Yeni anket, yeni enflasyon beklentisi ve karşılıksız para basımı sorusu
Geçen hafta burada yazdığım yazının başlığı, “Enflasyon beklentisi neden yüksek?” idi. Yazıda Türkiye’deki yüksek enflasyon beklentisinin nedenlerini açıklamaya çalıştım.
Bu yazıyla ilgili okurlardan sorular ve yorumlar vardı. Pazartesi (iki gün önce) gönderilen bazı sorulara ve yorumlara da yer veren bir yazı yazdım. Fakat yazıyı T24’e göndermeyip bir gün beklemeye karar verdim.
(Bazen, bir sayıyı, bir sözü kontrol etmek için bile yazıları böyle beklettiğim oluyor. Bu noktada, yazı gönderme günü ve zamanı konusunda gösterdiği esneklik için T24’e teşekkür etmek isterim.)
Çünkü merkez bankamız TCMB şubat ayı beklenti anketinin sonuçlarını gecikerek salı günü (dün) açıklayacağını duyurmuştu. Beklentiler, yeni bir anketten alınacaktı. Yazıya son şeklini yeni anketin sonuçlarını da gördükten sonra vermek istedim.
İyi ki beklemişim. Çünkü TCMB, TÜİK ile birlikte yaptırdığı yeni Hanehalkı Beklenti Anketinin (HBA) sonuçlarını, duyurduğu gibi, Ocak ve Şubat 2026 için dün açıkladı.
Beni asıl olarak ilgilendiren şu iki sorunun yanıtı idi; birincisi Şubat enflasyon beklentisi eğilim olarak ne gösteriyor, değişiklik var mı? İkincisi, eski ve yeni anket sonuçları farklı mıdır? Farklılık nereden kaynaklanıyor?
Aşağıda bu sorulara yanıt veriyorum. Hemen belirteyim; iki anketin sonuçları farklı. Yeni anketin enflasyon beklentileri daha düşük ve bu farkın tartışılacak yanları var. Bence yeni ankette TÜİK enflasyonuna doğru bir yönlendirme olmuş.
TCMB, Ocak 2026 için eski anketin sonuçlarını yeni anketin sonuçları ile değiştirmiş. Bu bana doğru gelmedi. İki anketin sonuçları ayrı ayrı verilebilirdi. Şimdi, Ocak 2026’dan itibaren beklentilerde, aslında olmayan, bir kırılma var gibi görülecek.
Aşağıda önce yeni anketle ilgili soruları, sonra bir önceki yazıya ilişkin bir okurdan gelen soruyu ele alıyorum.
Yeni ve eski anketlerde enflasyon beklentisi
Yeni HBA, uygulaması ve sonuçlarıyla, TCMB web sitesinde TCMB uzmanları Bölükbaş, Deryol, Özertaş (24 Şubat 2026) tarafından kısaca açıklanıyor. İyi ki bu makale var, açıklaması da gayet iyi. Aşağıda, anketle ilgili bazı gözlem ve eleştirilerim var.
1). Eski anket sonuçları Tüketici Eğilim Anketinden (TEA) elde ediliyor. Bu anketi TÜİK hala uyguluyor. TEA, daha önceki yazılarda söylediğim gibi, AB tarafından hazırlatılıyor, maliyeti karşılanıyor ve aynı sorularla birçok ülkede ugulanıyor.
Dolayısıyla, Türkiye’deki anket sonuçlarını diğer ülkelerdeki sonuçlarla da karşılaştırmak mümkündür. Ayrıca bu anket sonuçlarından uzunca bir zaman serisi oluşmuştur ve araştırmacılar için önemlidir.
Yeni anket HBA’yı ise TCMB “daha özel bir çerçevede tasarladı.” Bölükbaş vd. (24 Şubat 2026). Tamam, yeni ankette ek sorular da var, ama bu ayrı bir konu. Yeni HBA anketinde soru dili “enflasyon oranı” gibi sadeleştirmelerle “daha anlaşılır kılındı.” Bu da tamam.
Bölükbaş vd. (24 Şubat 2026), HBA’nın, TEA’dan farklı olarak, üç aylık rotasyonlu bir örneklem ile yapılıyor olmasını bir “avantaj” olarak belirtiyor. Bu örneklemde, “her ay katılımcıların üçte biri anketten çıkarılırken yerlerine yeni katılımcılar dâhil ediliyor.” Buna karşılık örneklem büyüklüğü belirtilmiyor.
2). Tablo 1’de ilk iki satırda eski ve yeni anketlere göre ocak ve şubat ayları için tüketici enflasyonu beklentileri yer alıyor. TCMB, yeni anketten elde edilen sonuçlara “Hanehalkı Enflasyon Beklentileri” diyor ama, sonuçta aynı değişkeni ölçmeye çalışıyorlar ve tüketici enflasyonu beklentisi terimini kullanıyorum.
Tabloda görüldüğü gibi, yeni ankette 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ocakta 3,27 puan, şubatta 2,29 puan daha düşük. TCMB Ocak 2026 öncesi eski anket sonuçlarını, Ocak 2026 ve sonrasında yeni anket sonuçlarını birleştirerek yayımlıyor.
Tablo 1 Eski ve Yeni Anketlerde 12 Ay Sonrası İçin Tüketici Enflasyonu Beklentisi, Kaynak: TCMB
İki serinin birleştirilmesinin önemli bir sonucu, aslında olmadığı halde, Ocak 2026’dan başlayarak tüketici enflasyon beklentisinde aşağı doğru bir kırılma izlenimi vermesidir. Halbuki eski ankete göre son aylarda önemli bir kırılma yoktur. Yeni ankete göre de ocaktan şubata bir fark yoktur.
