menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Murat Belge, ‘Tutunamayanlar ve Oğuz Atay’ı anlattı: İç monolog, anlatım biçimleri, romanın yapısı… Bir de bakıyorsunuz bu adam mühendis!

49 0
15.03.2026

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı yayımlandığı günden bu yana Türk edebiyatında en çok tartışılan romanlardan biri. Peki bu roman hakkında bugün yeni ne söylenebilir? Eleştirmen ve yazar Murat Belge, İletişim Yayınları’ndan çıkan Bir Dönüm Noktası Olarak Tutunamayanlar ve Oğuz Atay kitabında tam da bu sorunun peşine düşüyor. Belge, Tutunamayanlar’ın olaylı yayımlanma sürecinden yıllar sonra kazandığı geniş okur ilgisine, anlatı tekniklerinden metinlerarası ilişkilere kadar uzanan geniş bir çerçevede romanın edebiyatımızdaki önemini anlatıyor. Kitap, Tutunamayanlar üzerine yeni bir okuma önerirken romanla ilk kez karşılaşan okurlara da yol gösteriyor.

Murat Belge ile buluştuk. Oğuz Atay ve Tutunamayanlar’ın Türk romanındaki yeri üzerinden, romanın yayımlandıktan yıllar sonra kazandığı okur ilgisini, Selim ile Turgut arasındaki ilişkinin romanın yapısını nasıl belirlediğini ve Olric’i konuştuk.

- Tutunamayanlar neden Türkiye’de yazılmış gelmiş geçmiş en iyi romandır?

“En iyi roman” gibi cümlelerden aslında kaçınmak gerekir. İnsan yanılabilir, fazla iddialı bir laf. Ama ben bunu söyledim. Tam nedeni, gerekçem neydi bu cüretkâr lafı söylemeye? Mesela Yaşar Kemal’i düşünelim. Bir bölgeyi anlatır, orada yaşayan insanların başına gelenleri anlatır. Başlarına ne gibi felaketler geliyor, memleketin hangi eksiğini gösteriyor. Bir sorunu alır ve onu inceler. Bizim edebiyatımızda genel olarak böyle yapılır zaten: Bir sorunu anlatırsın. Oğuz Atay da aslında bir sorunu anlatıyor. Ama bunu yaparken başka bir şey de yapıyor. Romanın kendisiyle uğraşıyor; yani romanı roman yapan teknik meselelerle. İç monolog, anlatım biçimleri, romanın yapısı… Bunların hepsi bilinçli bir şekilde var. Bizim edebiyatımızda genellikle böyle bir teknik arayış pek görülmez. Sorunu anlatırsın, hikâyeyi kurarsın, orada kalır. Oğuz Atay’da ise romanın nasıl kurulduğu da meselenin bir parçası oluyor. Bir de bakıyorsunuz, bu adam aslında bir mühendis. Ama dünya edebiyatını çok yakından izlemiş. Roman tekniği konusunda ciddi bir bilgi birikimi var. Romanı roman yapan o teknik meseleleri çalışmış, düşünmüş ve kullanmış. Bence Tutunamayanlar’ı ayrı bir yere koymamızın nedeni biraz da bu.

- Romanda Oğuz Atay’ın mühendis zekâsını da görüyoruz.

Evet, evet. Edebiyatçı olmayan bir edebiyatçının olağanüstü, şaşırtıcı yanı bu.

- Javier Cercas’la yaptığım bir röportajda edebiyatın “yararlı olma” iddiasına girdiği anda propaganda ya da pedagojik bir metne dönüşeceğini söylemişti. Oysa Türk romanında çoğu zaman okura bir şey........

© T24