menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ayşegül İldeniz, Silikon Vadisi’ni ve yapay zekâyı anlattı: Yapay zekâ iklim krizine çözüm yaratabilir; bazı sektörler yok olurken yeni iş alanları ortaya çıkacak

23 1
04.01.2026

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

04 Ocak 2026

Ebru D. Dedeoğlu (solda) ve Ayşegül İldeniz

Yeni yılın ilk söyleşisinden herkese merhaba. Umarım daha adaletli, daha huzurlu ve daha eşitlikçi bir yıl olur. Bugün, uzun zamandır çalışmalarını yakından izlediğim, teknoloji dünyasında küresel ölçekte söz sahibi bir isimle bir aradayım: Ayşegül İldeniz. Silikon Vadisi’nde üst düzey yöneticilik yapmış, Intel’de yeni teknolojilerden sorumlu dünya başkan yardımcılığı görevini üstlenmiş; bugün ise danışmanlık, yönetim kurulu üyelikleri ve yazarlık yapan bir teknoloji lideri. Doğan Kitap’tan yayımlanan Işınla Bizi Ayşegül, Ayşegül 5.0 ve çocuklara yönelik yeni kitabı Geleceği Merak Ediyorum: Yapay Zekâ vesilesiyle bir araya geldik. Zeki, samimi, güçlü; mizah duygusu yüksek ve son derece etkili bir kadın. Gücünün yanında, insanı anlayan dili ve şefkati onu bambaşka bir yere koyuyor.

İldeniz ile teknoloji dünyasının merkezinde kadın lider olmayı, yapay zekânın vaadini ve sınırlarını, hızla değişen bir dünyada insanın nerede durması gerektiğini konuştuk.

- Silikon Vadisi’nde küresel ölçekte söz sahibi bir pozisyona gelmek büyük bir başarı hikâyesi. Merak ediyorum nasıl başardınız?

Türkiye’de büyüdüm, burada okudum; devlet okullarında eğitim aldım. Yüksek lisans için Amerika’ya gittim. Bir süre orada çalıştıktan sonra ailede bir kayıp yaşadık; annemi kaybettik. Bunun üzerine apar topar Türkiye’ye döndüm. Aile benim için çok önemliydi, burada olmam gerektiğini düşündüm ve kariyerime Türkiye’de devam ettim. Ben Türkiye’den adım adım globale açılmış örneklerden biriyim. Benim gibi global çapta başarılı yöneticiler var; sayıları yıllar içinde artıyor. Önce Türkiye’de pazarlama müdürüydüm, ardından Türkiye Genel Müdürü oldum. Sonra Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’dan sorumlu Bölge Başkanı olarak görev yaptım. Ardından Avrupa Yönetim Kurulu’na girdim. En sonunda da Intel’in merkezi olan Santa Clara’da, Silikon Vadisi’nde yeni teknolojilerden sorumlu Dünya Başkan Yardımcılığı görevine atandım. Daha sonra Amerika’dayken global faaliyet gösteren bir akıllı enerji şirketinin CEO’su oldum ve o şirketle bir exit gerçekleştirdik. Sonrasında da danışmanlık, yönetim kurulu üyelikleri ve yazı yazmaya odaklandım. Düşününce, bu da yaklaşık yedi yıl olmuş. Yani son yedi yıldır danışmanlık yapıyor, yönetim kurullarında yer alıyor ve yazıyorum.

- Peki erkek egemen bir sektörde başarılı bir kadın olmak zor olmadı mı?

Teknoloji sektöründe yaş, cinsiyet ya da nereli olduğunuzdan çok; ne kadar atik olduğunuz, ne kadar hızlı hareket edebildiğiniz ve geleceği ne kadar iyi öngörebildiğiniz belirleyici. Elbette sonuç üretebilmek de çok önemli. Bu açıdan baktığımda, sektörün yapısının bana avantaj sağladığını düşünüyorum. Büyük resme baktığınızda şirketlerin sahiplerinin ya da en üst düzey yöneticilerinin çoğunlukla erkek olduğu görülüyor. Ancak teknoloji sektörü farklılıklara açık bir alan. Üst düzeyde görev yapan çok sayıda kadın var. Ben bu sektörün, özellikle sıçrama yapmak isteyenler için bariyerleri görece açık tuttuğunu düşünüyorum. İkinci olarak da, bizim coğrafyamızdan geliyor olmanın ciddi bir etkisi var. Türkiye’de, Orta Doğu’da ve Afrika’da çalışmış biri olarak zorluklara alışkınım. Sürekli beklenmedik durumlarla karşılaşmaya alışkınım; bir deprem olur, bir savaş çıkar, bir ülkede ani bir kriz yaşanır…

- Ruhsal dayanıklılığımız çok fazla diye düşünüyorum. Ne dersiniz?

