Ormanlarda geçen bir komedi-aksiyon denemesi |
Diğer
26 Aralık 2025
ANACONDA
X X
Yönetmen: Tom Cormican
Senaryo: Tom Cormican, Kevin Etken, Hans Bauer
Görüntü: Nigel Bluck
Müzik: David Fleming
Oyuncular: Jack Black, Paul Rudd, Steve Zahn, Thandiwe Newton, Daniela Melchior, Selton Melto, İce Cube, İone Skye
Columbia yapımı, 2025
İşte uzunca bir sessizlikten sonra, birden gösterime giren birkaç filmden biri...Ve hepsi de kendi açılarından hayli ilginç. Şaşırmaz mısınız?
Bir gurup arkadaş birlikte tipik bir orta yaş krizine dalmaktan kendilerini alamazlar. Birzamanlar onlar da sinema işine bulaşmışlar ve korku türünde filmler yapmışlardır. Yıllar sonra (1990’larda) bunu yinelemek isterler. Özelikle çok iyi hatırladıkları Quacth adlı olanını...Bunun için dört arkadaş Latin Amerika’daki Meksika’yı seçerler. Ama her şey birbirine karışır. Özellikle devasa yılanlar filmin temel ögesi olurlar. Artık korku için mi, yoksa komedi amacıyla mı; siz kestirin bakalım!
Meksika’nın Amazon yağmur ormanlarını dekor alan, İngilizceyle İspanyolcanın birbirine karıştığı bu filmde sonuç olarak komedi ağır basar. Ama hayli abartılı bir komedi... Bunda da oyuncular öne çıkar. Özellikle de Doug rolündeki Jack Black... Ki zaten onu geçmişte de o şişman haliyle az seyretmedik! Griffin’de Paul Rudd ve bizzat kendisini oynayan unutulmaz İce Cube iyi birer yardımcıdırlar. Kadınlardaysa Claire’de yine unutulmaz Thandiwe Newton veya Ana’da Daniela Melchior da yeterince iyidirler.
Bu arada o ırak ülkelerde bitmeyen altın arayıcıları, ayrıca aile ve çocuklarla ilişkiler görülür. Ama, dediğim gibi, baş oyuncu o kocaman ve ürkünç yılanlardır, sonuna dek ekrana yansıyan...Ve bize illallah dedirten!.. Ki bu sanki bir Hollywood finaline benzer.
Bol yerli figüran kullanmış film, sık sık bizde de çok sevilen S.W.A.T dizisinden söz eder; popüler Ye, Dua Et, Sev filmini anar. Ama bunlara rağmen çabucak unutulacak filmlerden sayılabilir.
Atilla Dorsay. 1939 İzmir, Karşıyaka'da doğdu. Çocukluğu zor savaş yıllarında geçti. O yıllardan her şeyin karneyle alındığını, radyolardan yayılan savaş haberlerini ve ilk sinema deneyimlerini oluşturan savaş üzerine filmleri hatırlıyor.
10 yaşındayken ailesi sırf onu Galatasaray Lisesinde okutabilmek için İstanbul'la göç etti. Böylece Fransız kültürüyle yetişti.
Güzel Sanatlar Akademisi'nde (şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi) mimarlık okudu. Hayatta her koşulda koruduğu estetik bakışını bu temele borçlu olduğunu söyler.
Rehberlik, gazetecilik ve eleştirmenlik yaptı.
1966'da başladığı Cumhuriyet gazetesindeki yazılarını 27 yıl boyunca sürdürdü.
Bu aralıkta Leman Dorsay'la evlendi. İki çocuk ve üç torunu oldu.
Sonraki yıllarda Cumhuriyet'ten kendi isteğiyle ayrıldı. Kısa bir süre için Milliyet'te devam eden ve hâlâ süren dergi yazarlığı yaptı.
Yeni Yüzyıl'da yepyeni bir gazeteyi yaratmanın keyfini yaşadı. Daha sonra Sabah gazetesinde devam etti. Buradan kendi deyimiyle, "ilkesel bir tavırla" ayrıldı: Bir yazısında, (Emek Yoksa Ben De Yokum) okuruna Emek sineması üzerine verdiği bir sözü tutmak için.
Dorsay, 2013'ten beri, "Özgür, serbest, hiçbir konu, yer ve zaman kısıtlamasına tabi olmadan... Ama artık maaşsız!.. Ve çok yakında tam on yılını dolduracak olan..." sözleriyle işaret ettiği T24'te yazıyor.
Dorsay'ın kültür-sanata dair birçok alanda çabaları oldu. İKSV'de çalışıp yıllar boyu İstanbul Sinema Festivali'nin kadrosunda yer aldı. Dünya çapında sayısız ünlüyü basın toplantılarında sundu, söyleşiler........