Yargının bağımsız olmasının matematiksel olasılığı |
Türkiye’de yakın dönemde (1980’den günümüze) Yargı erkine dışarıdan müdahaleleri üç döneme ayırmak mümkün:
İlk Dönem: Askeri Vesayet dönemi (2010 Öncesi)
Bu dönemin ilk zamanlarında Yargıya müdahale doğrudan askeri vesayet orijinli iken, sonrasında Yargı’nın bizzat kendisinin bu vesayetin etkisine girmeye hevesli ve istekli olması da ayrıca dikkat çekici.
Yine de bu dönemde HSYK’nın görece bağımsızlığı şimdikine göre çok daha fazlaydı.
HSYK’nın 7 üyesinden 5’ini yüksek yargı kendi içinden seçiyordu ve Adalet bakanı ve iktidarın Yargıya müdahalesi sınırlıydı.
Bu dönemdeki en önemli sorun Yargı’nın kendi iç «otokontrol» sorunu idi.
Siyasi iktidarlar ise Yargı’yı kendilerine karşı tarafsız olmamakla ve özellikle Sağ iktidarlara önyargılı olmakla suçluyordu.
Ara Dönem: «Dengeleme» ya da Cemaat Vesayeti Dönemi (2010-2016)
AKP iktidarı bu dönemde Yargının siyasi tarafsızlık ve önyargı sorununu «dengeleme» amacı ile 2010 Anayasa değişikliği ile HSYK’nın yapısını değiştirdi (22 üye).
Akabinde yüksek mahkemelerin (Danıştay ve Yargıtay) üye sayısını ikiye katladı.
Ne var ki bu girişim fiiliyatta Yargı’da «Cemaat» etkisini hatta kontrolünü doğurdu.
Yeni Dönem: Siyasi «Dominasyon» ya da Siyaset Vesayeti dönemi (2016 Sonrası)
1 Temmuz 2016 «Tasfiye Kanunu» ile tüm Danıştay ve Yargıtay üyelerinin görevine son verildi.
Malum Cemaat taraftarları ile bazı istenmeyen muhalifler yüksek yargıdan tasfiye edildi.
Akabinde Darbe Girişimi ve 2017 Anayasa Değişikliği sonrasında HSYK’nın HSK’ya dönüşmesi; Yargı’nın HSK’ya üye seçmesinin engellenmesi, HSK’da mutlak çoğunluğun hükümet/iktidar kontrolüne geçmesi ve HSK’nın yüksek mahkemelere üye seçim yetkisinin hiçbir objektif ve denetlenebilir ölçüte tabi olmaması ile Yargı’da siyasi dominasyon tamamlanmış oldu.
Mevcut sistemin Adil Yargılama sağlama olasılığı: 1/128 !!!
Yeni sistemde tüm Yargı erkini kontrol eden HSK’da CB artı TBMM’nin 13 üyeden çoğunluğu alamama olasılığı, sadece TBMM’de 3/5 çoğunluk sağlanamazsa en çok oy alan iki aday arasında kura çekiminde ayrı ayrı yapılacak 7 oylamanın tamamını iktidar tarafının kaybetmesi ihtimalinde mümkün!
Bunun da istatistiksel olarak olma ihtimali tam 1/128!
Yani imkansıza yakın.
Yani bu sistemde ülkede yargının bağımsız olma ihtimalinin matematiksel olasılığı 128’de bir olasılık!
Çözüm nerede?
HSK ve AYM üye seçim usulünün yeniden dizaynı şart.
Örneğin, üçte birini yargı kendi içinden, üçte birini CB, üçte birini TBMM nitelikli çoğunlukla seçebilir.
CB ve TBMM’nin seçim havuzunun objektif kıstaslara bağlanması ve Barolar gibi sivil toplumun aday göstermesi de uygun olur.
Yüksek mahkeme üye sayısının ve yüksek mahkeme üyeliğinin anayasal güvenceye alınması da gerekli.
Diğer önemli bir nokta ise Yargı’daki “çürük yumurtaların” nasıl temizleneceği.
Yargı’da son 20 yıllık muhasebede hesap verebilirlik (Accountability) nasıl sağlanacak?
Olası bir Yargı Reformu sürecinde «Geçiş Dönemi Adaleti» nasıl sağlanacak?
AİHM’in, XHOXHAJ / Arnavutluk içtihadı (2014) ile çizilen çerçeve içinde bunun yapılması zor ama mümkün.