Recep Tatar, DADA-Kelepir hikâyesini anlattı: Satabileceğimizden fazla kitap aldık, DADA el değiştirdi ve projenin sonu geldi |
Diğer
09 Ocak 2026
Dağıtım, yazarın kaleminden rafa uzanan süreçte neredeyse kitabın kaderini belirler. Bu yüzden yayıncılık sektöründe dağıtım sistemi ekonomi, görünürlük ve elbette okuma alışkanlığını etkileyerek kültürel atmosferde önemli rol oynar. Kitapla okur arasındaki bağı kuran dağıtım sistemi bugün, uzun süredir birkaç büyük ticari örgütlenmenin kurallarıyla işliyor.
1990’larda ise dağıtım sorunları olan daha çok el yordamıyla yürüyen bir organizasyondu. İstanbul dışındaki kitapçılar, yetersiz dağıtım yüzünden belli aralıklarla Cağaloğlu’na gelip “bulabildiğini” alıyor, kolileriyle memleketlerine dönüyordu. Tam bu iklimde; Hil, Oğlak, 6:45, Afa, Kaynak ve Cem yayınevleri tarafından “Dağıtımdan Dağıtıma” sloganıyla DADA kuruldu. Bu, yenilikçi bir niyet, kolektif bir çözüm arayışıydı.
Model iki ayaklı tasarlanmıştı. Bir yanda piyasadaki yeni kitapların dağıtımı, diğer yanda yayınevlerinin depolarında kalan, satışı yavaşlamış kitapların özel bir perakende modeliyle okura daha uygun fiyatla ulaştırılması. Bu ikinci ayak, Kelepir Kitabevleri sistemiydi.
Recep Tatar, DADA-Kelepir hikâyesinde önemli bir isim. Adam, May, ABC, Cem, Papirüs, Cumhuriyet Kitap Kulübü gibi duraklardan geçerek bir mesleğin hafızasını taşıyan bir isim. Onun anlattıkları, bir dönemin yayıncılık atlasını da açıyor. Kendi aralarında kullandıkları “Satmayan kitap yoktur, okuyucuya ulaşmamış kitap vardır” cümlesi, o yılların sloganı gibi çalışıyor. Ardından gelen kırılma, sistemin sonunu hazırlaması açısından öğretici: Satılabileceğinden fazla kitap alımı, Kelepir için özel üretim fikrinin belirmesi, ödeme disiplininin gevşemesi ve itibarın risk altına girmesi.
Bugün Kelepir Kitabevleri’ne geriye dönüp bakmak, 90’ların kültürel çelişkilerini de okunur kılıyor. Recep Tatar tanığı olduğu dönemi anlatıyor.
- Recep Bey, 90’lı yıllardaki Kelepir’in o dönem tüm kuşağı etkilediğini düşünüyorum. O yüzden şimdi geriye dönüp sizin hikayenizden o günlere bakmak istiyorum.
Ben 80’li yıllardan bu yana Cağaloğlu'nda çalışıyorum. Adam, May, ABC, Cem, Papirüs sonra Cumhuriyet Kitap Kulübü’nde dağıtımda çalıştım. Biz Cem-May’da çalışırken Atıl Ant, Erdal Öz ile aynı binadaydık. Atıl Ant, 12 Mart’ta kaçırdığı yasaklı şahsi kitaplarını bana........