2026 başlarken feminizm masasındakiler

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

11 Ocak 2026

Feminizm ve kadın çalışmaları, toplumsal dönüşümlere paralel alarak yeni kavramlar üretmeyi sürdürüyor. 2020’lerin ortasına gelindiğinde dijitalleşme, yapay zekâ, iklim krizi ve bakım emeği gibi alanlarla feminist teori yeni terimler kazandı. Öne çıkan bu kavramlar, feminizmi yalnızca cinsiyet eşitliğiyle değil, adalet, teknoloji, ekoloji, emek, bilgi ve politika üretimi bağlamında yeni anlayışlarla düşünmemizi sağladı.

Öne çıkan kavramlardan ilki Epistemik Adaletsizlik Feminizmi. Bu yaklaşım, kadınların ve marjinalleştirilmiş grupların bilgi üreticisi olarak sistematik biçimde değersizleştirilmesini ve dışlanmasıyla ilgili (Fricker, 2007). Akademide, tıpta ve/veya politika üretim biçimlerinde “kimin bilgisi geçerli sayılıyor?” sorusunu feminist perspektifle yeniden gündeme getiren teori, özellikle yapay zekâ çağında, hangi bilgilerin veri olarak toplandığı ve hangilerinin dışlandığını tartışmanın merkezine koyuyor. Buradan hareketle, insanlığın dünü ve bugünü eril bir dille, yeni ve yeniden üretilirken kadınların mücadele sahası genişliyor.

Bir diğer öne çıkan kavram olarak Ekofeminist Adalet, klasik ekofeminizmin romantize edici doğa-kadın ilişkisini aşarak iklim krizinin toplumsal cinsiyet, sınıf ve küresel eşitsizlik boyutlarını birlikte inceleyen bir alan olarak hkadınların iklim felaketlerinden orantısız biçimde etkilenmesi, yapısal bir adalet meselesi olarak değerlendiriyor (Shiva, 2014). Türkiye için bu noktada felaketlerden bağımsız, temel ihtiyaç çerçevesinde “regl yoksulluğu” yükselen bir kriz.

Yeni kuşak feminist teorinin yapı taşlarından Post-binary (İkili-olmayan) Feminizm, toplumsal cinsiyetin ikili yapısını sorgulayan ve akışkan kimlikleri feminist mücadeleye dâhil eden teorik yaklaşım (Butler, 2004). Bu yaklaşım, feminizmin kapsayıcılığını genişleterek kuir teoriyle güçlü bağlar kurmasının önümüzdeki zamanlarda süreceğinin kuvvetli işaretlerini veriyor. Şüphesiz, sahada ve eylemde, dünyada ve yerelde dayanışma artarak büyüyecek çeşitli kimliklerin birlikte mücadelesine tanıklık edeceğiz.

Haraway’in teknolojiyi bütünsel bir kurtarıcı işleviyle manifestoladığı Siberfeminizm’den Teknofeminizm 2.0’a ulaştığımız günümüzde, yapay zekâ, büyük veri ve otomasyon sistemleri feminist eleştirinin merkezinde yer alıyor. Teknofeminizm, teknolojinin tarafsız olmadığı; aksine ataerkil, sınıfsal ve ırksal önyargıları yeniden ürettiği düşüncesinden hareketle algoritmik patriyarkayı sorguluyor (Wajcman, 2004; D’Ignazio & Klein, 2020).

Bu bağlamda geliştirilen Algoritmik Patriyarka kavramı, algoritmaların erkek merkezli verilerle eğitilmesi sonucu kadınları sistematik olarak dışlamasını tanımlarken işe alım yazılımları, kredi sistemleri ve yüz tanıma teknolojileri bu eleştirinin somut örnekleri olarak karşımıza çıkıyor (Noble, 2018).

Dijital aktivizmle çevrimiçi taciz, gözetim ve duygusal sömürüyü birlikte analiz eden bir alan........

© T24