikiye bölündüğünü ve çaresizleştiğini simgeliyor. Alışıldık Orta Çağ zindanları yerine sahneyi gri, soğuk bir devlet dairesine çevirerek, bizi kötülüğün günümüzdeki o tanıdık hâliyle yüzleştiriyor.

Sabah günün ilk kahvesini içerken “Acaba Avusturyalı eleştirmenler bu yenilikçi eser için ne yazmış” diye araştırmaya koyuldum. Eleştirileri okudukça, Viyana’nın o meşhur soğuğunun sadece sokaklarda değil, bu ülkenin “entelijansiyasının” da fikirlerinde hâkim olduğunu, değişime ne kadar inatla direnç gösterdiklerini fark ettim.

Yarım asırdan fazladır aynı prodüksiyonu izlemenin getirdiği alışkanlıkla konfor alanlarından çıkmayı reddeden eleştirmenler, bu yenilik karşısında hep bir ağızdan bağırmış. Bu yüzden bu yazıda asıl amacım size temsili anlatmaktan öte, bu tepkileri irdelemek. Neden bu tarz cesur ve yenilikçi işleri sahnelerde giderek daha az izlediğimizin kesin cevabı bende olmayabilir; ama bu tahammülsüz tepkilere bakınca, sebeplerden birinin de bu zihniyet olduğunu düşünüyorum.

Tiyatro bilimci ve eleştirmen Renate Wagner, Der Opernfreund’daki eleştirisinde sahnedeki o insan boyutundaki kuklalar için çok sert konuşmuş. Wagner’e göre bu kuklalar hikâyeye hiçbir değer katmadığı gibi, “müzikten ve olay örgüsünden uzaklaştıran bir karmaşa” (Was bringt uns das außer Gewurle auf der Bühne, das sowohl von der Handlung wie von der Musik ablenkt?) yaratıyormuş. Ona göre opera sanatçıları kuklaların yanında “çaresizce” dikiliyor ve biz Florestan’ın acısını hissedemiyoruz, çünkü hikâye bu “Kirli, bitik Florestan kuklasıyla” ciddi şekilde zedeleniyormuş.

Ancak bu noktada Wagner’e katılmak zor. O kuklayı “bir........

© T24