menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eco’nun kendisine koyduğu yasak bitti

28 0
08.03.2026

1980’li yılların ilk yarısı, Alman Devletinin verdiği burs ile Gazete’den zar zor izin almış Münih Goethe-Institut’ünde Almanca öğrenmeye çalışıyorum. Azıcık Almancam ile belediyenin broşürlerinde haber arıyorum bir taraftan da. O da ne: Gülün Adı kitabı ile rock starlardan daha çok rağbet gören semioloji profesörü Umberto Eco “okuma” yapmaya gelecek. İki satır bir foto; öyle şehri afişlerle donatmak falan yok.

Malum gün geldi, İtalyanca bilen arkadaşım Nilgün ile geniş salonun en önüne kurulduk. Umberto Eco’nun karısı Renate Ramge Alman; dile aşina ama konuşmasını İtalyanca yapmayı tercih etti. Giysilerin sosyolojisinden girdi, giysinin nasıl demokratikleştiğini anlattı, demir zırhlardan likranın bedeni saran olağanüstü konforuna geçişinden dem vurdu…

Umberto Eco son derece ciddi konuları o kadar esprili anlatıyor ki biz Nilgün ile ayağımızı yere vura vura gülüyoruz; sanıyoruz çeviri yapılınca Almanlar da gülecek ama bir saat boyunca değil gülmek, tebessüm bile etmediler.

Konuşmanın bitiminde Umberto Eco’nun yanına gittik. “Ben de sizi çağıracaktım” dedi. Aşırı gülmemiz doğal olarak ilgisini çekmişti. Neyse ben hemen kıssadan hisse Türk ve gazeteci olduğumu söyleyip kısa bir söyleşi yapıp yapamayacağımızı sordum. “Yaparız ama 10 aptal soru dışında” dedi.

O da ne, bu adam beni resmen aşağılıyor diye saldırıya geçtim: “Neden Türk, Müslüman, kadın, genç olduğum için mi? Siz faşist misiniz?” diye çıkıştım. Gevrek bir kahkaha attı: “Hayır, klişelerden korunmak için bunu herkese yapıyorum.” dedi.

Söyleşiyi o zamanki şartlardan dolayı teleks ile geçtim ama rahmetli genel yayın yönetmenimiz “Eco kimsenin ilgisini çekmez.” deyince Sinema dergisinde yayınlandı; yazık oldu.

Neyse, bu kadar Eco muhabbetinin sebebi ölümünün 10. yılı olması ve geçtiğimiz günlerde vasiyetinin mührünün kırılması. Vasiyeti ne mi: “10 yıl boyunca benim ile ilgili hiçbir etkinlik düzenlenmeyecek, anılmayacağım.”

Alışılmadık vasiyetin süresi doldu ve şimdiden başta yaşadığı şehir Bologna olmak üzere birçok yerde Umberto Eco tekrar gündeme gelmeye başladı; sahte haberden yapay zekâya ne kadar öngörülü bir bilim adamı olduğu, geleceği yazdığı, bir çeşit Nostradamus olduğu falan…

Umberto Eco 1980’lerde üniversitede ders verirken yanlışlık meselesinin teknolojik gelişmelerde giderek daha önemli rol oynayacağını, internetin bilginin dağılımı ve organizasyonu için model olacağını söylüyordu. Bu ve bunun gibi öngörüleri ona bir çeşit Nostradamus muamelesi yapılmasını beraberinde getirince “Ben Nostradamus değilim.” demiş ve etkinliklere davet edildiğinde “Bana kâhin soruları sorarsanız katılmam.” diye rest çekmişti.

Peki Eco için gelecek neydi?

Ünlü bilim adamı Gülün Adı’nın taslaklarına eklediği bir satır ile gurur duyuyordu: “Üstat sizi en çok korkutan nedir?” sorusuna William’ın verdiği cevap: “Acele.”

Umberto Eco daha 70’li yıllardan geleceğin “hız” olduğunu ve bu yüzden hayatın ıskalanacağını öngörmüştü.

Hız ile gelecek tehlike onu endişelendiriyordu. Tıpkı bizden bir başka bilim adamını, Engin Geçtan’ı endişelendirdiği gibi:

“İşler yolundaymış gibi yaşayanlar. Yani mış gibi yapanlar. Evinde yalnız kalamayanlar, sürekli çalışanlar, durmaksızın koşturanlar, uyuşturucusu ‘hız’ olanlar. İçimizdeki boşluğu dolduramayanlar.”

Foucault'nun Sarkacı’nda: “Gelecek insan fanatizmi tarafından hayata geçirilmiş gizli bir kozmolojik komplo. Gelecek insan hesapları, çabaları ile şekillenebilir mi? Bir ölçüde evet, evren de izin verirse.” diyordu.

Eco bir anlamda kendi ölümünü de öngörmüş. Ocak 2016’da yani ölümünden bir ay önce binlerce kitap ile çevrili salonunda arkadaşlarını ağırlar, bir taraftan da torunuyla oynarken: “Gülün Adı tekrar 2020’de yayınlansın, o tarihte ben artık dünyada olmayacağım.” demiş.

Mühür kırıldı, süre bitti ya; eski kitapları, notları, anıları ortaya saçılmaya başladı bile.

Peki profesör ne derdi acaba ebedî faşizmin göz kırpmasına?

1975’te “Genel Göstergebilim” üzerine incelemesinde anlattığı işaret dilinin giderek egemenliğini artıracağını yazmış; emoji alfabesini kastediyor olabilir mi?

Kuşkusuz gelecekte bazı şeyler değişecek, bazıları değişmeyecek; geçmişten bazı şeyler şaşırtıcı şekilde geri dönecek. Bu İspanyol paça pantolon da olabilir, sadeleşmek, tüketici kimliğinden bıkmak da.

Aşk da belki geri döner.

Her şeyi düşünen Eco, aşkı es geçer mi:

“Aşık olduğunuz anda panik yapmayın. Bir yere oturun, derin nefes alın ve katilinizle tanışmanın tadını çıkarın.”

Rahmet istedi.


© T24