Enflasyonla eriyor, tüketimle büyüyoruz - 1

Hafta sonundan bu yana ABD ve İsrail’in İran ile savaşı pek çok cephede ilerliyor. Artan jeopolitik gerilim, doğu-batı ülkeleri farketmeksizin ekonomileri ödemeler dengesi, enflasyon ve büyüme dinamikleri üzerinden etkileyecek.

Henüz bu tür etkiler ortaya çıkmadan Türkiye ekonomisine dair iki önemli veri olan enflasyon ve büyüme verileri arka arkaya açıklandı. Anlaşılan enflasyonla eriyor, tüketimle büyüyoruz. Ancak bir sonraki büyüme ve enflasyon oranları içeride kendi risklerimize ek olarak çevremizdeki savaşların ekonomik ve toplumsal etkileriyle şekillenecek.

TÜİK, Şubat enflasyonunu aylık yüzde 2,96, yıllık %31,53 olarak açıkladı. TÜFE’deki değişim yılın ilk iki ayında yüzde 7,95 oldu.

TCMB, yılın ilk enflasyon raporuna göre 2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığını yüzde 15 ile yüzde 21 aralığına yükseltmiş, buna karşın 2026 yılı enflasyon ara hedefi olan yüzde 16’yı değiştirmemişti. 

Oysaki iki aylık enflasyon yüzde sekize yaklaştı. TCMB’nin yıl sonu tahmini ve ara hedefinin ne kadar iyimser olduğu, yılın ilk iki ayında gelen enflasyon verisiyle ortada.

Şubat ayında, ocak ayına benzer şekilde gıda, ulaştırma ve konutta yıllık bazda fiyat artışları oldukça yüksek.

En yüksek ağırlığa sahip ana harcama grubundaki bu mal ve hizmetlerdeki yıllık değişimler; gıdada yüzde 36,44, ulaştırmada yüzde 28,86 ve konut-enerjide yüzde 42,33 oldu.

Eğitim enflasyonu yıllık yüzde 55,8 olarak gerçekleşti ama eğitimin madde sepeti içindeki ağırlığı çok düşük olduğu için aylık ve yıllık enflasyona katkısı minimumda kaldı.

Ulaştırma enflasyonunun ulaştığı boyut zaten önemliydi, savaş ile birlikte çok daha önemli hale geldi.

Ulaştırma enflasyonunda ana faktör akaryakıt. Brent petrol fiyatları savaş çıkmadan önce de dezenflasyon sürecini zorlayacak seviyelerdeydi. Son günlerde akaryakıta gelen zamlar lojistik, girdi vb maliyetleri arttırarak önümüzdeki aylarda enflasyonun şiddetlenmesine yol açacak düzeyde.

Bakan Şimşek ise yaptığı bir açıklamada, “jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırmak üzere çalıştıklarını” açıkladı.

2021’de terk edilen eşel mobil sistemine geri dönülme zamanı geldi. Petrol fiyatlarının hızlı artışı karşısında ÖTV’yi düşürme, şu anda hem tüketiciyi hem de dezenflasyon sürecini koruma altına almanın yollarından biri.

ÖTV (I) sayılı listede petrol ve doğalgaz ürünlerinin üzerindeki güncel vergi oranı ve maktu tutarlara göre, 1 litre benzindeki ÖTV 14,83 TL iken motorinde 13,9 TL, LPG’de 11,38 TL. ÖTV tutarı üzerine yüzde 20 oranındaki KDV eklenince akaryakıttaki vergi yükü daha net anlaşılabilir. Uçak benzininde ÖTV “0” bu arada.

Bir yandan da bakanlık eşel mobil sistemi ile oluşacak vergi geliri kaybını hesaba katacaktır. 2025 yılında ÖTV (I) sayılı listedeki petrol ve doğalgaz ürünlerinin ÖTV hasılatı vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 5’i olarak gerçekleşti. Burada oluşacak vergi kaybının başka bir vergide yük artışı ile telafisi de olabilir, ancak vergi artışlarının enflasyonist etkisi de ortaya çıkabilir.

TCMB’nin bu yılın ilk enflasyon raporunda petrol ve enerji fiyatlarında düşüş varsayımı yer alıyor. Ama yaklaşan tehlike büyük.

Ham petrol fiyatlarının 2026 yılında ortalama 60,9 dolar, 2027 yılında ise ortalama 56 dolar değer alacağı bilgisi yer alıyor. Oysa sadece 2-3 Mart tarihleri arasında Brent petrol yüzde 7,5 artışla 84 dolar seviyesini test etti.

Petrol ve türevleri üzerinden karşılaşacağımız enflasyonu tahmin etmek güç. Bir sonraki enflasyon raporunda TCMB yıl sonu enflasyon tahmin aralığını yeniden yükseltmek zorunda kalmayacağını umalım. Ama enflasyon tahmin aralığını yükseltmek sorunu çözmüyor.

Para politikasının sıkı duruşu ya da faiz indirimlerine ara verme, akaryakıt fiyatlarındaki hızlı yükselişi durdurmada ilk seçenek değil. Bu kez ekonominin arz tarafındaki sorunlar daha da büyür ve ekonomik aktivite seviyesini baskılar. O nedenle maliye politikasıyla ve eşel mobil gibi araçlarla yükselen ve yükselme ihtimali çok yüksek olan ulaştırma enflasyonuna çare düşünülmesi gerekiyor.

Ocak ayında olduğu gibi şubat ayında da enflasyonun ana belirleyicisi gıda oldu.

Gıda enflasyonu yıllık enflasyona 9,1 yüzde puan katkı yaparken, ulaştırmanın 4,63 ve konut-enerjinin katkısı 6,24 oldu.

Gıdada aylık enflasyon yüzde 6,9 olurken aylık enflasyona katkı 1,71 yüzde puan oldu.

Özellikle ulaştırma ve gıdadaki yüksek enflasyon, sade bir yaşamı bile lüks haline getirerek bütçemizi de bizi de enflasyon karşısında hızla erimeye mahkûm ediyor.

Önümüzdeki aylarda da enflasyonunun ana belirleyicilerinin başında gıda gelmeye devam edecek. Çünkü gıdadaki büyük sorunların izdüşümü, 2025 GSYH gerçekleşmelerinde tarım sektörünün durumuyla dün karşımıza yeniden çıktı.

Bu izdüşümü ve büyüme verilerini yarınki yazımda ele alacağım.


© T24