menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dolandırıcınız Dnipro’dan arıyor olabilir!

13 0
latest

Sosyal medyada birkaç gündür bir video dolaşıyor. Videoda genç bir adam, oldukça hırpalanmış bir şekilde ailesine sesleniyor ve “birilerince” kaçırıldığını belirterek acilen yardım istiyor. On milyon doların hemen kendini kaçıranlara ödenmemesi durumunda hayatının tehlikeye gireceğini söylüyor.

Bali’deki tatili esnasında kaçırıldığı öne sürülen bu genç adamın görüntüleri sinir bozucu olduğu için buraya almayacağım. Zira sıradan bir günde yeteri kadar şiddete maruz kalıyoruz.

Fakat tabii videoyu görünce merak ettim, kimdir bu genç, niçin kaçırılmış, kaçıranlar ne istiyor vs…

Kaçırılma videosunda Komarovsky'ye işkence yapıldığı anlaşılıyor

Biraz araştırınca altından acayip bir hikâye çıktı. Anlatayım.

Genç adamın ismi Igor Komarovsky. Oleksandr Petrovsky isminde Ukraynalı bir “iş insanının” oğlu. İş insanı ifadesini tırnak içine aldım zira babası Petrovsky hakkında pek çok iddia var. İddialara göre Petrovsky bir iş insanı değil mafya lideri.

Yeraltı dünyasında “Narik” ismiyle tanınıyor.

“Global Initiative Against Transnational Organized Crime” (Ulusötesi Örgütlü Suça Karşı Küresel Girişim) ismindeki kuruluşun geçen yıl yayımladığı bir rapor var. Raporda Ukrayna’nın doğusunda yer alan Dnipro şehrindeki organize suç örgütleri anlatılıyor.

“Dnipro: Suçun ön cephesi” ismindeki bu raporda eski bir judocu olan ve yeraltı dünyasında 1980’lerde yükselişe geçen Petrovsky’nin hakkındaki suçlamaları her zaman reddettiği, Dnipro’nun yeraltı örgütlenmesinin başı olduğu iddialarını şiddetle yalanladığı anlatılıyor.

Ta ki 2022’ye dek. Raporda Dnipro’nun belediye başkanı Boris Filatov’un 2022’de yaptığı bir açıklama yer alıyor: “Oleksandr Petrovsky, Dnipro’da örgütlenmiş dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezlerinin arkasındaki kişidir” diyor Filatov.

İşte Narik lakaplı Petrovsky’nin hikayesi tam bu noktada benim ilgimi çekti, zira işin ucu Türkiye’ye de dokunuyordu.

Oraya geleceğiz ama önce yine Petrovsky’nin kaçırılan oğluna dönelim. Yazının başında bahsettiğim videoda Igor Komarovsky ailesine seslenirken “Onlardan çaldığımız 10 milyon doları geri istiyorlar” diyordu.

İddialara göre bahsi geçen bu 10 milyon dolar, Dnipro’daki dolandırıcı çağrı merkezlerinin Rusya, Çeçenya, Kazakistan gibi ülkelerden telefon dolandırıcılığı yöntemiyle çaldığı paralardı.

Yine iddialara göre Komarovsky’yi kaçıranlar Çeçenlerdi ve genç adamın lokasyonunu Bali’de birlikte tatil yaptığı sevgilisinin paylaştığı bir Instagram fotoğrafı üzerinden tespit etmişlerdi.

Komarovsky'nin yerinin bu fotoğraftan tespit edildiği düşünülüyor

On milyon dolar gibi büyük miktarda bir fidye talep edilmesine neden olduğu öne sürülen bu dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezleri ne kadar büyük bir yapı olabilir ki, diye merak ettim haliyle. Biraz araştırınca karşıma devasa bir organizasyon çıktı.

Yine “Dnipro: Suçun ön cephesi” isimli rapordan aktarayım: 2024’ün Eylül ayı itibarıyla sadece Dnipro’daki dolandırıcı çağrı merkezlerinde 30 bin insan çalışıyordu. Dnipro’nun nüfusunun 900 bin civarında olduğunu göz önüne alırsak her 100 kişiden 3’ü dolandırıcılık işindeydi yani!

Rapordan anladığım kadarıyla bu işlerin başındakiler bu dolandırıcı çağrı merkezlerini kurarken Ukrayna’nın savaş halinde olduğu Rusya’yı ve Rusya’ya yakın ülkeleri hedef alarak Ukrayna makamlarının operasyonlarından “yırtabileceklerini” düşünmüş.

Bir yere kadar da öyle olmuş zaten. Fakat zamanla sadece Rusya ve çevre ülkeleri dolandırmak kâfi gelmemeye başlamış ve veritabanlarını genişleterek Türkiye ve Avrupa ülkelerinin de aralarında olduğu yeni coğrafyalara yayılmışlar.

Böyle olunca Avrupa’dan şikayetler artmış, gelen şikayetler üzerine de Ukrayna’nın resmi makamları sürece dahil olmuş. Nihayetinde 2022’den itibaren Dnipro’daki çağrı merkezlerine yönelik operasyonlar başlamış.

