Gambot Diplomasisi nerelere gidiyor?
Diğer
11 Ocak 2026
SMS Panther
Amerika Birleşik Devletleri’nin 26. Başkanı Theodore Roosevelt’in unutulmayan bir sözü vardır. “Yumuşak konuş, eline büyük bir sopa al. Bu seni her zaman ileri götürür”. Bu sözün Afrika kökenli eski bir deyiş olduğu söylenir. Siyasi ifadesi “Büyük Sopa Politikasıdır.” Daha sonraki yıllarda Gambot (Gun Boat) Diplomasi olarak adlandırılan tehdit politikalarının fikir kaynağı olacaktır. Bazı yazarlar Gambot Diplomasisini “Masada konuşurken limana savaş gemisi göndermek” olarak da tanımlarlar.” Sanki 90 yıl öncesinden Roosevelt’in şimdiki Başkan Trump’a yol gösterdiğini düşünüyor insan. Sevgi dolu, yumuşak sözlerle başlayan diplomasi dili, savaş gemileri, F35’ler ve helikopterlerle korku dolu bir rüyaya dönüşüyor adeta.
Amerika Birleşik Devletleri’nin henüz dünya milletler arenasına katılmadığı günlerde, Akdeniz’e çıkan ticari gemileri Osmanlının güçlü olduğu sularda, özellikle de Afrika kıyılarında büyük sorunlar yaşar. Bağımsızlık öncesinde İngiliz bayrağı altında güvenle seyreden ticaret gemileri artık bu korunmadan yoksundur. Onlarcası Türk korsanlar tarafından ele geçirilir, isimleri değiştirilir. (1). Gemi kaptanları ve yüzlerce mürettebatı gemilerde forsa olarak kürek çekmekte, arasına sirke dökülen kuru ekmeklerle beslenerek esaret günlerini sürdürmektedirler. Bu zor günlerde ABD’nin İngiltere Temsilcisi John Adams ile Fransa Temsilcisi Thomas Jefferson arasında korsanlarla mücadele yöntemi konusunda ciddi bir görüş ayrılığı çıkar. Her ikisi de ilerde sırayla ikinci ve üçüncü Başkan olacaklardır.
Ele geçirilen kaptan ve mürettebatın esaretleri, Benjamin Franklin’in ABD siyasetini de yönlendiren kölelikle ilgili tezlerine konu olur. (2)
John Adams Başkanlığı döneminde Türk korsanlarına fidye vererek geçici bir çözüm üretirse de sonuç alamaz. Thomas Jefferson’un yıllar sonra Amerikan Başkanı olmasıyla işler biraz değişir. Jefferson fidye ödemenin doğru bir çözüm olmadığına başından beri inanmaktadır. George Washington gemisinin Cezayir Beyi Baba Mustafa’nın talimatıyla limandan kaçırılarak onlarca aslan ve kaplanla İstanbul’a götürülmesi olayı dahil yaşanan bin bir türlü aşağılamayı kendine yediremez. Jefferson yaptırdığı yeni gemilerle Akdeniz’e saldırmayı planlar. Trablus Beyi Karamanlı Yusuf Paşa’nın tehditlerine aldırmayarak, limanları ablukaya alır, bombalamakla korkutur. Kanımca bu olay tarihteki ilk Gambot diplomasidir. Tehdit ve arkasından gemilerle bombalanma ihtimali Yusuf Paşa’yı yıldırmış, sonunda anlaşma yolunu seçmiştir.
Yapılan anlaşmalar sonrasında Kuzey Afrika’daki yöneticilere gereken güvenceler verilip, ödemeler yapıldıktan sonra ticaret gemileri Akdeniz’de güvenle seyahat etmeye başlamış, sonunda Jefferson haklı çıkmıştır. Tehdidi büyük olan ve sopayı gösteren kazanmıştır.
Bu olaydan yaklaşık on yıl kadar sonra Birleşik Krallık ile A.B.D bir savaşa girişirler. Amerikalıların 1813 yılında Kanada’daki York (bugünkü Toronto) şehrini yakması ve Amerikan ticaret gemilerine İngiliz donanmasının sürekli engel çıkarması savaşın temel nedenlerindendir. İngilizler, Amerikalıları ülkelerini basmakla tehdit ederler. Sonunda olan olur. Savaş gemileriyle, kara birlikleriyle baskını yaparlar. Korkutma ve yıldırma amaçlı bu olay bana göre ikinci Gambot diplomasisidir.
Yapılan savaşta Amerika yenilir. İşin doğrusu İngilizler tarafından ciddi bir şekilde aşağılanır. 24-25 Ağustos 1814 tarihlerinde İngiliz kuvvetleri General Robert Ross’un komutasında Washington D.C.’nin en önemli savunma noktası olan Chesapeake Körfezine çıkarma yapar. Bladensburg Muharebesinde Amerikalıları müthiş bir yenilgiye uğratırlar. İngiliz Birlikleri artık Washington yolundadır. Kanada’daki York’un yakılmasına misilleme olarak Beyaz Saray’ı, Kongre ve Hazine binasını, devamında diğer kamu binalarını ateşe verirler. Başkan James Madison şehirden kaçar. Karısı Dolley Madison can havliyle George Washington’un portresini kaparak Beyaz Saray’dan kaçacaktır. Beyaz Saray bu olayda büyük hasar görür. Yeniden inşası 1817 yılına kadar sürer. Yanmış duvarlarını kapatmak için bina beyaza boyanmıştır. Bazı tarihçiler binaya “Beyaz Saray” denilmesini bu boyama işine bağlarlar. 1814 yılındaki Gent Anlaşmasıyla savaş sona erecektir.
