İstanbul yazına övgü
Bayram gibi değildi sanki son bayram. Zor bir bayramdı. Öğrencilerin bir gecede çeyrek asırlık üniversitelerinin kapısına kilit vurulan, demokratik haklarımızın bir anlamı olup olmadığını sorguladığımız, işçilerin haklarını alamadığı, emeklinin çırpınmaya devam ettiği bir bayram…
Çoğu bayram olduğu İstanbul’da kalanlardandım ben. Başında yağmur, haksızlık ve öfke vardı. Yaşadığım semtin sokakları tenha gibi tenha. Derken ansızın mayıs sona geldi. Gülmenin bile zül olduğu nice günlerden birinde, masmavi oldu boğaz, ama nasıl mavi. Alglerden olduğunu söyledi haberler. Sebebine çok da aldırmadık, turkuvaz bir boğazı seyretmek yerine sorgulamak anlamsızdı.
Sonra dolunay geldi, onunda mavi olduğunu bilim söyledi. Dolmabahçe kıyıları gümüşi ışıldı. Ve İtalyan tenor Bocelli geçti o gece aynı kıyılardan, kalpten gören gözleriyle, gözlerimizden akıp denize karıştı. “Con te Partiro” (Time to say Goodbye) ile vedaların önemini hatırlattı, çok önemli bir şeyle birlikte; kurduğu Andrea Bocelli Vakfı’yla, iyiliğe niyeti olan tek bir kişinin, ne çok insanı birleştirebileceği ve gösterdiği çabanın hayatı ne kadar değiştirebileceği gerçeğini.
Andrea Bocelli Vakfı (ABF) 2011’den bu yana milyonlarca insanın hayatına dokunmuş, yoksul ülkelerdeki yaşam koşullarını iyileştirme, hastanelerdeki çocuklara eğitim imkanı sağlamış, genç müzisyenler yetiştirmiş, kırılgan yaşamlara dokunmuş bir........
