Melissa Kenter, babası Müşfik Kenter’i ve sahnelediği ‘Züleyha’yı anlatıyor: Belki ensesti bilsem bu oyunu yapamazdım! |
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
02 Kasım 2025
Melissa Kenter
Geçen akşam Londra’da bir oyun izlemeye gittim ve şimdi size her şeyi olduğu gibi anlatacağım.
O gün, bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Hava kararmıştı. Ve ben kuzeyden güneybatıya doğru geçiyordum. Etrafta koşuşturan ve trenlerine, otobüslerine yetişmeye çalışan insanları görüyordum. Muhtemelen çoğu işten ve okuldan çıkmıştı. Çevremde çok hareket vardı. Hayat akıyordu tabii. İnsanlar evlerine gidecek, aileleriyle yemek yiyecek, televizyonda sevdikleri bir filmi açacak ve sonra da uyuyacak, ertesi güne uyanacaklardı. Hareket bu kadar çokken, benim kafam tek bir noktada takılı kalmıştı. İşte o nokta, beynimin orasına sonsuza kadar mıhlanmıştı sanki. İnsanlara ve olanlara böyle dışarıdan bakınca her şey yolunda görünüyordu, ama tam da o anda yolunda gitmeyen çok şeyler oluyordu, biliyorum. Dünyanın her yerinde ya da herhangi bir yerinde. Bunlardan yalnızca biri ise, aile içinde yaşananlardı. Hep gizli kalacak olanlar, konuşulmayacaklar ve aile sırrı adını taktıkları kötülüklerdi.
Karşımda ise adeta dünyanın yükünü omuzlarımda hissettiren bir oyun vardı. Züleyha. Ben yalnızca bu oyunu izlediğimde böyle hissettiysem tüm bunlara maruz kalan Züleyha’yı düşünün bir de. Bu oyun tek kişilik bir performanstı. Türkiye’nin güneyindeki şehirlerden birinde yaşanmış, tamamen gerçek bir olay.
Buraya kadar söylediklerimden zaten tahmin ettiğinizi biliyorum, ancak söylemek isterim ki yine de, bu olay bir ensest hikâyesi. Sahnede Züleyha’yı oynayan kişi ise Melissa Kenter. Tüm duygu geçişlerini bu denli izleyiciye geçiren ve içinde olduğu karakteri böylesine sahiplenerek yaşatan kişinin gözlerinin içine bakmak ve onunla konuşmak istedim. Bu konu zaten yumuşak karnım. Bu role nasıl çalıştığını, bu duygularda nasıl kaldığını merak ediyordum. Diyebilirsiniz ki, “Tiyatrocu olduğu için çok normal değil mi?” Elbette haklısınız, ancak ben yine de bunu bize ulaştıran kişinin duygularını da dinleyip anlamak istedim. Söyleşimizde, diğer oyunları ve babası Müşfik Kenter ile olan ilişkisini de konuştuk. Oyundan birkaç gün sonra buluştuk. Ona kitabımı hediye ettim ve anlamlı bir yere gittiğini biliyorum. Vakit kaybetmeden hemen sormaya başladım…
- Züleyha’yı uzun uzun konuşacağız ama öncelikle, Türkiye’de sahnelerdeyken yedi sene önce İngiltere’ye taşınmaya karar veriyorsunuz. Neden İngiltere?
Bir oğlum var ve üniversiteyi burada okusun istemiştim. Sonra öğrendim ki, buranın vatandaşı olan bir öğrenci ve yurtdışından gelen bir öğrencinin üniversiteye ödeyeceği fiyatlar çok farklı. İşte o dönemde buraya taşınmaya karar verdim. Sonra oğlum buradaki altı üniversiteden kabul aldı, ancak “Ben Hollanda’ya gideceğim” dedi ve gitti. Ben de burada boşu boşuna kalmış oldum.
- Sanıyorum Ankara Anlaşmalısınız. Sanatçı vizesi almayı neden düşünmediniz?
O zaman bana kimse söylemedi sanatçı vizesi olduğunu. Bilseydim öyle gelirdim, çünkü Ankara Anlaşması’ndan çok daha kolay. Bakıyorum da bir sürü insan sanatçı vizesiyle burada kalıyor.
- Buraya geldikten sonra işinizi daha az mı yapar oldunuz?
Aslında değil. Ben özel tiyatro kökenliyim ve hep öyle çalıştım. Türkiye’de özel tiyatrolar bundan 25 sene öncesi gibi çalışmıyor artık. Yani şöyle söyleyeyim, biz haftanın 5 günü 10 oyun oynardık. Ve her gün neredeyse farklı şehirlerde olurduk. Ama 2000’li yılların başından bu yana olan şey şu; “Cuma akşamı hangi dizi var, ona göre oyun koysak mı koymasak mı” diye düşünmeye başlar hale gelmiştik. Çünkü özel tiyatro yapıyorsanız oyunun şalterini açmak demek, elektriği işleyecek demek, orada çalışan insana ödeme yapacaksın demek. Bunlar büyük masraflar.
Eskisi gibi zaten oyun oynayamıyordum Türkiye’de. Buraya geldiğim ilk sene amatörlerle bir oyun yönettim. Ondan sonra da zaten Züleyha’yı Türkçe yaptım. 2019’da başladım. Sonra pandemi patladı ve bitmek üzereyken de Türkiye’de “Benim Annem En Çok Abimi Sevdi” oyununu çıkardım. O da, kadına şiddet ve Cumartesi Anneleri üzerineydi. Seyirciye ters köşe yapan bir oyun oldu. Çünkü bunun tanıtımını yapmaya başladığımda, sosyal medyada paylaşımın altına, “Ee ne var, benim annem de en çok abimi sevdi” gibi yorumlar geliyordu. Oyunun konusunun düşündükleriyle alakası yok, çünkü anne, Cumartesi Annesi. İki sezon bunu oynadım.
- Benim Annem En Çok Abimi Sevdi oyununuzu Türkiye’de bir kez ve sonrasında hep burada oynadınız. Buradaki izleyici tepkisi ve etkisi nasıldı oyuna?
Biliyorsunuz en iyi reklam, fısıltıdır. İlk hafta klasik bir Türk ailesini izlemeye gideceğiz moduyla oyuna gelen insanlar hiç beklemedikleri bir hikâyeyle karşılaştı. Sonrasında oyunlar hep dolu geçti. Hatta bana, “Bu kadar ağır drama oynuyorsun nasıl dolduruyorsun, bulamadın mı daha keyifli bir........© T24