menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sürdürülebilir finans: Etiket mi, getiri mi?

19 0
01.10.2026

Hazine’nin 29 Eylül’deki 1,5 milyar dolarlık 11 yıl vadeli ESG (Çevre, Sosyal ve Yönetişim) tahvil ihracı, yalnızca “Ne kadar talep geldi?” sorusuyla değil, “Sürdürülebilirlik etiketi taşıyan bir tahvil ne kadar sürdürülebilir?” sorusuyla da değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.

Bu yazı dizisinin ilk bölümünde sürdürülebilir tahvillerin temel özelliklerini, türlerini, küresel sürdürülebilir tahvil piyasasının ulaştığı hacmi ve bu piyasada özel sektör ile kamu sektörünün değişen konumunu ele alacağız.

Yarın yayınlanacak bu yazı dizisinin ikinci bölümünde ise Hazine’nin 3,5 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 1,5 milyar dolarlık ESG tahvil ihracını daha yakından inceleyeceğiz.

Hazinenin bu adımı acaba büyüyen bütçe açığı ve dış borç servisini karşılama zorunluluğundan mı, Türkiye'nin "yeşil hedeflerine" olan inancından mı, yoksa dolar bazında yüzde 7'yi aşan yüksek getiri iştahından mı kaynaklanıyor sorularına da cevap arayacağız.

Bu soruların yanıtı, sürdürülebilirlik etiketinin ötesine geçerek borçlanmanın maliyeti ve koşullarına bakmayı gerektiriyor.

Sürdürülebilir etiketli (yeşil, sosyal, sürdürülebilir, sürdürülebilirliğe bağlı) tahviller hangi amaçlarla ihraç ediliyor?

Sosyal sorumluluk, kamu ya da özel sektörün faaliyetlerinden dolayı etrafına yansıttığı olumlu veya olumsuz etkileri bilinçli olarak değerlendirerek, zararlara karşı önlem alınmasıdır. Bu anlayış, kurumsal sosyal sorumluluğun iş yapma biçimlerine içselleştirilmesi ve dönüştürülmesi için gerekli anahtarı sunuyor. Böylece bu anahtar, sosyal ve çevresel etkilerin yalnızca işletme faaliyetlerinde değil, finansman süreçlerinde de dikkate alınmasının önünü açıyor.

İklim krizinin derinleşmesi, aşırı hava olaylarının ve doğal afetlerin sıklaşması, kuraklık ve orman yangınları gibi risklerin büyümesiyle, çevresel sorunların ekonomik maliyetleri giderek artıyor. Buna ulaşım, eğitim, istihdam ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda artan finansman ihtiyacı eklendiğinde, sermayenin “nereye yöneldiği” de en az “ne kadar sermaye bulunduğu” kadar önemli hale geliyor. Tüm bu başlıklara olan duyarlılığın giderek yaygınlaşmasıyla, sosyal sorumluluklar da giderek kurumsallaşıyor.

Sürdürülebilir finansın yükselişiyle birlikte finansal piyasalar yalnızca getiri ve risk ekseninde değil, çevresel ve toplumsal etkiler de dikkate alınarak yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümle birlikte yeşil, sosyal, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilirliğe bağlı tahviller finansal piyasalarda giderek daha fazla yer buluyor.

O nedenle çevreyi, toplumu ve gelecek kuşakları ilgilendiren sorunlar yalnızca sosyal sorumluluk başlığı altında tartışılmıyor. Tahvil piyasalarının, yatırım kararlarının ve kamu borçlanmasının konusu haline geliyor. Böylece sürdürülebilir finansın yükselişi, özel tahvil türlerinin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Son yıllarda hızla büyüyen sürdürülebilir tahvil piyasasında ne tür tahviller yer alıyor?

Sürdürülebilir etiketli tahviller temelde iki ana kategoriye ayrılıyor[1]:

İlk kategori, “Gelir Kullanım Tahvilleri”dir. Bu tahviller, gelirleri yeni veya devam eden yeşil, sosyal veya sürdürülebilirlik projelerini kısmen, tamamen finanse etme veya yeniden finanse etme amaçlarını taşıyan tahvillerdir.

Gelir kullanım tahvilleri yeşil, sosyal ve sürdürülebilirlik tahvilleridir.

Yeşil tahviller, gelirleri yenilenebilir enerji, temiz ulaşım, biyolojik çeşitliliğin korunması ve atık su yönetimi gibi olumlu çevresel etki yaratmayı amaçlayan projelere ayrılan tahvillerdir. Bu tahviller, deniz ve iklim değişikliği ile ilgili çevresel sorunlara odaklanan "mavi tahviller", "iklim tahvilleri" ve "yeşil tahviller" olarak sınıflandırılır.

Sosyal tahviller, gelirleri olumlu sosyal etki yaratmayı amaçlayan projelere ayrılan tahvillerdir. Bu tahviller aracılığıyla toplanan kaynaklar, uygun fiyatlı konut, gıda güvenliği ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi gibi belirli bir sosyal sorunu ele almayı veya hafifletmeyi ya da olumlu sosyal sonuçlar elde etmeyi amaçlayan projelere yatırılır.

Sürdürülebilirlik tahvilleri, gelirleri olumlu çevresel ve sosyal etki yaratmayı amaçlayan hem yeşil hem de sosyal açıdan uygun projelerin finansmanında kullanılan tahvillerdir.

Diğer kategori, “Sürdürülebilirliğe Bağlı Tahviller” (SLB'ler)dir. Bu tahvillerin vade veya finansman maliyeti gibi özellikleri, ihraç edenin belirli sürdürülebilirlik performans hedeflerini belli bir zamansal plana göre karşılayıp karşılamamasına bağlı olarak değişebilir. Ancak bu tahvillerin gelirlerinin beklenen olumlu çevresel veya sosyal etkiye sahip projelere yatırılması gerekmez.

İşte bu ayrım, sürdürülebilir finansmanın geleceği açısından kritik. Çünkü tahvilin üzerinde “sürdürülebilir” yazması ile finansmanın gerçekten sürdürülebilir bir dönüşüm yaratması aynı şey değil. SLB'lerde ise elde edilen fonların belirli bir sürdürülebilirlik projesine tahsis........

© T24