menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pazartesi Yazıları | Peki, siz kimin canavarısınız?

25 1
05.01.2026

Diğer

05 Ocak 2026

Yunus balıkları

Geçen yaz Çanakkale’de balıkçılık yapan Cahit Abi’yle konuşuyorum. Meraklıyım bu balık işlerine.

“Cahit abi, nasıl durumlar? Balık var mı?”

“Var oğlum” diyor, “arka denizde (Kabatepe’yi kastediyor) barbun var ama canavar çok!”

Boş boş baktığımı görünce biraz daha açıyor. “Canavar ağlara dalıyor, ağları yırtıyor. Korkusundan atamıyoruz ağı.”

Boş bakışıma bu kez bir de inceden dehşet ifadesi ekleniyor. Nasıl bir “canavar”, ne tür bir mahlukat bu? Ağlara dalıyor, ağları parçalıyor.

“Yunus, yunus…” diye ekliyor Cahit Abi. “Yunus çok Eraycım. Canavar deriz biz.”

Dünyanın en tatlı hayvanına canavar denmesine çok alışkın, balıkçı terminolojisine çok aşina bir surat ifadesine dönmeye çalışıyorum ama içimden cümleler akıyor:

Yunusa canavar mı diyorsunuz abi? Yuh! O barbun sürüleri aslında onun istihkakı, dalacak tabii… Demiyorum. Nihayetinde ben de büyüyünce balıkçı olabilirim. Bir kahvehane sohbetinde canavarlardan dem vurabilirim.

Yunusa İstanbul balıkçıları arasında da canavar dendiğini Ankara’daki meşhur Trilye balıkçısının web sitesinden öğreniyorum: “Olta ile sahile vuran balıkları tutan deneyimli balıkçılar 'Canavar sıkıştırıyor' diye yunus balıklarını kastederlerdi.”

Aklımdan bu defa başka şeyler geçmeye başlıyor. Demek ki, diyorum, herkesin canavarı kendine.

Öcüler, canavarlar, üç harfliler, gulyabaniler… Hepsi bir bilinmeyeni açıklamaya, birilerini düşmanlaştırmaya, girilmesi yasak bir yerlerden bazılarını uzak tutmaya yarıyor.

Babamın köyünde (Edirne) gelincik hayvanına “gelinkadın” diyorlardı mesela. Lanetli bir hayvanmış. Seni görünce böyle iki ayağının üzerine dikilir, bakarmış. Sen saldırırsan sana doğru nefesini üflermiş. Şişerek ölürmüşsün oracıkta.

Paris Hilton’un evinde “pet” diye beslediği hayvan değil mi bu ya? Amerika’ya gittiğimde millet parkta tasmayla gezdiriyordu?

Ama işte bizim köyde insan eline benzeyen patileriyle, kısa parmaklarıyla kümeslerin kilidini açıp, tavukların hepsini boğazlayıp, aralarından bir tanesini de yanına yolluk diye alınca gelincik olmuş size lanetli gelinkadın!

İnternette geziniyorum, nelere canavar diyoruz diye bakınmak için.

“Diyarbakır ili mercimek ve domates alanlarında zararlı olan canavar otu türleri Orobanche spp. ve Phytomyza orobanchia…”

Koyunlara ineklere sorun bakalım, canavar mıymış bu ot türleri? Akşam yemeği yahu onlar… Ama işte değil mi ki insana “zararlı”, o zaman otlar da canavar.

Çocukluğumda “üç harfliler gelir” diye korkutulduğumuz yasakları hatırlıyorum: Gece tırnak kesmek ve küle işemek.

Elektrikten önce kim bilir hangi çocuklar mum ışığında tırnak diye elini ayağını kesti de antibiyotiksiz zamanlarda enfeksiyondan ana babalarını evlat........

© T24