menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Davos’tan eğitime ve bindiğimiz dalın kesilmesi

12 1
27.01.2026

Diğer

27 Ocak 2026

Bu yazıda Davos’tan eğitime, eğitimden lider özelliği olan ülkeye ve yeni dünya düzenine geçişler yaptım. Bu geçişlerde Kanada Başbakanı Mark Carney’in İsviçre, Davos’taki konuşmasından yola çıktım.

Sonra eğitim konusunda Türkiye’yi de içine alan 30 ülke için yapılan anketlerden bazı sonuçlara ulaştım. Ve şöyle dedim; acaba Millî Eğitim Bakanlığımız bu sonuçları görüyor mu? Görse bile kendi bildiği yoldan mı gidiyor? Bindiğimiz dalı mı kesiyor?

Eğitim konusuna eğilmemin bir nedeni de Aralık 2018’de Birleşmiş Milletler Genel (BM) Kurulu’nun aldığı bir kararla, 24 Ocağı Uluslararası Eğitim Günü ilan etmesidir. BM’ye göre eğitim temel bir insan hakkıdır, yoksulluğu ve eşitsizlikleri azaltacak, kalkınmayı hızlandıracak ve barışa katkı sağlayacaktır.

Kanada Başbakanı Carney, 20 Ocak 2026’da Davos’ta Dünya Ekonomik Forum’unda (World Economic Forum) bir konuşma yaptı. Bu konuşma iki nedenle çok ünlendi.

Birinci neden, konuşmada “büyük güçler”, “baskın güçler” olarak tanımladığı ABD ve yanında Rusya da olan Çin’e önemli eleştiriler yöneltmesi idi. Bu egemen güçlerin baskıladığı dünyada artık kurallar da kurumlar da yoktu.

Carney’in konuşmasında asıl eleştirdiği Trump ve ABD idi. ABD’nin son dönemdeki girişimlerine ve uygulamalarına karşı çıkıyordu. Forum’un katılımcıları bunun bilincindeydi.

Kürsüde kendi söyleyemediklerini söyleyen birisi vardı. Bu nedenle konuşmayı çokça alkışladılar. Aslında Carney de ikili veya çoklu oynuyordu. Bir yandan büyük ve baskın güçler diyor, diğer yandan onlarla anlaşmalar yapmaya çalışıyordu.

Nitekim Carney, konuşmasından yalnızca üç gün önce, 17 Ocak 2026’da Çin ile karşılıklı gümrük tarifelerinin indirildiği bir ticaret anlaşması yapmıştı. Çin’deki konuşmasında, “Çin ile ticari ilişkiler daha öngörülebilir ve daha istikrarlı ve artarak sürecek” dedi. ABD veya Trump ile bu tür anlaşmalar yapamamıştı.

Carney’in konuşmasının ünlenmesinin ikinci nedeni “orta güçler”den söz etmesiydi. Orta güçler, kendi ülkesi Kanada, Avustralya, Fransa gibi ülkelerdi ve bunlar kurallar ve kurumlar eşliğinde biraraya gelip büyük güçlerle pazarlık etmeliydiler.

Bunların tek başlarına büyük güçlerle, üstelik onlara yaranmaya çalışarak, hatta yaltaklanarak görüşmeleri ezilmeleri demekti. Birçok yorumcu Carney’in yeni bir dünya düzeni önerdiğini söyledi.

Sonra ülkesi Kanada’nın orta güçler oluşumuna liderlik edebileceğini ima etti. Carney’e göre Kanada’da dünyadaki ülkelerin isteyebileceği tüm özellikler vardı; enerji süper gücü idi, bol sermaye vardı, dünyadaki en eğitimli nüfusa sahipti.

Diğer ülkelere liderlik etmek isteyen bir ülkenin, çok iyi eğitimli bir nüfusa sahip olması gerektiğini kabul etmemiz gerekir. Acaba Kanada bu özelliğe sahip midir?

Kanada bir yana, bölgesel güç veya bölgesel lider olmak isteyen, en azından böyle hevesler gösteren Türkiye’de durum nedir?

Bu soruyu bana sorduran şudur: Carney’in konuşmasından sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Türkiye’nin de orta güçte bir ülke olarak, orta güç devletler topluluğuna katılabileceğini belirtti. Ancak özellikle bazı yabancı yorumcular, Türkiye’nin o düzeyde olup olmadığını sorguladılar.

İPSOS, son yıllarda yapageldiği eğitimi izleme (Education Monitor) anketlerinden sonuncusunu 2025 yaz aylarında yaptı. 30 ülkede yapılan bu anketlerin sonuçları rapor olarak yayımlandı. (IPSOS, Ağustos 2025).

30 ülke içinde ABD, Almanya ve Japonya gibi ülkeler vardır, ancak Çin, Hong Kong, Tayvan yoktur. Anketlerde, yaş gruplarının ağırlığına göre (yaşlılar daha düşük ağırlıktadır), 18 yaştan büyüklere ülkelerindeki ortaöğretimin durumu soruluyor.

Ankete katılanların yarıdan çoğunun okulda en az bir çocuğu vardır.........

© T24