Sizin için harcanan paralara yazık!
Japonların ütopik hikâyeleri vardır… Aklımda yer edenlerden bir tanesi iki satranç oyuncusu ile ilgili. Oyuncunun bir tanesi uzun yıllarını tek başına cezaevindeki hücresinde geçirir. Akşam güneşi odasındaki sekize sekiz parmaklığa vurunca da hücresinin zemininde gölgeden doğal satranç tahtası belirir. Piyonu, kalesi, atı, fili, veziri, şahı ama daha önemlisi rakibi olmadan belleği ile oynayıp ustalaşır. Diğer oyuncu ise emektar bir çobandır. Issız dağlarda tek başında sekiz siyah, sekiz de beyaz koyununu otlatarak geçirir yıllarını. Uygun olduğu her dakika koyunlarını; piyon, kale, at, fil, vezir ve şah yerine koyarak kendisini geliştirir. Çobanın da yaşamda hiç rakibi olmaz o da cezaevindeki oyuncu gibi satrancı belleğinde oynayanlardandır… Ve günün birinde yolları kesişir. Kim yener?
Fenerbahçe – Beşiktaş derbisi benim için bu kez bilinmezler ile dolu iki doğal satranç oyuncusun arasındaki mücadelenin sonucu ile özdeş. Karşılaşma ütopya içermeyecek ancak sonucunun kapsama alanı oldukça geniş olacak. Açıkçası beklediğim gibi de oldu, Fenerbahçe Kadıköy’de oyuna hızlı başladı, ilk dakika dolmadan da gol pozisyonu yakaladı ama değerlendiremedi. Beşiktaş’ın toparlanması çok zaman almadı ancak Fenerbahçe dersini daha iyi çalışan taraf olduğunu net şekilde ortaya koydu. Niye?
Ev sahibi ekip özellikle karşılaşmanın ilk yarısında........
