‘Wow’ değil ‘Oh be’ dedirten yemekler: 2026 yeme-içme trendleri

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

17 Ocak 2026

Hele ki ‘sürdürülebilirlik’ kelimesinden size de gına gelmedi mi? Sürdürün o zaman! Sağlıklı olalım çok tüketmeyelim ama bir yandan da lezzetli şeyler yiyelim.

Artık kimse tabağı çözmek, menüyü tercüme etmek, yemeğin arkasındaki felsefeyi dinlemek istemiyor. Açık söyleyeyim: İnsanlar artık yemeği sınav gibi yaşamak istemiyor. Süslü tabaklar, pahalı restoranlar, hepsi biraz geri çekildi. Ve bu sadece Türkiye’de de değil, dünyada böyle.

New York Times’tan Vogue’a, National Geographic’ten Whole Foods Market ve Food Dive’a kadar dev platformlar 2026 yeme içme trendlerini açıkladı. Her yerde aynı cümle dönüyor: Comfort is back. Yani konfor yemekler geri döndü. Yemek, yeniden gündelik hayatın içine, ait olduğu yere geri dönüyor. Büyük kuruluşların raporları da sokaktaki alışkanlıklar da aynı şeyi söylüyor: Yormayan, tanıdık, tekrar edilebilir yemek kazanıyor.

Restoran tarafında bu sakinleşmenin en net göstergesi, müşterinin çoğu zaman fark etmediği ama mutfakta sıkça konuşulan iki ürün: garum ve iç yağ. Garum, Antik Roma’dan kalma, fermente balık iç organlarından yapılan bir çeşni. Bugünün bulyon küpü gibi düşünün ama daha havalısı. Şu anda Avrupa’da pek çok restoranda sosların, et sularının, hatta sebze tabaklarının arkasında sessizce kullanılıyor.

İç yağ, yani tallow da aynı hikâyenin devamı. Uzun süre “hafif, yağsız, sıfır suçluluk” diye diye tatları epey bir budadık. Şimdi ibre geri dönüyor. Güney Londra’daki restoranlardan ABD’deki zincirlere kadar iç yağ yeniden mutfağa giriyor. Tereyağı gibi çırpılıyor, ekmeğe sürülüyor, patatesin üstüne gezdiriliyor. Bunun sebebi “sağlık trendi” falan değil. Çok daha basit: İnsanlar yediği şeyin tadını almak istiyor.

Ama asıl mesele restoranlar değil. Asıl hikâye insanların ne istediğiyle ilgili. 2026’da konfor yemeği geri döndü ama bu dev hamburger kuleleri, sos içinde yüzen sağlıksız tabaklar anlamına gelmiyor. Konfor yemeği, insanların bildiği yemek demek, sadece daha düzgün yapılmışını. Dürüm, pilav üstü, köfte, kuru fasulye… Türkiye’de kimse bunlardan vazgeçmedi zaten. Sadece insanlar artık “eti iyi olsun, kıvamı dengeli olsun ve anam babam usulü, porsiyonu tam kararında gelsin” diyor. Gösteriş değil, tatmin aranıyor.

Bir süredir her şey protein etrafında dönüyordu. Protein tozları, barları, yok sabah 10 yumurta ye ya da ete ve bakliyata yüklen gibi… Tabi ekonomimiz izin verdikçe. 2026’da bu hikâye de biraz yoruldu. Yerine daha sessiz ama çok daha kalıcı bir şey geldi: lif. Bu bir diyet meselesi değil, bir hayat kolaylaştırma meselesi. İnsanlar daha uzun süre tok kalmak, öğleden sonra düşmemek, “iki saat sonra yine acıktım” dememek istiyor. O yüzden bakliyatlar, sebzeler, tam tahıllar yeniden........

© T24