Editör ve edebiyat araştırmacısı Sevengül Sönmez: Kelepir kitaplığımın mayasıydı

Diğer

10 Ocak 2026

Sevengül Sönmez

Ankara Selanik Sokak’ta 1996 yılında açılan Kelepir Kitabevi, kısa ömrüne rağmen Türkiye’de okuma kültürünü sessiz ama köklü biçimde dönüştüren nadir yapılardan biri oldu. O yıllarda başkentte okuyan üniversite öğrencileri için Kelepir, ucuza kitap almanın ötesinde ilk kez karşılaşılan yayınevleri, adı bilinmeyen yazarlar ve ana akımın dışında kalan metinlerle kurulan temas anlamına geldi. Bu durum okurda yeni ve heyecan verici bir deneyim yarattı.

Ayrıca Ankara’daki nitelikli üniversite ortamı ve yoğun okur profili için de Kelepir’in, kitabın fiyatından çok görünürlüğü için bir alan açtığını söylemek mümkün. Her siparişinde İstanbul merkezden bir kitabevi açılacak kadar kitap gönderilen Ankara Kelepir’de okur, neyin okunacağına ilk kez bu kadar geniş bir seçki içinden karar veriyordu. Sepetle yapılan alışveriş hissi, kitapla kurulan ilişkiyi gündelik ama aynı zamanda özgürleştirici bir deneyime dönüştürdü.

Sevengül Sönmez’in tanıklığı, Kelepir’in kültürel bir olgu olarak, başarılı bir editörün hayatında nasıl kalıcı bir iz bıraktığını gösteriyor.

- Kelepir kitabevleri açıldığında bir okur olarak onlarla ilk karşılaşmanı ve ne düşündüğünü merak ediyorum…

Kelepir dükkanları ile Ankara'da karşılaştım. Ankara Kızılay’da kitapçıların birbirine çok yakın olan bir konumu vardır. Orada İmge ile Dost Kitabevleri bulunur. Hacettepe'de Türk Dili ve Edebiyatı okurken günlük rutinim içinde zaten ikisinden birine gitmek vardı. Kelepir’i de onların hemen ötesinde açılmış yeni bir dükkan olarak fark ettim. Tabii ki “Bir yerde kitap satılıyorsa oraya girilir” diyerek hemen daldığımı hatırlıyorum. Mevcuttaki kitapçılardan farklı olarak, bugüne kadar hiç görmediğim kitapları görmeye başlayınca hep gittiğim bir kitapçı haline geldi.

- Kelepir’in fiyat politikası sattığı kitaplar kadar etkileyici idi. Ne dersin?

Evet, Dost’a ya da İmge’ye gidip alamadığımız kitapların Kelepir’deki fiyatlarını görünce bütün bir sepeti doldurduğumu hatırlıyorum. Aslında benim içim alamadığım kitaplar kısmından öte hiç görmediğim kitaplar kısmı daha heyecan verici olmuştu. Çünkü çok net hatırladığım şeylerden biridir, Nisan Yayınları’nı ilk kez Kelepir ile tanımış oldum. Sevim Burak'ın Yanık Sarayları’nı yayınlayan Nisan Yayınları’ndan bahsediyorum. Fiyatı açısından değil de görünürlüğü açısından artık rafta karşımıza çıkmayacak olan kitapları orada gördüğümü anlamış oldum. Hem tabii ki söylediğin gibi ucuz oldukları için hem de bir şekilde depoda kalıp gün yüzüne çıkmadıkları için görünür olan kitaplardı bunlar. Kelepir benim kitaplığımın mayasıdır. Gerçek anlamda mayalardan biridir, iyi de tuttu o maya diye düşünüyorum.

- Kelepir, dükkanlarında sepeti kullanan ilk kitabevi olarak da tarihe geçiyor…

Evet. Orada bir tür market alışverişi yapıyormuşsun gibi bir his oluşuyordu. Aldığım şeyin kitap olması insana heyecan veriyordu. Şimdi baktığımda da çok iyi kitaplar almışım. Henüz 20’lerinde olmayan biri olarak onu o gün anlamak mümkün değildi. Kitapçı sayısı daha fazlaydı ama kitaba ulaşım çok fazla değildi. Okur rafta ne gösterilirse onu alıyordu. İnternet olmadığı için tek alternatif sahaftı ama orada da ne aradığını bilmen gerekiyordu.

- O dönem Kelepir’den kitap alıp okuma alışkanlığı edinen, geliştiren insanlar oldu. Okuma kültürünü dönüştürdüğünü ve Türkiye için yayıncılık anlamında farklı yıllar olduğunu söyleyebilir miyiz?

Yayıncılık açısından o günden bakınca tabii başka bir şey bugünden bakınca başka bir şey. Yayıncılık için ne kadar........

© T24