menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP'de yaşananlardan topluma: Mutlak butlan araştırmasında veriler ne söylüyor?

54 0
yesterday

Geçen haftaki yazıda, CHP kurultayına ilişkin mutlak butlan kararı, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ve tutuklamalar ile bunların etrafında oluşan siyasi tartışmaların yalnızca CHP’nin iç meselesi olarak okunamayacağını savunmuştum.

Elbette işin bir katmanında CHP’nin kendi iç gerilimleri, liderlik mücadeleleri ve kurumsal sorunları var. Ama ikinci katmanda yerel seçimlerden sonra ortaya çıkan yeni siyasi denge ve muhalefetin ilk kez iktidar karşısında psikolojik üstünlük hissi yakalaması bulunuyor. Üçüncü ve daha derin katmanda ise yargı kararlarından kayyum uygulamalarına, medya alanındaki dönüşümlerden güçler ayrılığının aşınmasına kadar uzanan daha geniş bir devlet-toplum ilişkisine dair iktidarın tahayyülü ve bu çerçevede yaptıkları var.

Bu nedenle mesele yalnızca CHP’nin geleceği değil. Mesele Türkiye’de siyasal rekabetin hangi kurallarla işleyeceği, devlet ile toplum arasındaki ilişkinin nasıl şekilleneceği ve Cumhuriyet'in ikinci yüzyılının hangi referanslar üzerine kurulacağı.

Ancak böyle bir tartışmada iki kolaycılıktan da uzak durmak gerekiyor. Bunlardan ilki, yaşanan her gelişmeyi tek bir merkezden yönetilen kusursuz bir planın parçası olarak görmek. Elbette siyasi aktörlerin stratejileri, hesapları ve müdahaleleri var. Ama hayat yalnızca bu stratejilerin ürünü değil. Toplum da kendi tepkileri, beklentileri, korkuları ve umutlarıyla sürecin aktif bir parçası.

İkinci kolaycılık ise bütün bu gelişmeleri yalnızca seçim ve oy oranı hesabına indirgemek. Son iki haftada yaşananları yalnızca CHP veya olası yeni partinin potansiyel oy oranı üzerinden bakmak da doğru değil.

Çünkü seçmen dediğimiz insanlar araştırmacıların kurduğu varsayımsal senaryolara göre oturup rasyonel hesaplar yapan aktörler değiller. Bu nedenle araştırmaları yaşananların oy oranlarına etkisine sıkıştırmak yerine toplumun bugünkü ruh halini anlamak için kullanmak daha doğru.

Çünkü siyaset yalnızca aktörlerin ne yaptığıyla şekillenmez. En az onlar kadar önemli olan, toplumun bütün bu yaşananlara hangi anlamı yüklediği. İnsanlar olayları hukuk metinleri, dava dosyaları ya da siyasi analizler üzerinden değil, kendi hayat deneyimleri, kimlikleri, duyguları ve kanaatleri üzerinden anlamlandırıyor.

Bu nedenle olaylar ve aktörler kadar toplumun CHP ve butlan kararı hikâyesini nasıl okuduğuna odaklanmak önemli.

Toplumun zihnindeki dört hikâye

Veri Enstitüsü’nde butlan kararı ve ardından yaşananlara dair aboneleri bilgilendirme amaçlı bir araştırma yaptık. Araştırma sonuçlarına bakınca ilk dikkat çeken nokta şu oldu: Mutlak butlan kararı, Türkiye genelinde geniş bir farkındalık alanı bulmuş. Toplumda yüzde 46.7’lik bir kesim gelişmeyi duymakla birlikte içeriğine hakim olmadığını ifade etmiş. Kararı detayıyla bildiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 36.3’te kalmış.

Buna rağmen karar hakkında güçlü kanaatler ve güçlü duygular oluşmuş durumda. Bu durum bize insanların meseleyi hukuki ayrıntılar üzerinden değil, daha büyük bir hikâyenin parçası olarak anlamlandırdığını gösteriyor.

Butlan kararının hukuki-siyasi niteliğine ilişkin değerlendirmede, toplumun yüzde 42’si ‘tamamen siyasi amaçlarla alınmış, haksız bir karar’ olarak nitelendiriyor; yüzde 21.8’i ‘hukuki gerekçeleri haklı ancak siyasi zamanlaması manidar’ diyor. Kararı ‘doğru ve hukuka uygun’ bulanların Türkiye geneli oranı yüzde 15 düzeyindeyken yüzde 21.2’lik bir kesim ise konuda net bir görüşe sahip olmadığını söylemiş.

Araştırma bulgularının satır aralarına bakınca toplumun zihninde dört farklı hikâye dolaşıyor. Fakat bu dört farklı hikâye aynı zamanda dört ayrı seçmen grubuna işaret etmiyor, toplumun zihninde bu meseleye dair dört ayrı anlamlandırma olduğunu gösteriyor. Çünkü aynı insan aynı anda hem CHP’nin hata yaptığını düşünebiliyor hem de iktidarın süreci kullandığına inanabiliyor. Araştırmanın en ilginç bulgusu da tam burada.

Birinci hikâye: Bir dizayn girişimi yaşanıyor

Toplumdaki en güçlü hikâye bu gibi görünüyor. Araştırmada kararın “siyaseti ve ana muhalefeti dizayn etme çabası” olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 37.8’e ulaşıyor. Toplumun yüzde 25.5’i ‘CHP’nin parti içi yönetim ve hukuk........

© T24