Daha da ilginci, tablonun son iki satırında görüldüğü gibi, enflasyon artacak diyenlerin oranında Ocaktan Şubata bir artış, düşecek diyenlerin oranında azalış vardır.
Sonuç olarak iki anket sonucunun birleştirilmesi doğru olmaz, bunların ayrı ayrı yayımlanması doğrudur. Zaten iki anket farklı sorular sorduğuna göre, iki seriyi birleştirmek yine doğru olmaz. Eski anket TÜİK tarafından sürdürülüyor ve bu anketin sonuçlarının zaman serisi olarak devam edebilmesi gerekir.
3). Yeni ankette en önemli ve tartışılacak konu “katlımcılara beklentilerinin mevcut verilere ilişkin ön bilgilendirme yapılarak sorulması.”
“Enflasyona ilişkin soru setinde, katılımcı ile öncelikle son ay gerçekleşen yıllık enflasyon oranı bilgisi paylaşılıyor, ardından katılımcıdan bu oranla karşılaştırma yaparak geleceğe yönelik bir değerlendirme yapması, daha sonra ise doğrudan enflasyon oranına ilişkin açık uçlu sayısal tahminde bulunması isteniyor.” Bölükbaş vd. (24 Şubat 2026)
Sorun şu: Anket katılımcısına gerçek veya gözlenen enflasyondan daha düşük olduğu genel kabul gören TÜİK’in enflasyon oranını verdiniz. Sonra bunun üzerine beklentisini sordunuz. Bu beklentiyi yönlendirme olur.
Bence yeni anket HBA’dan bir miktar daha düşük enflasyon beklentisi elde edilmesinin en önemli nedeni budur. Bu yönlendirmeye karşılık 12 ay sonrası için tüketici enflasyon beklentisinin Ocak ve Şubat 2026’da yüzde 48,81 olması ve ayrıca çoğunluk tarafından enflasyonun artacağının beklenmesi çok uyarıcı sonuçlardır.
Yeni HBA ek sorularıyla elbette yararlı. Bana endişe veren bir anket sonucu şudur; Şubat 2006’da 12 ay sonrası için beklenen tüketici enflasyonu yüzde 48,81, dolar kurunda ise aynı dönemde beklenen artış oranı yüzde 19. Bu durum sürdürülebilir değildir ve endişe vericidir.
Türkiye’de yüksek enflasyon beklentisinin nedeni karşılıksız para basılması mı?
Geçen haftaki yazıya sorular ve yorumlar geldi. Bu sorulardan birini seçip yanıtlamak istiyorum. Çünkü soru bir süre önce de bir siyasetçimiz tarafından sorulmuştu. Soru şudur:
“Türkiye’de beklenen tüketici enflasyonunun sürekli yüksek olması, karşılıksız para basıldığı için olabilir mi?” Soruyu öğrenci olduğunu sandığım Cemal Yüksel sordu.
Türkiye’de de başka bir ülkede de olağan koşullarda karşılıksız para basılamaz. Çünkü para basmak bir bilanço işlemi gerektirir. Merkez bankasının bastığı para, bankanın bilançosunda yükümlülük kalemi olarak yer alır.
Paranın basılması için karşılığında varlık gösterilmesi gerekir. Bu her ülke için geçerlidir. Varlık kalemlerini Net Dış Varlıklar ve Net İç Varlıklar olarak ikiye ayırabiliriz.
Net Dış Varlıklar içinde dolar, euro gibi paralar cinsinden mevduat ve nakit olarak dövizler; altın; dolar ve euro gibi paralar ile ihraç edilmiş tahviller, bonolar vardır. Net iç varlıklar içinde krediler, TL ile ihraç edilmiş tahviller ve bonolar gibi varlıklar vardır.
Tablo 2’de üst yarıda Türkiye’de kullanılan para arzı tanımları yer alıyor. En dar anlamdaki dolaşımdaki para, M0, TCMB tarafından yaratılır. Geri kalan daha geniş tanımlı M1, M2 ve M3 gibi paralarda ise bankaların yarattığı kaydi para da vardır.
Tablonun alt yarısında, karşılık olarak kullanılan dış ve iç varlıklar yer alıyor. Tablodan görüldüğü gibi, en geniş tanımlı para olan M3, 2025 yılı sonunda 27,1 trilyon TL’dir. Bilanço gereği, karşılıkların toplamı da 27,1 trilyon TL’dir.
M1, M2 ve M3 içindeki vadesiz ve vadeli mevduatlarda döviz mevduatları da bulunuyor ve bu tanım başka ülkelerde artık yok. Sonuç olarak, Türkiye’de beklenen tüketici enflasyonunun sürekli yüksek olmasının nedeni karşılıksız para basılması değildir, olamaz. Çünkü karşılıksız para basılmıyor.
Tablo 2 Para Arzı Tanımları ve Karşılık Kalemleri, Milyar TL Kaynak: TCMB.
Ancak akla şu gelebilir. Merkez bankası hazineye tahvil, bono karşılığı borç veriyor ve hazine de bu borçlarını ödemiyor ise, sonuçta karşılıksız para basılmış olur. Bu uygulama Türkiye’de geçmişte olmuşsa da, 2000’den sonra yoktur.
Bu nedenle, TCMB’nin dış varlıklar karşılığı para basması tercih edilir. Nitekim uygulama, olabildiğince bu yöndedir. Diğer yandan, TCMB’nin varlıkları içinde bankaların karşılıkları da vardır.
Kaynaklar
Bölükbaş, Dilek, Ezgi Deryol ve Kübra Yıldız Özertaş (24 Şubat 2026) Hanehalkı beklentilerinin ölçümünde yeni yaklaşım: Hanehalki beklenti anketi
