Adaletten nasıl adil hesap sorulur? |
Ülkemizde halen hukukçuların çok büyük çoğunluğu gibi ben de artık mevcut adalet, hukuk ve yargı sisteminden ümidimi kesmiş durumdayım.
Nedense sadece muhaliflere ve özellikle de muhalif seçilmiş yerel yöneticilere ve muhalif gazeteciler ve aydın kesimlere karşı hiper-aktif, ama iktidar tarafına yönelik iddialara karşı tamamen pasif görüntü veren adalet sistemi.
Ülkede tarafsızlık tartışmalarında futbol hakemleriyle yarışan tek kesim maalesef yargı camiası!
Tarafsız ve adil karar verip vermeme konusunda futbolla yatıp kalkan ülkelerde hakemler hep en çok eleştiri konusu edilirken, yargıçların da en az onlar kadar eleştirilmesi normal mi?
Eski bir yüksek yargı mensubu ve 35 yıllık hukuk hocası olarak, yargıç ve savcıların önemli bir kesiminin tarafsızlık ve siyasete karşı mesafe koyma kaygısından bu kadar uzaklaşmasını görmek inanın içimi acıtıyor.
Hatta ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayına karşı her ne hikmetse adaylığını açıklamasının hemen akabinde başlatılan soruşturma kapsamında, bizim bildiğimiz kadarıyla, suçlanana karşı hem lehe hem de aleyhe kanıtları ortaya koymakla görevli iddia makamının duruşmadaki sonuçta ülkenin en büyük ilinde halkın oyuyla üç seçim kazanarak seçilmiş bir siyasetçiye yönelik tavır ve tehditvari sözlerine bakılırsa, artık hiç olmazsa dışarıya tarafsız “görüntü verme” kaygısı bile taşınmadığı anlaşılıyor.
Ne var ki evrensel hukuk devleti ve AİHM kriterlerine göre yargıç ve savcılar, önlerindeki davalarda hem tarafsız olmak, hem de dışarıya karşı “tarafsız görüntü vermek” zorundalar.
Davasına baktığınız veya potansiyel olarak bakabileceğiniz taraflarla içli dışlı ve samimi olursanız; işlemini yargıladığınız idareci/siyasetçiye alenen övgüler düzerseniz ya da rakibine atar yaparsanız, tarafsız görüntü vermiş olmazsınız.
Tabii genelleme yapmak doğru olmaz. İşini düzgün, tarafsız ve liyakatle yapan yargıç ve savcıları ayrı tutalım.
Aslına bakarsanız sürekli bu durumdan şikayet etmekten ve yakınmaktan da ciddi biçimde sıkılmış durumdayım.
Artık bu konuda sürekli şikayet edip etrafımıza söylenmeyi bırakma zamanı geldi.
“Karanlığa küfredeceğine bir mum yak!” diyen Konfüçyus’un izinden gitmeli.
Gidişattan memnun olmayanlar artık işe yarar bir şeyler yapmalı.
Neyin işe yarar olacağının kesin bir formülü yok kuşkusuz.
Ama sürekli yakınmaktan ve eleştirmekten farklı bir şeyler olduğunda kuşku yok.
Örneğin ben kendi adıma, adalet, hukuk ve yargı sistemindeki mevcut tıkanma ve çürüme karşısında nasıl bir reform, ne yönde somut değişiklikler yapılması gerektiği hususunda kafa yoruyorum ve kendimce öneriler geliştiriyorum.
Hesap sorma modelleri
Yani olası bir iktidar değişiminde “geçiş dönemi adaleti nasıl sağlanacak?” konusunu düşünüyorum.
Adil, demokratik, sürdürülebilir, yararı ve etkisi uzun süre korunacak ve aynı sorunların ileride tekrar etmemesi için nasıl bir reform kurgulanmalı?
Reformun “geçiş döneminde” şimdiki dönemin sorumlularından hukuk önünde nasıl hesap sormalı?
Sorumluları, görevini somut iş ve işlemleriyle kötüye kullananlar; yetkisi dahilindeki kötüye kullanımlara sesini çıkarmayanlar; elini taşın altına koymayıp köşede sessizce bekleyenler olarak kabaca üç gruba ayırırsak, adil bir hesap sorma modeli nasıl dizayn edilmeli?
1 Temmuz 2016’da bir kanunla tüm Yargıtay ve Danıştay üyelerinin görevlerine son verilmesinde olduğu gibi, genel ve acımasız bir “eli baltalı” yasal tasfiye modeli mi?
AİHM’in de meşru gördüğü tarafsız bir geçiş dönemi adaleti sağlama komisyonu ile kişi bazında somut değerlendirme yoluyla objektif biçimde “kuruyu yaştan ayırma” modeli mi?
Diğer siyasi aktörlerin bir kısmı ile uzlaşma sağlanıp anayasayı değiştirme çoğunluğu bulunursa, tüm sistemi anayasal bazda yeniden kurgulamak yoluyla daha köklü bir reform modeli mi?
Bu reform ve sistem değişikliklerin bir iktidar değişikliği olmadan hayata geçmeyeceğinin farkındayım.
Kaldı ki şu soruların yanıtlarını vermenin zor olduğunu biliyorum:
Bir iktidar değişikliği olur mu?
Olursa da görür müyüm?
Görürsem de düşündüğüm tarzda sorunları çözen ve işe yarayan değişikler yapılır mı?