menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Diyarbakır’dan izlenimler: Öcalan’a özgürlük öne çıkarken siyasal yeniden yapılanmanın mesajları da verildi

17 0
22.03.2026

Diyarbakır’da on binler Nevroz alanına akarken, bu yıl daha geç saatte aktı alana, 2024 Ekim’inde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin görünen aktör olarak başlattığı sürecin sahadaki fiili yansımalarını görmek mümkün oldu.

Sabahın erken saatlerinde alana giriş kontrol noktalarında büyük sorunlar çıkmadı. Sadece basın giriş noktasında basın mensupları ‘müzakere sürüyor’ denilerek bir süre bekletildi. Hava şartları gerekçesiyle ertelenen ‘Öcalan’a Özgürlük’ mitinginin vermek istediği mesajın kendisi, 2026 Nevroz’unda karşılığını buldu diyebilirim. Zira konuşmaların ortak vurgusu, Abdullah Öcalan’ın statüsü ve çalışma koşullarının hukuki teminat altına alınmasıydı. DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan da “Öcalan'ın Amed’de, bu meydanda halkıyla buluşmasının önü artık açılmalıdır” diyerek Öcalan’a özgürlük talebinin sürecin ana talebi olduğunun altını çizmiş oldu. Alanda Öcalan posterlerinin ve bayraklarının yoğunluğu, sürece ilişkin ana hat siyasetiyle uyumluydu.

Sahnenin kurgusu ağırlıklı olarak politik mesaj doluydu. Öcalan’ın mesajını kimin okuyacağından, sürece ilişkin eleştirilere yanıtı kimin vereceğine kadar seçilen isimler tesadüf değildi.

Bu konuya gelmeden önce, Abdullah Öcalan’ın mesajı ağırlıklı olarak Kürtlere, içe dönük bir mesajdı. Öcalan’ın mesajındaki ‘şimdileşme’ kavramı dikkat çekiciydi. Konuştuğum kimi isimler, yeni paradigmanın Kürtlerin yaşadıkları ülkelerin iktidarlarına hukuki tanınmayla ortak olma siyaseti olduğu yorumunu yaptılar.

Öcalan’ın içe yönelik olduğu anlaşılan bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım” sözünü de Kürt siyasetinin yeniden yapılanma sürecine girebileceği olarak okumak mümkün. Diyarbakır kulislerinde bu da konuşuluyor.

Öcalan’ın mesajıyla ilgili DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar’ın yorumu şu oldu:

Kürt ulusal dayanışması ve kimliğinin yükseldiği bir dönemdeyiz. Öcalan’ın milliyetçilikten uzaklaşma, Türkiye’ye entegrasyon çağrısı var.  Mesajda Kürtlerin artık varlığını ispat ettiği bundan sonra özgürlük ve Kürtlüğün hukukileşmesi meselesi vurgusu var. Silah bırakma ve entegresyon sürecinin en önemli halkası olması gereken şey dağdakilerin, diaspora ve hapishanedekilerin demokratik hayata katılması… Bunun hukuki düzenlemesi hala yok, Ramazan Bayramı’ndan sonra gelecek deniyor ama içerik hala muğlak ve bugün burada verilen mesajların içeriği ve anlatmak istediği ile karar vericilerin bu konuya ilişkin olarak geçiş yasasının içeriğine algısı tam örtüşmüyor henüz."

Cengiz Çandar

Öcalan’ın içe dönük mesajının altını çizen başka bir konuşmayı da bir süre İmralı’da Öcalan’la kalan, 33 yıldan sonra 2025 Temmuz’unda cezaevinden çıkan Çetin Arkaş yaptı. Arkaş’ın yoğun alkış alan konuşmasında, hayatını kaybedenlere atfen kurduğu şu cümleleri dikkat çekiciydi…

“Size bu meydandan söz veriyoruz. Yarattığınız değerler üzerinden bireysel ikbal peşinde koşanlar sert kayaya çarpacaklar. Bunlara müsaade etmeyeceğiz.”

Konuşmasında kimi Kürt çevrelerin Öcalan’la ilgili spekülasyonlarına yanıt da vardı:

Bizlere Kürtlük ve mücadele dersi vermeye kalkanlara da bir çift söz söyleyerek bitirmek isteriz. Önder Apo ve yoldaşları onurlu ve özgür yaşamdan asla taviz vermediler. Öldüler, asit kuyularında yakıldılar, hapislerde çürütülmeye, sürgünlerde ettirilmeye çalışıldı ama asla yılmadılar... Özgür Kürtlük bilinci bu sayede korunmuştur ve artık geri dönülmez bir noktadadır. Analarımıza, şehitlerimize verdiğimiz söz gibi bu mücadele zaferle taçlanana kadar da aynı kararlıkla devam edecektir.”

Alandaki notlara gelince…

Alandakilerin çoğunluğunu gençler oluşturuyordu, geçen yıl da benzerdi. 17-20 yaş arasındaki gençlerin, 90’ların müziklerine, Kürt politik kimliğinin inşasında kültürel rol oynayan müzik grubu Agire Jiyan’ın parçalarına eşlik etmesi, ki özellikle dikkat ettim, ana akım politik kodların kuşaktan kuşağa aktarıldığını gösteriyordu. Unutulmayan isimlerden biri de Selahattin Demirtaş’tı. Gençlerin Demirtaş’ın fotoğraflarını alanda gezdirirken basının yoğun olduğu bölgeye doğru göstermesi ‘görünmezliğe’ bir yanıt gibiydi.

Fotoğraflar: Candan Yıldız

Fotoğraflar: Candan Yıldız

Barış mücadelesinin öne çıkan ismi Sırrı Süreyya Önder’in kızı Ceren Önder Kandemir, Selahattin Demirtaş’ın kızı Delal Demirtaş’ın alandaki varlığı da başka bir anlam içeriyordu.

Tuncer Bakırhan, Leyla Zana, Ceren Önder Kandemir

Geçtiğimiz yıl Diyarbakır Nevroz’una yazılı mesaj gönderen CHP lideri Özgür Özel, bu yıl da mesaj gönderdi ve geçen yıldan farklı olarak AKP iktidarının süreci araçsallaştırmayı hedeflediğini ima etti.

“Bilin ki; kendi siyasi menfaati için, bu milleti bölen, kutuplaştıran,düşmanlaştıran kim varsa o sizden değil, zalim Dehak’lardan yanadır. 1 yıl önce, 19 Mart 2025’te yapılan sivil darbe yalnızca CHP’ye karşı yapılmamıştır. Bu ülkenin barışı ve çok partili demokratik sistemi hedef alınmıştır. Bu darbeyle; Kürtlerin belediye meclislerinde kendi kimlikleriyle temsil edilmelerini suç sayan Kent Uzlaşısı davaları hala sürmekte, kayyım uygulamaları hala devam ettirilmektedir.”

Tuncer Bakırhan’ın da Silivri yargılamalarını eleştirmesi iki partinin birbiri ile konuşması gibiydi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Bafıl Talabani de mesaj gönderen isimler arasındaydı. Protokol kısmında yabancı ülkelerden gelen davetliler bu yıl daha azdı. Mısır, Hindistan, ABD, Fransa, Almanya ve Yunanistan’dan siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri, akademisyenler katıldı.

Son bir not olarak Diyarbakırlılar yağmura rağmen halaydan hiç vazgeçmediler. Sürece ilişkin kaygı ve güvensizliğin katılımı etkileyebileceği yönündeki tahminler de doğru çıkmadı.

Ez cümle Diyarbakır’daki Nevroz, Öcalan ve halayın Nevroz’u oldu.


© T24