menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurumlar vergisinde hangi konularda ihtirazî kayıtla beyanda bulunmak ve dava açmak avantaj sağlayabilir?

26 0
13.04.2026

Değerli okurlar, 31 Mart 2026 tarihli yazımda 1 Nisan’da başlayan 2025 yılına ilişkin beyan döneminde kurumlar vergisinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini, önceki yıla göre nelerin değiştiğini ve ihtirazî kayıtla beyan edilebilecek konuları açıklamıştım.

Maalesef yargı, mükellefler ne kadar haklı olsa da bu konuda Maliye lehine kararlar veriyor! Bu konunun çözümünün yasal düzenlemeye kaldığını söylemek yanlış olmaz.

Danıştay’da vergi davalarına ilişkin temyiz başvurularına hangi daireler bakıyor?

Asıl konuya girmeden önce vergi davalarında temyiz başvurularını görüşmeye hangi dairelerin görevli olduğuna bakalım.

Danıştay Başkanlık Kurulu’nun 19.07.2023 tarih ve 2023/33 sayılı Kararına göre; dava dairelerinden Üçüncü, Yedinci ve Dokuzuncu Daireler vergi dava dairesi; diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapıyorlar.

Bu Kararla;

Üçüncü Daire; gelir, kurumlar ve katma değer vergisi (ithalde alınan katma değer vergileri hariç) ile ilgili olarak, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin vergi dava dairelerince verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvurularını,

Yedinci Daire, gümrük ve ithale ilişkin vergilere, özel tüketim vergisine, gider vergilerine, motorlu taşıtlar vergisine, veraset ve intikal vergisine ilişkin davalar ile temyiz başvurularını,

Dokuzuncu Daire ise gelir, kurumlar ve katma değer vergisi (ithalde alınan katma değer vergileri hariç) ile ilgili olarak, Adana, Ankara, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Konya ve Samsun Bölge İdare Mahkemelerinin vergi dava dairelerince verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları ile damga vergisine, emlak vergisine, köy, belediye ve özel idare vergi, resim, harç ve payları ile bunların diğer gelirlerine ve bunlara ait tarifelere, Harçlar Kanununa ilişkin davalar ile ilgili temyiz başvurularını, çözümlemekle görevlendirilmiş bulunuyor.

İçtihatları Birleştirme Kurulu neden çalıştırılmıyor?

Danıştay’da iş bölümü konusuna şu nedenle girdim. Maalesef vergi dava daireleri (Üçüncü ve Dokuzuncu daireler) aynı konuda farklı kararlar verebiliyorlar ve son dönemlerde bunun sayısı çok arttı. İstanbul’da açılan davaların temyiz başvurularını görüşen Danıştay Dokuzunca Dairesinin mükellef aleyhine karar verdiği bazı konularda Danıştay Üçüncü Dairesi mükellef lehine karar verebiliyor.

Bu durumdan İstanbul’da kanuni merkezi bulunan mükellefler çok mağdur oluyorlar.

Yakında İstanbul’daki tüm mükellefler İstanbul’u terk ederlerse şaşırmayın! Çünkü merkezlerinin İstanbul’da olması yargıda aleyhlerine karar çıkması ile sonuçlanabiliyor. Anlayacağınız deprem tehlikesine ilave bir de bu sorun var!

Bu durumun acilen çözüme kavuşturulması gerekir. Çünkü hukukta çözüm yolu düzenlenmiş bulunuyor.

Danıştay Kanununa göre; Danıştayın karar organlarından “İçtihatları Birleştirme Kurulu”, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar vermekle görevli bulunuyor.

İçtihatları Birleştirme Kurulunun içtihatların birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında verdiği Resmi Gazete'de yayımlanan kararlarına, Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemeler ve idare uymak zorundalar.

İçtihatların birleştirilmesi veya birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi; Danıştay Başkanı, konu ile ilgili daireler, idari ve vergi dava daireleri kurulları veya Başsavcı tarafından istenebiliyor.

Aykırı kararlarla ilgili kişiler/mükellefler de içtihatların birleştirilmesi için Danıştay Başkanlığına başvurabiliyorlar.

Ne yazık ki, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu son dönemlerde bölge idare mahkemelerinin kararları arasındaki aykırılığın giderilmesine yönelik çok sayıda karar vererek yargılama sürecine ciddi katkıda bulunurken, nedense İçtihatları Birleştirme Kurulu çalıştırılmıyor.

İhtirazî kayıtla beyan edilebilecek önemli konular

İhtirazî kayıtla beyan edilebilecek ve sonuç alınma olasılığı bulunan önemli konuları müesseseler itibarıyla aşağıda kısaca açıklayacağım.

Enflasyon düzeltmesi

2023 ve önceki dönem mali zararlarının endekslenmiş tutarlar üzerinden mahsuba konu edilmesi gerektiği yönünde ihtirazî kayıt konulabilir. Çünkü bu husus kanunda açıkça düzenlenmiş bulunuyor. Vergi Usul Kanunu Madde 298/A-5’e göre, matrahın tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider, istisna ve geçmiş yıl malî zararlarının enflasyon düzeltmesine tâbi tutulmuş tutarları ile dikkate alınması gerekiyor. Geçen yıl bu gerekçe ile açılan davalarda ilk derece mahkemelerinin olumlu yönde kararlarına rastlıyoruz. Tabi ki enflasyon düzeltmesi 2024 yılı sonuna kadar yapılarak mahsuba konu geçmiş yıllar mali zararları hesaplanmalıdır. Çünkü 2025 yılında enflasyon düzeltmesi kaldırıldığı için 2025 yılı için düzeltme yapılamaz.

176 sayılı VUK Sirkülerinde, sermayeye eklenmiş olan öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesaplarının, tasfiye sebebiyle ortaklara dağılmış sayılacağı ve çekilmiş sayılan bu tutarların vergilendirilmesinde Kurumlar Vergisi Kanununun sermaye azaltımında vergilemeyi düzenleyen 32/B maddesi hükmünün dikkate alınacağına dair açıklamaların yasal dayanağı yok. Çünkü sermayeye eklenmiş olan öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesaplarının, tasfiye sebebiyle vergilendirileceğine dair ne Kurumlar Vergisi Kanununun tasfiyeye ilişkin 17’nci maddesinde ne de sermaye azaltımında vergilemeyi düzenleyen 32/B maddesinde herhangi bir hüküm yer almıyor. Bu nedenle tasfiye nedeniyle yapılacak tarhiyatlara dava açılmasını öneriyorum. Tasfiyenin sona ermesi nedeniyle yapılan kıst dönem kurumlar vergisi beyanları ile ortakların gelir vergisi beyanları için de ihtirazî kayıtla şerhi düşülebilir.

2023 enflasyon düzeltmesinden doğan karın dağıtılmasını engelleyen yasal bir düzenleme yoktur. Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye (kurumlar vergisi kar dağıtım stopajı kar payı gelir vergisi) tâbi tutulacağı yolundaki hükmün bu yoruma dayanak alınması doğru değildir. Bence böyle bir durumda ihtirazî kayıt pahalı bir seçenektir. Tarhiyat riskini........

© T24