Sürekli başkalarının acısına bakmak bizi daha duyarlı yapar mı?

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

18 Ocak 2026

Lucca'nın labirent gibi sokakları var. Yolunu bilmeyen biri sıklıkla çıkmaz sokaklara girebilir ama sokaklar çıkmaz olsa da o sokaklardan çıkmak pek kolaydır. Burası surların içinde bir şehir olduğundan yolunuzu kaybettiğinizi sansanız bile kolay bulursunuz. Çünkü basitçe her yol sur duvarlarına çıkar. İnsanın ara ara kaybolarak yolunu bulması hayatın anlamı için de iyi bir metafor olurdu. Ne de olsa birçoğumuz düşe kalka ilerliyor, anlamı bir kaybediyor, bir buluyor, yolumuzu arada şaşırıp sonra hemen toparlanıp geri geri çıkmaya çalışıyoruz çıkmaz sokaklarımızdan. Bu bildiğimiz dünyanın kuralları gibi görünüyor. Oysa bir de yeni dünya düzenimiz var. Her şeyin akışta olduğu, bir bulduğunu bir daha bulamadığın, düşsen kalkamadığın, dahası düşsen üzerine basılacağı muhakkak olan bir dünya. Hem sanal, hem dünyevi. İkisinde de rekabet almış başını yürümüş, herkes görünürlüğün peşine düşmüş ama çoğu görmenin yolunu unutmuş.

Kendimi bundan azade tutmayacağım. Gerçekten durup dinlenmeden çalıştığım bir dönemdeyim. Sürekli bitirilmesi gereken yazılar var, sanki her yerden bitirilmesi gereken bir görev pörtlüyor. Aralarda bunalıp sosyal medyayı açarsam anlıyorum ki bu sokaklar Lucca’nın çıkmaz sokaklarına benzemiyor. Bir kayboluyorum ki anlatamam. Nerdeyim, nereye gidiyorum, ben kimim ve ne arıyorum hepsini unutuyorum. Bundan hiç hoşlanmadığım için yapmamaya gayret ediyorum, gerçekten ediyorum. Ama ekrandan uzak kalmanın zaman zaman hayattan uzak kalmak olabileceğine dair bir endişe duyduğumdan o çukura yeniden düşüyorum sonra. Lucca’da kaybolmak öğretici, ama akışta kaybolmak yönsüzleştiriyor insanı.

İki yazı arası neden orada olduğumu bilmediğim bir anda, bana sorarsanız bakalım bana bir mesaj gelmiş mi diyerek kolaylıkla kıvırabileceğim beyaz yalanımla akışta kaya kaya ilerliyorum. Bir yemek postu düşüyor önüme, ardından iki yaşında bir minik bebeğin sevimli konuşması. Bu arada bir not düşmem lazım, ben hiç kimseyi takip etmeyi bırakmadığımdan geçenlerde bir fark ettim ki, artık hatırlamadığım insanların peşindeyim. Önüme geldikçe silerim dedikten sonra anladım, yok öyle bir dünya. Benim akışımda genellikle takip ettiğim insanlar olmuyor çünkü. Aslında algoritmanın sevebileceğimi düşündüğü başka yeni öneriler oluyor. Ben takip etmediklerimi takip ettiğim bir dünyada yaşıyorum, büyük ihtimalle siz de öyle.

Neyse uzatmayalım, böyle kaya kaya bakarken İran ile ilgili bir haber geçtim, İtalyanca bir dil postu, ardından Trump’ı gördüm, bir işçi ile tartışıyor........

© T24