Amerikalılar, İngilizlerin bu baskınını unutmak ve unutturmak için olayı tarih kitaplarında beklendiği şekilde yazmazlar. Bu acı tecrübe, Amerikalıları bundan sonrası için Güney Amerika dahil bütün kıtaya ve hatta Pasifik Okyanusuna sahiplenme konusunda hırslandıracaktır.
Şimdi tarihi biraz ileri sararak tecrübesiz Amerikan yönetiminin Pasifikte yaptığı bir kabadayılık öyküsüne gidelim.
1639 yılında kapılarını kapatan Japonya’yı dış dünyaya tekrar açan Amerika’dır. Japonya’ya ilgi duyulmasının nedeni ekonomik çıkarı içindir. Amerikalı balıkçıların Japonya yakınlarında balina avına gittiklerinde karşılaştıkları engeller birinci nedendir. Yeni sefere çıkmaya başlayan buharlı gemilerin Çin yolunda mola için yeni limanlara gereksinim duymalarının ikinci bir gerekçe olarak söylenir.
1846 yılında önce Commodore Biddle birkaç savaş gemisiyle Japonya’ya gönderilir. Tokyo limanında 10 gün bekleyen Amirali imzasız ve tarihsiz bir mektupla kovalayan Japonların bu tutumu Amerikan yönetimini düşündürür. Bir çözüm yolu aramaya çalışırlar. 1849 ve 1851 yıllarında iki denemede daha bulunduktan sonra, Commodore Matthew Calbraith Perry komutasındaki filo, dönemin Başkanı Fillmore’un mektubuyla Tokyo Körfezindeki Uraga Koyu’na 7 Temmuz 1853 günü demir atar. Mektup, bu defa büyük telaş yaşayan Japon yetkililerden Shogun Iyeyoshi’ye verilir. Commodore Perry tehditle karışık yumuşak bir ifade kullanıp, mektubu muhatabına teslim ettikten sonra, düşünmeleri için süre vererek, Çin’e döner.
Perry’nin gemi doktoru Wells Williams o günün anılarında, “Japonya tarihinde yer alacak o unutulmayacak gün bu şekilde sona erdi. Anahtarı nihayet kilide sokmayı başardık” diye yazar. Bir diğer Gambot Operasyonu başarıyla sonuçlanmış ama bitmemiştir. Commodore Perry 13 Şubat 1854 günü Yedo (Tokyo) Koyu’na tekrar demir atar. Bu defa on parçalık bir donanma ile Japonya’ya gelmiştir. İlk görüşmeler 8 Mart’ta başlar. 31 Mart 1854 tarihinde iki ülke arasında Kanawaga Anlaşması imzalanacaktır.
İkinci Dünya Savaşı’nın son günü, 2 Eylül 1945 tarihinde Tokyo’da dört siyah limuzin Yokohama istikametinde limana doğru hızla gitmektedir. Birinci araçta bulunan General Umezu, hiç istememekle beraber İmparator’un emriyle teslim anlaşmasını imzalamakla görevlendirilmiştir. Limana vardıklarında İkinci Dünya Savaşını sona erdirecek anlaşmanın imzalanacağı Missouri zırhlısına transferi beklemeye başlarlar.
Missouri’nin komutanı Amiral William Halsey bu anı daha da unutulmaz yapmak için tören öncesinde oldukça ilginç bir karar alır. Japonya kilidini açan Commodore Matthew Perry’nin 91 yıl önce Tokyo’da dalgalandırdığı Amerikan Bayrağını Annapolis’teki Deniz Akademisi Müzesinden Sagami körfezindeki Missouri’ye getirir. Törende bulunan Japon subaylar için en acı olan ise Perry’yle 92 yıl önce Japonya’ya gelen tarihi Amerikan bayrağının korku ve tehdidin yeni bir göstergesi olarak yine gönderde olmasıdır.
Beyaz Saray’a İngiliz baskınından 9 yıl sonra, 2 Aralık 1823 tarihinde Monroe Doktrini Amerikan Başkanı James Monroe tarafından Kongre’deki yıllık konuşmasında açıklanır. Amerika kendi bölgesinde dayılık yapmak için gerekli ortamı bulmuş gibidir. Metnin fikir babası Dışişleri Bakanı John Quincy Adams’tır. Monroe Doktrini üç ana mesaj içerir:
-Avrupa devletleri, Kuzey ve Güney Amerika’da yeni sömürgeler kuramazlar.
-Batı Yarımküre (Kuzey ve Güney Amerika) artık Avrupa sömürgeciliğine kapalıdır. ABD var olduğu sürece bu bölgeye kimse karışamaz. Karışması bile düşünülemez.
-ABD, Avrupa’nın kendi iç savaşlarına ve siyasi meselelerine........
