menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir şehir efsanesinden Oscar yarışına: Brezilya’nın “Kıllı Bacağı”

16 0
22.03.2026

98. Akademi Ödülleri 15 Mart gecesi Los Angeles’ta düzenlenen törenle sahiplerini buldu. “En İyi Film”, “En İyi Uluslararası Film”, “En İyi Erkek Oyuncu” ve “En İyi Casting” kategorilerinde yarışan “Gizli Ajan” (O Agente Secreto), törenden ödülsüz ayrılsa da Brezilya sinemasının son dönemdeki yükselişini görünür kıldı.

Geçen sene Walter Salles’in yönettiği “Hâlâ Buradayım” (Ainda Estou Aqui) ile Brezilya ilk kez “En İyi Uluslararası Film” Oscar’ını kazanırken, filmin başrol oyuncusu Fernanda Torres de “En İyi Kadın Oyuncu” dalında aday gösterilmişti.

Bu yıl ise Kleber Mendonça Filho imzalı “Gizli Ajan” dört adaylıkla dikkat çekti. Şimdilik Akademi’den ödülsüz dönmüş olsa da Brezilya’nın toplumsal hafızasını, kent deneyimini ve politik mücadelelerini sinemasal dile aktarmada en usta çağdaş yönetmenlerden biri olan Kleber Mendonça Filho’nun adını önümüzdeki yıllarda daha sık duyacağımız aşikâr.

“Gizli Ajan”, aday olduğu kategorilerin hiçbirinde favori değildi. Yine de bu yıl ilk kez verilen “En İyi Oyuncu Kadrosu” (Best Casting) dalında Oscar alarak güzel bir sürpriz yapabilirdi. Böyle bir sürpriz kuşkusuz Brezilya sinemasına çok yaraşırdı. Zira filmde önemsiz ya da gözden çıkarılabilir tek bir rol bile yok. En küçük rolün bile Brezilya siyasetine dair belirli bir fikri temsil ettiğini söyleyebiliriz. 

Üstelik filmin oyuncu kadrosunda bu ödüle aday olan sürpriz bir karakter de vardı.  Brezilya’da diktatörlük döneminde sansürün sembolü haline gelen “Kıllı Bacak”, kuşkusuz filmin en önemli karakterlerinden biriydi ve Oscar’ı sonuna kadar hak ediyordu.

Melez filmlerin cesur yönetmeni

Kleber Mendonça Filho, son yıllarda Brezilya’nın uluslararası alanda en çok öne çıkan yönetmenlerinden biri. Politik meseleleri güçlü bir sinema diliyle ele alan Mendonça Filho’nun filmleri genellikle belirli bir janra sığmıyor.

Söz gelimi, toplumsal gerçekçi bir atmosferde başlayan “Gizli Ajan” filmi, “Kıllı Bacağın” ortaya çıkışıyla bir anda büyülü gerçekçi bir havaya bürünebiliyor. Öyle ki sinema eleştirmeni Mehmet Açar’ın ifadesiyle “Gizli Ajan”ı izlerken “Nasıl bir filmin içindeyim?” diye düşünüyorsunuz.

Mehmet Açar’ın da belirttiği gibi, film bir yandan kara komedi türünün hakkını verirken diğer yandan melodram unsurları da içeriyor. Büyük ölçüde “politik gerilim” türünde ilerleyen film, yeri geldiğinde fantastik unsurları hikâyeye ustalıkla dahil edebiliyor.  

Mendonça Filho’nun Juliano Dornelles ile birlikte çektiği “Bacurau” (2019) da bilimkurgu ve western unsurları içeren ve farklı türler arasında gezinen melez bir filmdi.  72. Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'ne layık bulunan “Bacurau”, tıpkı “Gizli Ajan” gibi Brezilya siyasetine ilişkin alegorilerle doluydu.  

“Bacurau”, bir kaza sonucu yola saçılmış boş tabutlar ve yerde kanlar içinde yatan bir adamın cansız bedeniyle başlıyordu. “Gizli Ajan” da tıpkı “Bacurau” gibi bizi bekleyen tekinsiz olaylara işaret eden bir sahneyle açılıyor.

Şehirlerarası yolda, bir benzin istasyonunda geçen ilk sekans bizi 1977 yazına, karnaval dönemine götürüyor. İnsanlar samba eşliğinde eğlenirken askerî rejim altında şiddetin nasıl gündelik hayatın bir parçası haline geldiğini görüyoruz. Öyle ki polis, üzerine gazete örtülü halde günlerdir yerde çürümekte olan ve köpekleri üzerine çeken cesetle ilgilenmektense, benzin alan sürücüyü haraca kesmeyi tercih ediyor.