Bu dolandırıcılık merkezlerinin yöntemleri inanılır gibi değil. Mesela hedef ülke Türkiye ise Türkiye ve Azerbaycan’dan “personel” istihdam ediyorlar ve bu personeli tıpkı diğerleri gibi özel bir eğitime tabi tutuyorlar. (Keza Azeriler de bu dolandırıcıların hedefindeki bir başka millet.) Eğitimleri verenler arasında psikologlar var ve bu psikologlar NLP teknikleri kullanarak insanların nasıl “korkutulacağını” ve paralarını bilmedikleri bir hesaba göndermeye nasıl ikna edileceğini öğretiyor.

Çağrı merkezlerinde çalışan ve Ukrayna makamlarına ifade veren “Anastasia” takma isimli bir tanığın anlattıkları ne kadar büyük ve tehlikeli bir yapıyla karşı karşıya olunduğunu iyi anlatıyor. Anastasia özetle şunları söylüyor:

Bu mekanlara “ofis” deniyor. Çalışanlar da “ofis personeli.” İşe girerken “İnsan Kaynakları” müdürüyle görüşüyorsunuz, sonra o sizi eğitmeninizle/mentörünüzle tanıştırıyor. Eğitiminiz tamamlanınca kendinize bir takma isim seçiyor ve tüm görüşmelerinizi o isimle yapıyorsunuz. Sizden görüşme esnasında bir panik ve korku atmosferi yaratmanız isteniyor. Görüşme boyunca “müşterinin” bir başkasıyla iletişime geçmemesi, ondan yardım istememesi önemli. Aksi halde bir dolandırıcılıkla karşı karşıya olduğunu fark etme ihtimali artıyor. Bir operatör günde 300-350 arama yapıyor. Bunlardan oltaya takılanların sayısı günde 10 kişiye kadar çıkabiliyor. Bir kişiden “dolandırılan” para tek seferde 250 bin dolara kadar yükselebiliyor. Bu kadar büyük vurgunlarda operatörün komisyonu da artıyor.

Bir başka tanık ise “Artem” takma adını kullanan bir erkek. O da yine eski bir “çağrı merkezi” çalışanı ve başka bir dolandırıcılık yöntemini anlatmış:

Görevim arkadaşlık sitelerinden insanlar bulmaktı. Daha sonra bu insanlarla bir kız arkadaş görüntüsüyle iletişime geçiyor ve güvenlerini kazanıyorduk. Sahte “kız arkadaş”ın gerçek sosyal medya hesapları, doğal ama müstehcene yakın fotoğrafları olması gerekiyordu. Karşıdakinin kalbini kazandıktan sonra onu çeşitli yatırım araçlarına yatırım yapmaya ikna etme süreci başlıyordu. Karşıdaki kişi kripto paralar, altın veya petrol şirketi hisseleri gibi yatırım araçlarının çok büyük gelir getireceğine ikna olduğunda sahte “kız arkadaş” işi bizzat kendinin değil ama ona çok yakın birinin (genelde bir sözde akraba) yürüttüğünü söylüyordu. Böylelikle işi bir başkası devralıyor ve yatırım vaadiyle karşı tarafın tüm varlığı kendi hesaplarına geçiriliyordu. Operatörün bu işlerden yüzde 5 gibi bir komisyonu oluyordu.

İşte böyle. Bu tanıklıkları özellikle uzun uzun paylaştım zira hepimiz insanız ve dalgın bir anımızda hepimiz böyle bir tuzağa düşme riskiyle karşı karşıyayız.

Otuz bin kişilik bir ordunun ellerindeki veritabanları üzerinden Rusya, Kafkasya, Avrupa ve bizim coğrafyamızda dolandırıcılık avına çıktığını, bunun için özel eğitmenler ve psikologlarla çalıştığını düşündüğümüzde hiçbirimiz “Ben asla yemem böyle şeyleri” dememeli ve her türden dolandırıcılık girişimine karşı hazırlıklı olmalıyız.

Ukraynalı güvenlik otoriteleri 2025’te 69 çağrı merkezine el konulduğunu açıklamış. Rus kaynakların iddialarına göre bir ara sadece Dnipro’daki çağrı merkezlerinin sayısı 1100’e ulaşmış. Fakat özellikle küçük merkezlere yapılan operasyonlardan sonra geriye daha fazla kişinin çalıştığı “büyük” merkezler kalmış ve halihazırda 150 kadar çağrı merkezi faal durumda.

Özetle durum bu. Dediğim gibi “Narik” Petrovsky’nin oğlu Igor’un bu sebeple kaçırıldığı öne sürülüyor. Genç adamın yaklaşık 10 gündür kaçıranların elinde olduğu tahmin ediliyor. Son durumu hakkında bir bilgi yok. Video kaydında çoktan Bali’den çıkarıldığı söyleniyor ama Balili güvenlik makamları Igor’un hala ülke içinde olduğunu düşünüyor.

Ukraynalı yetkililer ise konuya ilişkin sessizliğini sürdürüyor. Igor Komarovsky’nin bizzat bu işlerin içinde olup olmadığına dair bir bilgiye ise rastlamadım. Kaldı ki, bulaşmış bile olsa bu bir insanın kaçırılarak ağır işkence görmesini mazur göstermez.

Komarovsky kendini kaçıranların elinden kurtulabilecek mi yahut istenen fidye karşılığında serbest bırakılacak mı, göreceğiz.


© T24