menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Venezuela’ya dair: Maduro’yu, Trump’ı ve Omelas’ı bırakıp gidenler…

29 9
03.01.2026

Diğer

03 Ocak 2026

Biraz uzun bir yazı olacak. Lakin Venezuela’yı anlamak istiyorsanız biraz sabır gösterip tamamını okumanızı öneririm.

Aslında bu yazıyı Ekim ayında yazacaktım. Notlarımı almıştım. Fakat memleket gündemi o kadar hızla değişiyor ki, burada anlatacaklarımı podcast’e ayırdım ve orada anlattım. Arzu ederseniz onu da buradan dinleyebilirsiniz.

İki şey daha: Birincisi yazı boyunca kendimle çelişeceğim. Daha doğrusu gerçeğin kendisi çelişkili olduğundan çelişiyor gibi görüneceğim. Zira başka türlü gerçeğe dokunmak mümkün değil.

İkincisi, yazıyı okurken şunu akılda tutmakta fayda var: Gerçek hayatta kavgalar, savaşlar iyilerle kötüler arasında olmuyor. Ne yazık ki savaşlar kötülerle daha kötüler arasında gerçekleşiyor.

Başlayalım.

Venezuela’da olup bitenleri merak etmem ve araştırmaya başlamamın nedeni tesadüfen denk geldiğim bir filmi izlememdi.

Filmin ismi Simon. 2023 yapımı. Yönetmeni Diego Vicentini Venezuelalı bir yönetmen ve ilk filmi Simon’la pek çok ödül aldı.

Filmde üniversite öğrencisi Simon arkadaşlarıyla birlikte Maduro hükümetini protesto ederken gözaltına alınıyor ve çok ağır işkencelerden geçiyor.

Üniversitelilerin sokaklara dökülme nedeni ülkede süregelen yoksulluk ve açlığın yanı sıra Maduro’nun son seçimleri kazandığını ilan etmesine karşın Venezuela halkının bir bölümünün bu sonuçlara inanmaması ve Maduro’nun seçim sonuçlarını (sandık sonuçlarını, oy pusulalarını) halka açmadan bir oldubitti yaratarak kendini galip ilan etmesi.

Simon ağır işkencelerden sonra ülkesinden çıkmanın bir yolunu buluyor, Miami’ye kaçarak ABD’den mülteci statüsünde sığınma talep ediyor ve ülkesine dönmeyerek arkadaşlarını yarı yolda bıraktığı için büyük bir suçluluk duyuyor. Vesaire.

Bu tür filmlere ihtiyatla yaklaşırım. Batı’nın kendi borusunu öttüremediği coğrafyalarda rejimleri şeytanlaştırarak bir algı yönetimi yapmayı alışkanlık haline getirdiği hepimizin malumu.

Üstelik yine Batı’nın “hoşuna gidecek” bu tür sanatsal üretimlerin ziyadesiyle şişirildiğini, ödüle boğulduğunu da biliyoruz.

Ama kafama takıldı: Filmde anlatılanların tamamı “uydurma” olabilir mi?

Ve işte araştırmaya böyle başladım.

Önce “Büyük Venezuela Göçü” adı verilen başlıkla karşılaştım. Daha önce duymuştum ama ne yalan söyleyeyim, detaylı araştırmamıştım.

Venezuela Göçü özetle Maduro’nun yönetime gelmesinden sonra karnını doyuramayan yahut rejimin baskısı altında bunalan büyük kitlelerin ülkeyi terk etmesine verilen isim.

Fakat (dedim size, çok “fakat”lı bir yazı olacak diye) burada da Amerikan verileriyle hareket etmek tehlikeli, zira onlar Maduro’yu devirmek istedikleri için rakamları çarpıtıyor olabilirler. O nedenle görece daha objektif bir kurum olan -ve Trump’ın da hiç hazzetmediği- Birleşmiş Milletler’in rakamlarıyla size nasıl bir göçten söz edildiğini tariflemeye çalışayım:

Maduro başkanlığa seçildikten bir yıl sonra başlayan bu büyük göçte şimdiye kadar 7.7 milyon vatandaş Venezuela’yı terk etmiş. Bu nüfusun yüzde 20’si demek.

Yani Venezuela’da yaşayan her 5 kişiden biri, son 10 yıl içinde ülkeden kaçmış!

Bunlar 2024 Nisan rakamları. Her gün 2000 kişi Venezuela’dan kaçmaya devam ediyor.

Düşünebiliyor musunuz? Mesela -Allah korusun- söz konusu ülke Türkiye olsa 16 milyon insanımız kaçmış olacaktı.

Araştırmama devam edelim. İkinci denk geldiğim şey, Venezuela’nın paramiliter silahlı güçleri oldu. Yani “Colectivos” olarak bilinen gruplar.

Bunlar önemli bir bölümü sivillerden oluşan, Venezuela hükümeti tarafından kısmen “el altından” kısmen “resmi kanallardan” desteklenen, gerektiğinde silah kullanan, insan kaçıran, muhalif eylemlere saldıran sivil çeteler. Önemli bölümü sivil diyorum zira aralarında Venezuela istihbaratında kontrgerilla olarak görev yapıp, maaş alıp aynı zamanda Colectivos üyesi olanlar da var.

23 eyalete sahip Venezuela’da 16 eyalette, toplam şehirlerin ise 10’da birinde etkileri büyük. Ama özellikle başkent Caracas’ta ve buranın varoşları olarak bilinen “23 de Enero” olarak anılan bölgede 46 ayrı Colectivos grubu olduğu ifade ediliyor.

Colectivos’un milis gücü olarak karıştığı suçlar da pekala Amerika ve Batı ülkelerinin çarpıtması olabilir. O yüzden yine BM raporlarından ilerleyelim:

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) Venezuela’daki Nisan–Temmuz 2017 olaylarına dair raporunda, OHCHR’nin incelediği 124 ölüm içinde 27 ölüm “silahlı colectivos”a atfediliyor (ayrıca 46 ölümün güvenlik güçlerinin ortantısız şidddet kullanımından kaynaklandığı belirtiliyor). Aynı komiserlik 2019’da 38 silahlı infazdan 3’ünün, 2024 olaylarında ise 25 ölümlü vakanın 8’inde Colectivos’un silahlı saldırıları sonucu ölümlerin yaşandığı belirtiliyor.

Keza BM İşkenceye Karşı Komite’nin (CAT) Venezuela’ya ilişkin nihai gözlemlerinde, Şubat–Nisan 2014 arasında göstericilere karşı “hükümet yanlısı silahlı gruplar” tarafından toplam 437 saldırı rapor edildiği belirtiliyor. Aynı belgede Ocak–Nisan 2014 arasında gazetecilere karşı Colectivos kaynaklı 259........

© T24