menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Silah edinmek hak mıdır?

20 0
22.04.2026

Kahramanmaraş okul saldırısında babasının silahlarıyla 9 kişiyi öldüren çocuğun babasının ifadesinde beni en çok şaşırtan husus, kendisinin hepsi de ruhsatlı 7 tabancasının ve 2 tüfeğinin bulunduğunu söylemesiydi.

Kendisi halen görevdeki bir emniyet teşkilatı mensubu olduğuna göre (emniyet müdürü ve polis müfettişi) zaten yanında sürekli bulundurduğu bir görev silahı olsa gerek.

Buna rağmen bir kişi neden ayrıca evinde “zati silah” olarak tam 9 tane silah bulundurur?

İkisi tüfek, yedisi tabanca, tam dokuz silah!

Kendi ifadesine göre evde zaten psikolojik açıdan bariz sorunları olduğunu bildiği ergen bir oğlu varken, neden bir insan evinde tam 9 adet silah bulundurur?

Hatta gerek babanın ifadesine gerekse anılan vahim olaya dair basında çıkan haberlere ve bilgilere bakıldığında, çocuğu silah kullanmayı öğrenmeye ve silahlarla ilgilenmesine teşvik edenin ya da özendirenin bizzat babası olduğu anlaşılıyor.

Pek muhtemel ki babanın bunu yapmadaki motivasyonu, yine hakkında çıkan haberlerden anlaşıldığı kadarıyla (denizaşırı online bir “üçlü” ilişki iddiaları vs.) çocuğun farklı cinsel tercihlere yönelmesi riskini ciddi görmesi nedeniyle bu riski bu yolla bertaraf etme düşüncesi.

Malum silah taşıma ve kullanabilme “ayrıcalığı” sıklıkla “erkeklik” göstergesi olarak algılanır.

Bir insan neden 9 silah edinir?

Bu arada babanın tüm silahlarının ruhsatlı olduğu iddiasını duyunca doğrusu önce inanmadım.

Mevzuatın bir kişiye tam 9 silah ruhsatı verilmesine müsaade etmeyeceğinden ve babanın bu hususta yalan söylemiş olacağından emindim.

Ne var ki merak edip mevzuatı incelediğimde gördüğüm tablo gerçekten şok ediciydi!

Gerek bu konuları düzenleyen kanun (6136 sayılı) gerekse yönetmelik (91/1779), mevzuata göre silah bulundurma ve taşıma ruhsatı alma hakkı bulunan kişiler için herhangi bir silah edinme sayısı sınırı öngörmemiş görünüyor.

Nitekim gördüğüm kadarıyla kanunda birden fazla silah için ruhsat almaya sadece silahını en az iki defa çaldıranlar için sınır getirilmiş (m.9) ve bunun dışında birden fazla silah ruhsatı almaya açık bir sınır öngörülmemiş.

Yönetmelik ise birden fazla silah edinmeyi mümkün görüyor (m.5, m.6).

Hatta olayda bahsi geçen baba gibi görevdeki veya emekli resmi görevliler için ruhsat harcı ödemede de ruhsat süresi sınırında da muafiyet getirildiğinden, bu kişilerin sınırsız sayıda ve her zaman silah edinmesi hukuken mümkün görünüyor.

Zira normalde silah ruhsat harçları oldukça yüksek olduğundan, anılan resmi görevliler dışındaki kişiler için bir tür doğal sınır bulunuyor.

2026 yılı için silah bulundurma ruhsat harcı 60 bin TL, silah taşıma ruhsatı 188 bin TL civarında ve bu harçlar her 5 yılda bir tekrar alınıyor.

Sonuçta mevzuatta sayılan resmi görevliler kapsamında iseniz, istediğiniz sayıda silahı hem de harç ödemeden edinebiliyorsunuz.

Mevzuata göre silah edinme hakkı tanınmış diğer kişiler de ayrı harç ödemeleri kaydıyla yine istediği kadar silah edinebiliyor.

Nitekim halen legal olarak verilen silah ruhsatı sayısının yaklaşık 3 milyon olduğu biliniyor.

Ülkedeki ruhsatsız silah sayısının ise bunun 10 katı yani 30 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Bunlar gerçekten de korkunç rakamlar ve bilgiler.

Silah taşımanın bizzat Anayasa ile anayasal hak olarak tanındığı ABD’de bile kişi başına bu kadar silah düşüyor mudur? Emin değilim.

Ülkemizde ruhsatsız silah satışı ve kullanımı mevzuata göre yasak olmasına rağmen, denetimlerin ve yaptırımların çok zayıf olduğu belli.

Legal verilmiş yani ruhsatlı silah sayısının bile gerçekten çok fazla olduğu son derece açık.

Özellikle de bir kişinin birden fazla silah edinmesine bizzat mevzuatın (yönetmeliğin) izin vermesi ve ilgili kanunda bu konuda sınır konulmasının nedense “unutulmuş” olması inanılır hatalar değil ve çok vahim.

Sosyal medyayı değil, bireysel silahlanmayı kısıtlayın

Silah taşıma ve bulundurma bizim ülkemizde anayasal bir temel hak ve özgürlük olmadığına göre, bizzat kanunla sınırlamaya gerek olmadan, aslında yönetmelikle bile bu konuda ciddi sınırlamalar öngörülebilir.

Danıştay’ın da bu yönde kararları var.

Bizdeki mevcut uygulama ise bunun maalesef tam tersi.

Yönetmelik, silaha erişimi sınırlandırma yerine, kanunu bile aşarak silaha erişimi genişletme mantığıyla yapılmış.

Örneğin yukarıda değinildiği gibi birden fazla silah edinmeye kanun açıkça izin vermemesine karşın, yönetmelik bu sınırı kendisi getirmek yerine, bilakis bu izni kendisi vererek bireysel silahlanmayı genişletmiş.

Oysa yönetmelik bunu pekâlâ sınırlayabilirdi.

Silahlara böyle bir sınır getirilmesi kuşkusuz bunların evde daha güvenli saklanmasını da mümkün kılar.

Nitekim olaydaki baba sadece tek bir şahsi silah edinebilseydi, 9 silaha göre bir silahı evde daha güvenli biçimde koruyabilirdi.

Diğer bir önemli sorun ise toplumda ve kamuoyunda bireysel silahlanmaya karşı ciddi bir duyarlılık bulunmaması.

Özellikle son olaydan sonra bu konuda ortalığın çoktan ayağa kalkması gerekirdi.

ABD’de bile anayasal seviyede hak olmasına karşın, toplumda son zamanlarda bu konuda ciddi kampanyalar yürütülüyor.

Daha da vahim olanı, iktidar cenahından son olay sonrasındaki temel çözüm reçetesinin sosyal medyayı daha da sınırlama ihtiyacı olarak sunulması.

Böylece bu olay fırsata çevrilerek, toplumun zaten her fırsatta iyice kısıtlanmaya çalışılan ifade özgürlüğü daha da sınırlanmış olacak.

Oysa bu vahim olay vesilesiyle gündeme gelmesi gereken, sosyal medyayı ve ifade özgürlüğünü kısıtlamak yerine bireysel silahlanmayı kısıtlamak olmalı.

Kaldı ki salt sosyal medyayı kısıtlayarak çocukların ve gençlerin disipline edileceğine inanmak sadece kolaycılık ve saflık değil, tribünlere oynayarak toplumu kandırmak anlamına da gelir.


© T24