Armando Solimões adındaki sürücü, üniversitede elektrikli otomobil projesi üzerinde çalışan bir akademisyen. Siyasete karışmamış olmasına rağmen üzerinde çalıştığı projeyle askerî yönetimin tepkisini çekmiş ve karısıyla birlikte hedef haline gelmiş.

Armando rolünde, Oscar’a aday gösterilen performansıyla Wagner Moura’yı izliyoruz.  Armando’nun yolculuğu, Brezilya’daki askerî rejim döneminden önemli bir kesit sunmakla kalmıyor, devlet terörünün sıradan hayatlara nasıl derinden nüfuz edebildiğini gözler önüne seriyor.

“Gizli Ajan”, askerî diktanın kendi gerçekliğini nasıl acımasızca dayattığını sadece ana karakterin hikâyesiyle değil, yan karakterler ve yan öykülerle de öylesine derinlikli bir şekilde gösteriyor ki diktatörlük dönemi bitse bile o gerçekliğin bugünleri de şekillendirmeye devam ettiğini açıkça görebiliyoruz.

“Gizli Ajan” filminde Wagner Moura

Sansürü aşan bir şehir efsanesi: “Kıllı Bacak”

“Gizli Ajan”ın en şaşırtıcı ve ilgi çekici sahnesi kuşkusuz film boyunca ara ara ortaya çıkan, bedeninden kopmuş bir bacağın sonunda canlanarak Recife sokaklarında dolaşmaya başladığı ve parktaki gençlere, eşcinsellere ve seks işçilerine saldırdığı sahne.

Bu fantastik sahne aslında gerçek bir şehir efsanesine dayanıyor. Yönetmen Mendonça Filho’nun çocukluğu, 1970’lerde askerî dikta altında, ülkenin en canlı kültür merkezlerinden biri olan Recife’de geçmiş. Bu dönemde yerel gazetelerde kıllı, bedensiz bacaklar hakkında hikâyelerin çıktığını hatırlayan Mendonça Filho, yıllar sonra bu hikâyelerin Raimundo Carrero adlı bir yerel gazeteci tarafından sansürü aşmak için yazıldığını keşfetmiş.

“Arşivlerdeki gazetelere dönüp baktığınızda, kıllı bacak hakkında yazılmış orijinal haberlere rastlayabilirsiniz ve bunlar tamamen ciddi bir dille yazılmıştı,” diyor Mendonça Filho. Ve ekliyor: “Neredeyse polis haberleri gibiydi. Ancak şiddet eylemlerinin faili olarak kıllı bacak gösteriliyordu ve bu da büyük bir sansasyon hâline gelmişti.”

Böylelikle Recife’de ortaya çıkan “Kıllı Bacak” (Perna Cabeluda) efsanesi, etkin bir sansür stratejisi haline gelmiş. Askerî diktatörlük döneminde gazeteciler ve köşe yazarları, polis şiddeti ve devlet kaynaklı suçları doğrudan yazamadıkları için, bu olayları “Kıllı Bacak yaptı” diyerek anlatmaya başlamışlar.

“Kıllı Bacak” sayesinde hem metinler sansürü aşmış hem de okurlar gerçeği anlayabilmişler: Parktaki eşcinseller saldırıya mı uğradı? Kesin “Kıllı Bacaktır”. İnsanlar durduk yere ortadan kayıp mı oluyor? Elbette “Kıllı Bacak” yüzünden.  Zamanla bu şehir efsanesi öyle büyümüş ki insanlar geceleri şehir merkezine gitmekten korkmaya başlamışlar. Hatta bazıları “Kıllı Bacağı” gördüğüne yemin ediyormuş.

1 Şubat 1976 tarihli “Diário de Pernambuco” gazetesinde Raimundo Carrero’nun “Polisiye Roman” adlı köşesinde kocasından şiddet gören bir kadının sokağa atıldığı, bu sırada kıllı bacağın yatağın yanında kahkahalarla güldüğü anlatılıyor

Çocukken “Kıllı Bacak”tan çok korkan Mendonça Filho, filmde Kıllı Bacağın saldırıya geçtiği sahnede ucuz korku filmlerinin stilini taklit eden eğlenceli bir atmosfer yaratıyor. Brezilyalı yönetmen, bu sahnenin izleyiciyi şaşırtacağının elbette farkında. Ancak ne kadar tuhaf ve sıra dışı görünse de Mendonça Filho, izleyicilerin ana hikâyeyle kurduğu bağlantı sayesinde bu sahnede kendilerini tamamen kaybolmuş hissetmeyeceklerini düşünüyor.  

