‘Yaşama Övgü’ üzerine: “Utanç taraf değiştirmeli, bu fotoğraftaki sizsiniz”
2024 yılında dünya kamuoyu Gisèle Pelicot adını ilk kez duydu. On yıl boyunca eşi tarafından bilgisi dışında uyuşturularak sistematik cinsel şiddete maruz kaldığını öğrendiğinde hayatı altüst oldu. Ancak onu küresel ölçekte bir figüre dönüştüren şey, davasının kamuya açık görülmesini talep ederken söylediği cümleydi: “Utanç taraf değiştirmeli.”
Bu cümle bir meydan okuma değil sadece; aynı zamanda şiddetin karanlıkta büyüdüğü gerçeğine karşı da bilinçli bir strateji. Pelicot meseleyi “benim başıma gelen” olmaktan çıkarıp “Bu düzen nasıl işliyor?” sorusuna taşıyor. Faili “canavarlaştırmanın” rahatlatıcı kolaycılığına sığınmıyor; çünkü canavar anlatısı, kötülüğü sıradan erkeklik pratiklerinden ayırarak rahatlatıcı bir mesafe yaratıyor. Oysa burada söz konusu olan, organize bir sessizlik ve kolektif bir suç ortaklığı.
Kitabı bitirdiğimde bir mağduriyet hikâyesinden çok, bir yüzleşme metni okuduğumu düşündüm. Pelicot duyguları manipüle etmiyor; dilinin sadeliği yaşananların ağırlığını daha da görünür kılıyor. Özellikle karakolda kendisine izletilen görüntülerle yüzleştiği bölüm… “Bu fotoğraftaki sizsiniz” dendiğinde yaşanan şey dramatik bir çığlık değil, sessiz bir kopuş.
Pelicot’nun tepkileri zaman zaman okura “anlaşılması güç” gelebilir. Zira toplum, mağdurlardan belirli davranış kalıpları bekler: yüksek sesle öfke, açık bir intikam arzusu, kesintisiz bir kırılganlık… Oysa Pelicot ne zaman öfkeleneceğini, ne zaman susacağını bizzat belirliyor. Bir mağdurun nasıl konuşması gerektiğine dair yazılı olmayan kuralları reddediyor ve mağduriyetin toplumsal kodlarıyla da hesaplaşıyor. Evlilik soyadını bırakmamasını da böyle okumak mümkün: Utancı devralmıyor, sahiplenmiyor; yalnızca yerini değiştiriyor.
Pelicot için asıl sarsıntı, hayatının en sağlam halkası sandığı ailenin bir anda çatırdamasıyla başlıyor. Yaklaşık elli yıllık bir........
