Telefonlarda yazılı mesajlar ve kimlik fotoğraflarının ilettiği dünya |
Gerçek hayat yaşanır, kabul edilebilir olan sergilenir.
“Bir gün belki hayattan
Geçmişteki günlerden
Bir teselli ararsın
Bak o zaman resmime”
deniyordu Cem Karaca’nın bir şarkısında.
Artık kimse o günü beklemiyor.
Teselli, profil fotoğraflarında.
Cebimizde taşıdığımız telefonlarda küçük ama ısrarcı bir değişiklik oluyor.
İnsanlar kimlik olarak kendi yüzlerini koymamayı tercih ediyor.
Onun yerine:
çocuklar, torunlar, dingin bir deniz, huzurlu bir an, bir tatil karesi, anlamlı bir sembol…
Yani herkes kendisi olmaktan ziyade,
kendisiyle ilgili en “iyi niyetli temsili” dolaşıma sokuyor.
Kimlik fotoğrafı artık “ben kimim?” sorusuna cevap vermiyor.
Daha güvenli bir alana çekilip şunu söylüyor:
“Ben aslında iyi biriyim.”
Bir ayrıntı gibi duruyor bu.
Ama değil.
İnsan yüzünü geri çekiyor,
yerine bir gerekçe koyuyor.
Kendi yerine bir “gerçeklendirme”:
konuşulmayan yanlışlar için sessiz bir saptırma.
“Ben kimim?” sorusu fazla riskli.
“Ben kimin içinim?” daha kabul edilebilir.
Çocuğunun fotoğrafını koyan biri elbette sevgisini gösteriyor.
Ama aynı anda şunu da söylüyor:........