menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“TL’yi bırak, Euro’ya geç, sorunlardan kurtul”

35 1
26.12.2025

Diğer

26 Aralık 2025

Son dönemde Türkiye’de zaman zaman TL’yi bırakıp resmi para olarak Euro’ya geçme önerileri yapılıyor. Bu öneriler yeni de değil; 1980’lerde ve 1990’larda TL’yi bırakıp dolara geçme önerileri vardı. Euro 1 Ocak 1999’a kadar ortada yoktu.

Ulusal para TL’yi bırakıp yerine dolar, Euro gibi paraları kullanmak genel olarak “tam ve resmi dolarlaşma” olarak adlandırılıyor. Ben yine de karışıklık yaratmamak adına, seçilen paraya göre tam dolarlaşma veya tam eurolaşma terimlerini kullanacağım.

Türkiye’de zaten kısmî dolarlaşma ve kısmî eurolaşmanın her ikisi de var. Ölçüt olarak yabancı paraların para arzı içindeki payına bakabiliriz. Son dönemde, geniş para arzı M2 içinde, başta dolar ve Euro olmak üzere, yabancı paraların payı yüzde 40’a yakın, dar para arzı M1 içinde ise bu oran yüzde 63 dolayında.

Türkiye için yapılan tam eurolaşma önerisinin amacı nedir? İfade edilen amaç, Türkiye’de yüksek enflasyonu düşürmek ve ekonomide belirsizliği azaltıp istikrarı getirmek. Böylece reel ekonomiye de Euro’nun düşük faizinden de yararlanarak, olumlu etki sağlamak.

Ancak bu öneri çok da masum değil. Şöyle ki öneri, “enflasyonu bitirmek, istikrarı sağlamak için başka çare kalmadı” anlamına geliyor. Bunun da eş anlamı, “iktidarlar ulusal parayı ve ekonomiyi yönetemedi” oluyor ki doğrudur. Bu anlam, iktidardaki siyasetçi için öneriyi kabul etmeyi zorlaştırıyor.

Siyasetçiyi bir yana bırakalım. Tam eurolaşma nasıl uygulanacak, hangi ülkeler uyguluyor? İktisadi ve siyasi konularda nasıl etki yapıyor? AB üyesi bazı ülkeler bu konuya nasıl yaklaşıyor, neden bazıları Euro'yu değil de hâlâ ulusal paralarını kullanıyorlar?

Euro'yu kullanan ülkelerde enflasyonun durumu nedir, tümünde hep düşük enflasyon mu olmuş? Bu konuda merkez bankalarının durumu nedir? Bu yazıda amacım bu gibi sorulara yanıt vermek.

Tam da bu gibi sorulara yönelik olarak Milton Friedman ve Robert Mundell gibi para iktisatçıları önemli görüşler ileri sürmüşler ve uyarılar yapmışlar. Ancak bu konu, özellikle uyarılar başka bir yazının konusu olacak.

Euro, AB ülkeleri için tedavüle sürülmüş bir paradır. Ancak bazı AB ülkeleri, aradan 26 yıl geçmiş olmasına karşılık, Euro’yu kullanmayıp kendi ulusal paralarını tercih ediyorlar. Başka bazı ülkeler ise AB üyesi olmadıkları halde Euro kullanıyorlar.

Euroya geçen bir ülke Euro bölgesinin üyesi oluyor ve bu bölgenin para politikasını Avrupa Merkez Bankası AMB (ECB: European Central Bank) uyguluyor. Örneğin, para miktarı ve faiz oranı tüm Euro bölgesi için uygulanıyor. Bu bölgedeki bir ülkenin merkez bankası ayrı ve bağımsız bir para politikası uygulayamıyor.

AB üyesi olmadıkları halde AB ile anlaşarak Euro kullanan üç ülke veya ülkecik var; Andorra, Monaco ve Vatikan. Bunlar mikro devletçikler; en büyük nüfus Andorra’nın ve Aralık 2025’te yaklaşık 83 bin. Monaco’nunki yaklaşık 38 bin. Vatikan’ın nüfusu ise yine Aralık 2025’te yalnızca 534.

AB ile bir anlaşma yapmadan Euro kullanan iki ülke var; Karadağ ve Kosova. Karadağ’ın 628 bin, Kosova’nın 1,7 milyon nüfusu var. Bunlar da çok küçük ülkeler.

Türkiye Euro’ya geçse bu küçücük ülkeler arasında nasıl bir görüntü verir acaba? Euro’ya geçmek uygulamada kolay değil. Türkiye Euro kullanmak istese AB anlaşmaya yanaşır mı? Türkiye AB’ye aday ülke ama bu adaylık donmuş durumda, anlaşma olmayabilir. AB anlaşmaya yanaşmazsa Türkiye tedavüle çıkarmak üzere nasıl Euro biriktirebilir?

Başka konuları dikkate almasak bile, yalnızca bunlar yanıtlanması zor sorular. Kısacası, tam eurolaşma uygulamasına geçmek küçücük ülkeler için görece kolay olabilir. Ama ekonomi ölçek olarak büyüdükçe zorlaşıyor.

Bu konuda bir örnek Arjantin. Kasım 2023’te bu ülkeye başkan seçilen Javier Milei’nin seçim vaatlerinden biri, Arjantin pesosunu bırakıp ABD dolarına geçmek, tam dolarlaşma uygulamak idi. Arjantin Merkez Bankasını da iptal edecekti.

Çünkü Milei’ye göre peso, iflah olmaz biçimde yıpranmıştı, bu paraya hiç güven yoktu. Bu konuda hem IMF ile hem ideolojik ve siyasi dostu ABD Başkanı Donald Trump ile konuşmalar yaptı, sözler aldı.

Ancak iki yıldan fazla zaman geçmiş olmasına karşılık Milei ve hükümeti kesin adım atamadı, çünkü her niyet ettiğinde dolara hücum başladı. Ayrıca, geçmiş kamu ve özel peso borçları için çözüm bulmak kolay değildi.

Bir başka konu da, dolar birikimi........

© T24