Hukukun “yabancılaşması”

Ülkemizde hukuk adına yapılan uygulamalar her geçen gün özellikle biz hukukçuları ve akademisyenleri şaşırtmaya devam ediyor.

Öyle bir noktaya geliyoruz ki artık bizim öğrencilere anlattığımız ve öğrettiğimiz hukuk ile yetkililerin uyguladığı hukuk birbirinden iyice uzaklaşıyor ve biri diğerini artık tanıyamaz hale geliyor.

Hukuk fakültelerinde öğretilen hukuk ile yetkililerin uyguladığı hukuk giderek birbirine iyice yabancılaşıyor.

Bu olgu hukuk teorisindeki “olan hukuk” ile “olması gereken hukuk” farkından çok başka yerlere gitmiş durumda.

Çünkü yetkililerin uyguladığı hukuk artık adına asgari seviyede bile “hukuk” denilebilecek özelliklerden artık iyice uzaklaşmış ve başka bir “şey”, “oluşum” ya da adı her neyse ama “hukuk” denilemeyecek bir hale gelmiş durumda.

İdare hukuku derslerinde idarecilerin hukuken “yok” hükmünde sayılan işlemlerine örnek olarak, bir idari makamın kanun çıkarması ya da bir kanunu değiştirmesi şeklinde işlem yapması örneği verilir.

Böyle bir yetki o kadar ağır ve absürt derecede bir fonksiyon gaspı içerir ki hukuken “yok” hükmünde sayılır.

Gerçi bu örneği verirken genelde biraz çekiniriz de.

Bir öğrenci çıkar da, “iyi de hocam, hangi idareci bu kadar ağır, bariz ve absürt bir hata yapar ki? Böyle saçma örnek mi olur?” diyecek diye ürkeriz biraz.

Bakan, kanunu erteleyebilir mi?

Geçen ay (26 Şubat) yürürlüğe giren yeni Trafik Kanunu değişikliği ile trafik cezaları ciddi oranda artırıldı.

Bu cezaların bir kısmı için Sayın İçişleri Bakanı basına yaptığı açıklamada, kanunda öngörülen bazı idari para cezalarının uygulanmasını yaklaşık iki hafta (1 Nisan’a kadar) ertelediğini ve ilgili birimlere bu tarihe kadar para cezası yazılmaması ve yazılmış olan cezaların da kaldırılması talimatı verdiğini belirtmiş.

Gazeteci Tolga Şardan da yazısında Bakan’ın böyle bir yetkisinin bulunmadığını ve bu yetkiyi ancak “KHK ile Cumhurbaşkanının kullanabileceğini” ifade etmiş (T24, 17 Mart 2026).

Bakanlıktan yapılan açıklamada ise yeni kanun değişikliğinde öngörülen bazı idari para cezalarının uygulanmasının ilgili yönetmelik çıkarılıncaya kadar ertelendiği ve verilmiş cezaların da iptal edileceği vurgulanmış.

Tecrübeli gazeteci Sayın Şardan’ın bu yetki sorununa dikkat çekmesi son derece isabetli.

Gerçekten de bakan dahil hatta cumhurbaşkanı dahil, yürütme erkine dahil hiçbir yöneticinin parlamentonun çıkardığı bir kanunu erteleme, durdurma veya uygulamama yetkisi yok ve olamaz.

Bizzat kanun bile bakana veya cumhurbaşkanına bir kanunu erteleme veya kaldırma yetkisi tanıyamaz.

Yönetmelik çıkarılmaması ise yine kanunu uygulamayı erteleyemez.

Bunun tek istisnası, kanunun öngördüğü bir yaptırımın uygulanması o konuda yönetmelikle ayrıntıları düzenleme koşuluna bağlanmışsa ve yönetmelik diğer ayrıntıları belirlemeden kanunun uygulanma kabiliyeti yoksa söz konusu olabilir.

Somut kanunda trafik cezaları için bu konuda sadece takograf gibi çok az istisna var.

Kaldı ki zaten mevcut kanunun uygulanmasını gösteren yönetmelik zaten mevcut ve yürürlükte.

O halde bir bakan, siyasi bazı saiklerle kanunun öngördüğü para cezalarını erteleme ve verilen cezaları kaldırma talimatı verdi ise bunun hukuki, mali ve cezai sonuçlarını da üstleniyor demektir.

Örneğin oluşacak kamu zararının telafisine dair ileride Sayıştay tarafından çıkarılabilecek mali sorumluluğu.

Bu arada Sayın bakanın talimat verdiği astlarına tavsiyem, bu konuda sözlü talimat ile yetinmemeleri ve mutlaka yazılı talimat istemeleri.

Yoksa Anayasa’ya göre kendileri de sorumluluktan kurtulamazlar.

Sonuçta “neden bu ülkede böyle şeyler oluyor?” diye sorgulayan gençlere açıklama derdi de bize düşüyor!


© T24