Filmde “Kıllı Bacağı” canlandırma işi, titiz bir çalışmanın ürünü. Öncelikle animatör Rosanne Janssens, stop-motion animasyon için kullanılan “Dragonframe” adlı yazılım üzerinde haftalarca çalışarak “Kıllı Bacağı” yeşil perde önünde canlandırmış. Yönetmen Mendonça Filho, animatöre bacağın nasıl hareket etmesi gerektiğini göstermek için oğlunun oyuncak dinozorlarından birini tutup hareket ettirdiği bir video göndermiş.

Diğer yandan Mendonça Filho, Brezilya’da sahnenin arka plan görüntülerini çekmiş. Stop-motion tekniğiyle animasyonu yapılan “Kıllı Bacak” bu görüntülerin üzerine yerleştirilmiş. Canlı çekim sahnesi için parkta yere 30 metrelik bir ray sistemi döşenmiş ve “onion skinning” tekniği ile kameranın nasıl hareket ettiği takip edilmiş.

“Kıllı Bacağı” bu şekilde ete kemiğe büründürmek bile Brezilya’nın diktatörlük dönemindeki korku atmosferine ilişkin çok şey söylüyor. Ancak Mendonça Filho bununla yetinmiyor ve filmin arka planına Hollywood yapımı korku filmlerini yerleştiriyor.

Filmde “Kıllı Bacağı” ilk kez bir köpekbalığının karnından çıkarıldığı sahnede görüyoruz. Bu sahne, o sıralar sinemalarda yeni gösterime giren ve ortalığı kasıp kavuranJaws” filmine bir gönderme. Dışarıda kan gövdeyi götürürken sinema salonlarında “Jaws” izleyen insanların çığlıklarının yükselmesi, filmdeki güçlü anlatı örneklerinden biri.    

Mendonça Filho’ya ilham veren Şubat 1976 tarihli karnaval haberi. Haberde karnavaldaki geçit törenine katılan bir otomobilin üzerindeki dev köpekbalığının dişlerinin arasında “Kıllı Bacak” yer alıyor

Bu noktada belirtmek gerekir ki filmdeki önemli mekânlardan biri olan sinema salonu, Recife’nin simgesel mekânlarından biri olan Cinema São Luiz. Bu mekân, Mendonça Filho’nun hem kişisel hafızasında hem de sinemasında özel bir yere sahip. Yönetmenin şu an MUBI’de gösterimde olan “Hayalet Resimler” (Retratos Fantasmas, 2023) adlı belgeselinde bu mekânın nasıl dönüştüğünü görmek mümkün.

Benzer şekilde “Gizli Ajan” filminin finalinde de mekânların nasıl dönüştüğüne tanıklık ediyoruz. Finalde ana karakter Armando’nun oğlunun büyüdüğünü ve doktor olduğunu görüyoruz. Yine Wagner Moura tarafından canlandırılan karakter, bir kan bağışı merkezinde çalışıyor ve bu kliniğin çocukken “Jaws” filmini ilk kez izlediği sinema salonu olduğunu söylüyor. Bu elbette tesadüf değil. Mendonça Filho’nun sinemasında mekânlar adeta yaşıyor ve toplumsal hafızanın izlerini saklıyorlar.  

Brezilya’da askerî diktatörlük döneminin elitler arası bir uzlaşı aracılığıyla sona erdiğini ve demokrasiye geçiş sürecinin koşullarının oluşmasında askerî elitlerin de etkin rol oynadığını göz önünde bulundurursak, mekân ile toplumsal hafıza arasında kurulan güçlü ilişkinin önemini de daha iyi kavrayabiliriz. Diktatörlük dönemi geride kalmış olsa bile, o dönemde hayatın her alanına sızan korku ve nefretin izini en iyi mekânlar saklıyor.

Bu bağlamda, “Gizli Ajan” başlığı, bir yandan geçmişin izini süren bir figürü (Flavia karakterini) ima etse de esas olarak diktatörlük koşullarında gündelik hayatın içine sızmış gizli gözetim ve şiddet ağına işaret ediyor, tıpkı etkisi her yerde hissedilen “Kıllı Bacak” gibi.


© T24