İstanbul: Tanrıçaların şehri

Bu şehri yalnızca surları, sarayları ve fetihleriyle anlatmak eksik kalır. Çünkü İstanbul gibi şehirler, taşın ve toprağın ötesinde bir hafızaya sahiptir.

Yüzyıllar boyunca bu toprakların isimleri değişti; ama onu koruduğuna inanılan kadınlar şehrin üzerinde kalmaya devam etti.

Çünkü bu kentin hikâyesi bir kadınla başladı.

İo: Bir geçişin başlangıcı

Gökyüzünün hâkimi Zeus’un aşkına hedef olan Io, kıskançlığın ve iktidarın arasında sıkışır. Zeus onu korumak için beyaz bir ineğe dönüştürür; ancak bu dönüşüm bir kurtuluş değil, bitmeyen bir sürgünün başlangıcıdır. Hera’nın gönderdiği at sineği Io’yu kıtalar boyunca kovalar.

Efsaneye göre Io, uzun kaçışının sonunda bugünkü Boğaz’a ulaşır ve karşı kıyıya geçer. Bu yüzden antik dünya buraya “inek geçidi” anlamına gelen Bosporos adını verir.

Bir kadının acıyla yaptığı geçiş, bu kentin coğrafyasına ad olur.

Hekate: Eşiğin ve gece ışığının tanrıçası

MÖ 7. yüzyılda Megaralı kolonistler Sarayburnu’nda Bizantion’u kurduğunda burası yalnızca stratejik ama tehlikeli bir yerdi. Karadeniz’in sert rüzgârları, Marmara’nın akıntıları ve dar geçidin belirsizliği, kenti hem zenginliğe hem tehlikeye açık kılıyordu.

Antik kaynaklar, düşman donanmasının karanlıkta şehre yaklaşmak üzere olduğu bir gece........

© T24