Çok yüksek. Dayanıklılığımız ve direnç gücümüz gerçekten fazla. Zor durumlarda ne yapabileceğimizi hızlıca kestirebilme, pratik çözümler üretebilme becerimiz iyi. Bunun bana çok faydası oldu. Bu bölgede birbirine hiç benzemeyen, çok farklı profillerde iş insanlarıyla çalışmak ve onları yönetmek de önemli bir deneyim. Bazen tamamen alakasız gibi görünen bir teknolojiyle karşılaşıyorsunuz. İlk refleksiniz, “Bunu Batı Avrupalılar ya da Amerikalılar kullanır, başkası kullanmaz” demek olabiliyor. Ama şunu hiç unutmuyorum: Tamamen kişisel merakımla Etiyopya’da Aksum diye bir şehir var, oradan dağlara çıktım. Orada yaklaşık 16–17 yaşlarında bir çocukla tanıştım. İki gün birlikte vakit geçirdik; aynı zamanda rehberimdi. Onun teknolojiye dair bakışı benim zihnimde o kadar çok kapı açtı ki, anlatamam. Türkiye’de de benzer örnekler var. İnsanların “Bu bana neden yarar?”, “Bunu nasıl kullanırsam benim için gerçekten iyi bir şeye dönüşür?” diye sorması… Teknolojiyle kurulan bu ilişki bana çok sayıda anahtar verdi. Global düşünebilme kapasitemi ben açıkçası bu bölgede geliştirdim. Silikon Vadisi ve teknoloji bana şunu gösterdi: Eğer yaptığınız şeyi sekiz milyardan fazla insan için düşünmüyorsanız, aslında bir karşılığı yok. Teknolojinin gerçekten anlamlı olabilmesi için böyle bir kapsayıcılıkla ele alınması gerekiyor.

- Motivasyonu sağlayan asıl soru ne?

İnsanların yaşam biçimini nasıl değiştireceğim? Yapmak istediğiniz şey gerçekten büyük bir dönüşüm yaratmak zorunda. Çünkü Silikon Vadisi son derece rekabetçi bir yer. Oraya gittiğiniz anda bu rekabet duygusunu içinizde taşımanız gerekiyor. Ancak o zaman daha çok çalışıyor, daha hızlı koşuyor, daha büyük düşünüyorsunuz. Geri kalmamak için ölçeği büyütmek zorundasınız. Yıllarca başkan yardımcılığı, bölge başkanlığı yaptıktan sonra Silikon Vadisi’nde yeni teknolojiler bölümünü kurmak için CEO’yla konuştuğumda bana şunu söyledi: “Düşünebildiğin kadar geniş düşüneceksin. Her şeyi değiştirmemiz lazım. Özellikle bugüne kadar yapmadıklarımızın üzerine gitmeni istiyorum.” Bunun üzerine bir ekip kurdum. Ekipte Oakley’nin ilk akıllı gözlüğü üzerine düşünen, Nike’ın ilk ölçüm yapabilen akıllı bilekliği üzerinde çalışan insanlar vardı. 2013’ten söz ediyorum. Bugün kullandığımız birçok teknoloji o zamanlar bu insanların zihnindeydi. Birlikte yola çıktığım iş ortağım ise Apple’da iPhone’u geliştiren birkaç kişiden biriydi. Onun hep söylediği bir cümle vardı: “Fizik kanunları elverdiği sürece her şeyi yapabiliriz.” Bunu duyduğunuz anda zihniniz açılıyor. O zaman şu soruları sormaya başlıyorsunuz: Uçan araba mümkün mü? Karşımdaki kişinin kim olduğunu anlayan bir bilgisayarı bir gözlüğe yerleştirebilir miyim? Hayatımda beni sürekli izleyen bir asistanı nasıl yaratabilirim? Ben bu soruları yaklaşık on iki yıl önce sormaya başladım ve bunlara karşılık gelen bir yol haritasıyla çip geliştirmeye başladık. Bir noktadan sonra zihninizde kapılar ardı ardına açılıyor.

- Bu kadar özel ve çok zeki insanlarla çalışmak, onları yönetmek zor değil mi? Sisteme uyum sağlayabiliyor mu?

Çok özel insanlar ve elbette uyum sağlıyorlar; çünkü Silikon Vadisi’nde yaşıyorlar ve çoğu uzun süredir orada. Ama onları yönetmek gerçekten ayrı bir mesele. Hayatım boyunca üst düzey yöneticilik yaptım ve hep yıldız insanlarla çalıştım. Yıldızlardan oluşan bir takımı yönetmek bana göre şu demek: Güçlü oldukları alanlarda onları olabildiğince özgür bırakmak ve “Bu işin........

© T24