MEB Ramazan Genelgesi laikliğe aykırı mı?

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından resmi ve özel tüm okullara gönderilen Ramazan Genelgesi’nin laikliğe aykırı olduğunu iddia edenlere karşı saldırılar, hakaretler ve tehditler iyice artmış görünüyor.

Anlaşılan o ki iktidar tarafı bu konuyu büyütmeyi ve siyasi malzeme yapmayı özellikle tercih ediyor.

Laikliği savunanları “din düşmanı” olarak lanse edip dindarlara hedef göstererek, ekonomik kriz ve diğer nedenlerle dindar kesimden CHP’ye kayacak oylara engel olma hesabı var sanırım.

Türkiye’de siyasetin realitesinde bu tür taktikler artık iyice kanıksandı.

Bu ülkede siyasi açıdan en kolay prim yapma taktiği dinsel duyguların ve hassasiyetlerin kullanılması olduğu bilindiğinden, buraya kadar anormal veya sürpriz bir durum yok aslında.

Bu arada şunu da eklemeliyim ki özellikle Sol radikal veya salt rozet ve “şekil” Atatürkçülüğü yapan ütopik kesimlerden gelen fazla sert ve amacını aşan “laikçi” tepkilerin siyasi açıdan hep laiklik karşıtı kesimlerin ekmeğine daha fazla yağ sürdüğü ve işlerine yaradığı da geçmiş tecrübelerle sabit.

Ancak bu demek değil ki anayasal laiklik ilkesinin gerçekten aşındırılmasına, zayıflatılmasına ve içinin boşaltılmasına da seyirci kalalım.

Diğer bir ifadeyle, laiklik adına sansasyonel, ütopik, irrasyonel ve amacı aşan radikal tepkilere prim vermeden, ayakları yere basan, rasyonel, tutarlı, mantıklı ve etkin bir laiklik savunmasının nasıl yapılacağına kafa yormak lazım.

Örneğin şu anda yoğun saldırı altındaki 168 kişinin imzası ile yayınlanan Laiklik Bildirisi’ni ilk gördüğümde ben de altına imza atar mıyım diye okudum.

Son zamanlarda ülkemizde laikliğin sistematik biçimde zayıflatılmaya ve aşındırılmaya çalışıldığına dair temel tespite aslında katılıyorum.

Ne var ki İsrail ve ABD gibi dış güçlerin ülkemizde laikliğin yok edilmesine yönelik kararlar aldığına ve bu konuda bizim hükümetle işbirliği yaptığına dair “komplo teorisi” kokan ifadeleri görünce, akademik ciddiyetle bağdaştıramadığım için, hemen vazgeçtim.

Tabii ki bu durum, anayasal ifade özgürlüğünü kullanan imzacılara karşı saldırıları kınamama ve imzacılarla empati yapmama engel değil.

Daha önceki Barış İmzacılarının başına gelenleri görünce, şimdiki Laiklik Bildirisi imzacıları için endişelenmemek de elde değil.

Dinsel bazlı manevi ve psikolojik zorlama ve öğrenciler arası bölünme riski

Bu durumda laiklik karşıtı olduğu iddia edilen bir uygulamanın (somut olayda Ramazan Genelgesi) gerçekten laikliğe aykırı olup olmadığını tespit etmek çok önemli.

Zira neyin laikliğe aykırı, neyin aykırı olmadığı konusunda tüm toplumun kafasının oldukça karışık olduğu anlaşılıyor.

Örneğin Sayın Devlet Bahçeli, açıklamasında anılan Genelgedeki Ramazan aktivitelerinin zorunlu olmayıp tercihe açık olmasına vurgu yaparak, laikliğe aykırı olmadığını savunmuş ve ’u Müslüman bir ülkede bu tür faaliyetlerin doğal karşılanması gerektiğini belirtmiş.

Sayın Bakanın da bu yönde........

© T24